Jump to content
  • Madam O'Malley
    Madam O'Malley

    Anime ve Animasyon Arasında Farklılık...

    Merhaba sevgili okurlar bu gün üzerinde biraz kafa yorduğum birazda bir Spider-man filmi izledikten sonra aydınlandığım bir konu hakkında konuşacağız. 
    Arada bir bir kaç kişi ile animeler ve animasyonlar arasında benzerlik ve farklılıklar hakkında ufak tartışmalara girip bana sürekli olarak "aradaki fark ne abiciğim ikisi de çizim ve illüstrasyon işte" denildiğini işittim. amatör olarak çizimle uğraştığım ve sinema ile hobi olarak ilgilendiğim için biraz sıkıcı birazda bilgilendirici bir metin taslağı var elimde.  Ama öncelikle burada Animasyonlar olarak üç boyutlu çizgi filmlerden söz ettiğimi belirtmem gerek. onlara sürekli animasyon diyeceğim o yüzden şurada açıklamam dursun. 

    euclid-3d-comparison.jpg

    Öncelikle şu cevap yersiz kalıyor bu soru için. "Anime Japon çizgi filmidir." Bu cevabı vermek olaylara sadece yüzeysel bakmadır. Çizgi filmler, çizgi romanlar, manga ve animasyonlar o kadar farklı ki bunu ayıt etmek için belli metotlar var. ama can sıkıcı metotlar hakkında konuşmayacağız. daha aydınlatıcı biçimler hakkında konuşmaya başlayacağız. Öncelikle Animelerin bizi neden bu kadar etkilediği ve bağlanıp hayatımız içinde bir yer tuttuğu hakkında konuşalım. Senaryoları değil. baktığınızda temelde hepsinde belli ve eş senaryolar, ana karakter ve kahramanlık öykülerinin tekrarı var. Farklı bir konu üzerinden işleyen anime ve manga bulmak zordur.  Genelde nadiren ortaya çıkan ve sadece 12 bölüm süren konusu muazzam ve bağlayıcı animeler görmüşümdür.  Onun dışında kahramanın doğuşu gelişimi ve komedi ağırlığı üzerinden farklı bir biçimde olaya zıt karakterli karakterin başarılı olması, sayko bir karaktere dönüşmesi ve intikamcı ruh falan... Biraz Japon Hollywood'u tarzı bunlar. 

    process_01.png

    Öncelikle film, animasyon film ve anime izlemeyi severim. Fakat son zamanlarda Anime izlemek pek hoşuma gitmemeye başladı. Bunun sebebinin eski tarzını bırakmış yeni nesil çizerlerin benzer tema ve karakterler üzerinden ilerleyişi. Yeni bir karakter ve yeni bir öykü görmek zorlaştı. Bu gidişle göremeyeceğiz de. Stüdyoların hepsi aynı teknikleri kullanmaya ve yönetmenlerin baskısına rağmen aynı çekim açılarından hareket edişleri artık yorucu ve sıkıcı bir biçim almaya başladı. yapımcı firmaları suçlamak en temizi olur.  Kimetsu noYaiba gibi nadiren iyi çizimler ortaya konulup arka plan 24 kare işlerken karakterler 12 kare ve keskin hatlı hareketler ile dikkat çekmeyi başaran yapımlar olsa da diğer animeler de tekrar ve tekrar aynı standart Amerikan animasyon biçimlerini kullanma arzusu devam ediyor. Bu amerikan animasyon tekniğinin ne olduğuna gelirsek. Gerçekçilik! Gerçekçilik ve üç boyut takıntısı. oysa ki bir araştırmada insanların iki boyutu daha hızlı kavradığı ve bilişsel olarak kendisi ile daha net bağdaştırdığı görülmüştür. Anime farkı da tam olarak buydu. iri gözlü ve bir emoji tadında karakterleri ile kavranması net ve kolay biçimleriydi. Açıkçası basit çizim teknikleri ve gerçekten uzak çizim teknikleri ile gerçekliğin içine bırakılması izleyici için var olmayan bir evren tadı veriyordu.  şimdi diyeceksiniz ki ne alaka kardeşim. gerçek olmadığını biz biliyoruz. hoşumuza gidiyor. İzleyip geçiyoruz. İzleyip geçmiyorsunuz işte. beyin her ne kadar üç boyutlu görmeye alışık olsa da görüntü beynimize iki boyutlu kaydedilir. Animelerde ise kullanılan iki boyut tekniği ve arka planın netliği karakterin ön planda tutulması için arka planın bulanık olmaması önemli. Eğer arka plan bulanık kalırsa karakter ön plana çekilirse beyin ona gösterilen şeyi görüp geçer. kaydetmez bile. Sadece kısa hafızaya atılır. Ama arka plan ile karakter aynı karede aynı netlikte ise beyin orada bir pencere olduğu ve daha fazlası olacağını düşünür. Şimdi gelelim bunun tatlı ve saplantılı kanıtına. 

    f6e51142-6047-408f-9b1e-e43c3fd527d0_rw_

    Disney filmlerinden birisini illa ki izlemişsinizdir. Özellikle son dönemde moda olan  3D filmlerinden birisine denk gelmişsinizdir. Çizimleri, arka planları ve her şey o kadar gerçekçi ama bir o kadar animasyon olduğu belli olan biçimde tasarlanır ki üstünde kafa yormayız. izlemeye başlar, bitirir ve sonunda iyiydi ya da kötüydü deriz. hakkında uzun uzun alternatif yorumlar yapıp karakter gelişiminden bile söz etmeyiz. çünkü karakterin geliştiğini görsek bile algılayamayız. Rapunzel filmine değinelim. kesilen saçlar pek bizim için önem ifade etmedi.  Çünkü kahraman için önem arz eden sahneler o kadar silikleşmişti ki beynimizde. Üç boyutlu olmasından kaynaklı bu. Konusu zaten sıradan olan bir filmde arka plan bulanık, karakterler üç boyutlu ve en kötü yanı ise harekete kare sayısı arka plan ile eş olduğu için beyin donuk biçimde. Yedinci sanat sinemanın sırrı çekimler ve karelerin kullanım biçimidir.  Bunu animasyon filmlerinde Disney stüdyolarında uygulamazlar çok fazla. o yüzden öykünün girişi, gelişmesi ve sonucu önemli olmak zorundadır. komedi de onu tatlandıran yapıdır. Fakat bunca emek ve iki senelik çizimler, stüdyo çalışmaları hepsi sadece iki saat içinde izleyici tarafından tüketilir, sindirilir ve sonunu biliyorsunuz. hele ki hitap ettiği yaş grubu için ilgi çekici olmanın dışına çıkamaz. Prenses hikayeleri ve belli başlı güçlü kahraman imajında düşülen buhranların garip bir şekilde bir anda çözülmesi... 3 ile 20 yaş aralığını hedef alan izleyici kitlesinden sadece 10 ile 15 yaş aralığına hitap edebildikleri için senaryolarında daha derin olmaya çabaladıkça hala sinemanın anlamsal bütünlüğünü bozan yapımcılar elinde kıvranan animasyonların animelerden sadece çizim açısından ayrılmadığını da görüyoruz. 

    d7xi063-86f0fd15-75d0-4b43-9c25-5bde6a3a 

    Animeler için kare kullanımı oldukça önemlidir. arka planı bulanıklaştırmak karakterin önde kalması gibi durumlar hikaye ve içeriğe zarar vereceği için kaçınılan bir konumdadır. Kahramanın etrafındaki her şey onun dünyasından bir parçadır. yerdeki bir kağıdı alması için bütün zeminin gözükmesi ve onun gibi kağıdı fark etmemiz gerekir. Animeler için 1 sahne yani 24 karede önemlidir. zamanında tek tek elle çizim tekniği ile başlayan öykü şimdi daha teknolojik ilerlese de bizim için önemli olan şeyi hala korumayı başarıyor olması. sahnelerin içinde bütünleştirmeyi bize bırakma. Karakterin çıktığı yolculuk esnasında etrafında değişen her şeyle beraber gelişiminini rakip edip çizer ve senaristin yönetmenin her nesnede bir farklı hikaye yaratarak kendimizce öykülerin içinde tahminler yürütmeye yol açıyor. 

    Gelelim spider-man filmi ne alaka diye sorma kısmına. Biliyorsunuz ki   Spider-Man: Into the Spider-Verse 2019 yılında çıkan tatlı hoş bir amerikan animasyon filmi.  bir arkadaşım izlemen gerek diye bastırınca açtım ve baktım. harbiden de serinin en güzel filmlerinden birisi olmuş. Konusu Spider-man evrenindeki en bilindik konu. Kahramanın kendini kabul edişi ile alakalı. Güçlerine alışma süreci ve benzeri şeyler. ama filmi güzel yapan şey tekniği olmuş. iki boyut çizim ve üç boyutlu boyama ile  yapılmış olmasına rağmen eski çizgi roman teknikleri kullanılmış ve bazı karelerde el çizimleri bazı yerlerde klasik basımdaki mürekkep hataları vardı.  benim gibi çizgi roman toplayan okuyan ve animeden önce manga diyen kişilerin gerçekten ayakta alkışladığı bir yapımdı. 

    989242.jpg

    Kullanılan arka planın gerçek evrensel algıdan uzak ve  illüstrasyon teknikleri ile yapılması, boyut algısının izleyiciye bırakılması ve klasik amerikan çizgi roman tekniklerini kullanmayı tercih edip güncel Disney , Pixar ve Sonny stüdyolarının animasyon  tekniklerinden kaçınarak arka planı bulanık yapmama gibi hoş teknikler kullanılmış. karmaşık olmayan basit tarzı ile izleyicinin karakterleri çabuk benimsemesi ve hakkında teoriler yaratacak ayrıntıları karelere sığdırması aslında anime yaratma ve kareleme ile aynı teknik. Beynin evrimi hakkında daima şu söylenir. İnsanlar animasyonlarda gerçeğe yakın karakterler gördükçe onun hakkında endişelenir ve onun hareketleri ile ürperirler. korku yapımlarında kullanılan animasyonların gerçeğe yakın olması kişinin bilinç altında o varlığın gerçek olabileceğini ve onun dünyasında olduğunu düşündürür.  Animeler ise insana var olan başka bir evrende başka bir hayat varmış gibi bir pencere açtığı için ciddi şekilde her yaş grubuna hitap edip sevilmeyi başarıyor. sürekli olarak gerçeklikten kaçarak gerçekliğe yakın tonları kullanması, olayların gelişiminin de karakterin bütünleyecek çevresel etkenleri parça parça göstermesi  gibi teknikleri onu çizgi filmlerden ve animasyonlardan ayırıyor. izleyici için var olmayan ama varlığından emin olduğu bir evren yaratmayı başarıyor. Bu tekniği kopyalayan ve yeni evren yaratma projesine açılan Marvel ve DC de aynı tekniği kullanmaya başlayarak büyük bir süper kahraman evreni yaratmıştı. tutulması ve fan kitlesinin armasını sağlayan yapımcıları ve sermaye koyanları mutlu eden şeyler bunlar. 
    why-storyboard-is-essential-in-animationİnsnalar için basit ve iki boyutlu olan şeyler hafızada çok daha kolay yer edinir. Japonya'da bulunan animasyon stüdyolarında sadece çizerler falan var sanmayın. Renk algısının nasıl karşılandığını, beynin çizimlere karşı nasıl tepki verdiğini, hangi yaş grubunun hangi türe ilgili olduğunu araştıran nöromarketing ile ilgilenen araştırmacılarda olduğunu biliyor muydunuz?  Bu sayede animelerin tutup tutmayacağı hakkında istatistikleri araştıran ve ona göre yönetmene bilgi aktaran. güncel ve popüler sistem içindeki renklerden tutun yaz ve kış animelerinde ki karakterlerin yüzlerinin nasıl olması gerektiğine karşı büyük bir çalışma var.  O yüzden 24 bölümlük bir animenin fikri ortaya çıktığı andan itibaren yatırımcılar ve stüdyolar bir sene boyunca tasarım, taslak ön gösterimde belirli grupların tepkileri gibi şeyleri ölçüyor ve tutacağına inanıyorsa onu servis ediyor.  Her yıl yüzlerce anime servis edilse de bunlardan başarı elde eden sadece %30'luk kısmı. Bu da zaten bizim içine kapıldığımız bitince boşlukta kaldığımız animeler. büyük şirketler ve büyük yapımcıların animeleri her nasılsa : )  başarı elde edebiliyor. Bu başarılar ise bizim beğeni ve algımızın okunması sayesinde oluyor. Beğeni ve algıların okunması konusuna çizgi filmler ve animelerin ayrımı ve farkları hakkında konuşurken tekrar değiniriz. 

    Okuduğunuz için teşekkürler. 

     

    Dilerseniz şunlara da göz atın derim....

    https://animediet.net/commentary/what-pixar-and-miyazaki-have-in-common-and-what-anime-can-learn-from-them

    http://mozartcultures.com/studio-ghibli-pixara-karsi/

     

     




  • Disqus Yorum

  • Uyarı!

    • İçeriklerimizin "kopyalanması" ve "çoğaltılması" kanunen yasaktır!
    • 1948 yılında yürürlüğe girmiş İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 27. maddesinde belirtildiği üzere; ‘’Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.’’
    • Bu bağlamdan mütevellit 1998 yılında Dünya Telif Hakkı Örgütünün de destekleri ile Amerika Birleşik Devletlerinde çıkartılmış olan Digital Millennium Copyright Act (DMCA) adlı bu yasa ile İçeriklerimiz DMCA ile korunmaktadır.

    DMCA.com Protection Status

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

 . 

Bizi Takip Edin!

×
×
  • Create New...