Jump to content
  • Aisaka Taiga
    Aisaka Taiga

    Kedilerin Tarihi ve Ünlü İsimlerin Kedileri

    İlk önce kedilerin tanımıyla başlayalım. Kedi (Felis silvestris catus), kedigiller (Felidae) familyasından evlerde beslenebilen, küçük, memeli, avcı, etçil, tatlı ve biraz bencil hayvanlar. Sürü hayvanı değildirler, yalnız yaşarlar. Bencilliklerinden dolayı kedileri evcilleştirilmemiş, evcil olmayı kendileri tercih etmişlerdir. Onların bu doğal bencilliği, günümüzdeki kedi davranışının da temelini oluşturmaktadır.

    Evcil kedi her ne kadar diğer evcil hayvanlar gibi uysal ve insana alışık olsa da bağımsız, vahşi olma özelliğini korumaktadır. Hatta kedilerin hala tam olarak evcilleştirilmediği ve evcilleştirme sürecinin devam ettiğini söylersek pek abartmış olmayız. Evcil kedilere ait keşfedilen ilk tarihi bulgular, 4 bin yıllık antik Mısır çizimleriydi. Ancak Çin’in orta bölgesinde yer alan Quanhucan adlı çitçi köyünde yapılan kazılarda bulunan 5300 yıllık fosiller, kedilerin insanlarla sanıldığından daha uzun zamandır birlikte yaşadığını gösterdi.


    A1yGzz.jpg

    Kediler eski Mısırlarca el üstünde tutulurdu. İncitilmelerinin veya öldürülmelerinin yasalarla karşısına geçilmişti. Kedilere tapınma o kadar benimsenmişti ki hayvanın ölümü durumunda bütün aile yas tutardı. Zengin ya da fakir herkes kedilerinin leşlerini, ipeklerle sarıp bronz ve tahta -Mısır’da değerli maddelerden yapılmış kutularının içine yerleştirerek mumyalardı. İki bin yıldan daha eski olan Sanskrit yazıları Hint toplumunda kedilerin rollerinden bahseder. M.Ö 500 civarında Çin’de Konfüçyüs’ün çok sevdiği bir kedisi vardı. Aynı dönemde Japonlar kutsal el yazmalarını korumak için pagodalarında kediler tutmaya başladı.

    Kedilerden, özellikle kara kedilerden korkma ilk olarak Ortaçağ’da Avrupa’da, bilhassa da İngiltere’de ortaya çıktı. Bağımsız, inatçı ve sinsi karakterlerine ek olarak büyük şehirlerde hızlıca çoğalmaları kedilerin gözden düşmesine katkıda bulundu. Cadı histerisi Avrupa’da egemen olmaya başladığında evsiz, yalnız ve kedisever kadınların çoğu kara büyü yapmakla suçlandı. Onların yoldaşları kediler (özellikle kara olanları) de cadılarla ilişkilendirilmeye başlandı. Bu inanç iyice yerleşti ve hatta cadıların sokaklarda fark edilmeden kolayca dolaşabilmeleri için kendilerini kedilere dönüştürdükleri inancı Salem cadı avları boyunca Amerika’da da hâkim oldu. Ortaçağ’ın sonlarına doğru çoğu toplum kedilerin neslini tüketmeye çabaladı. Cadı korkusu paranoyaya dönüştükçe bir sürü masum kadın ve zararsız hayvan kazıklarda yakıldı. Avrupa’nın her tarafında yüzyıllar boyunca kara kediler katledilmiş olmasına rağmen siyah renk geninin türden silinmemiş olması oldukça şaşırtıcıdır. Ancak günümüzde Japonya'da kara kediler inanılanın aksine iyi şans, mutluluk olarak düşünülüyor.


    Bu sevimli arkadaşlarımız hepimizi etkilediği gibi yazarlarımızı da etkiledi. Hatta yazarların kedilere duyduğu alaka, bazı yazarların kedilerle ilişkilerini anlattıkları kitaplara kadar varmış durumda. Çünkü karnı tok olduğu sürece ses çıkarmayan minikler, yazarlara eşlik eden tatlı ve sessiz arkadaşlar oluyorlar. William S. Burroughs’un Türkçede yeni yayınlanan İçerdeki Kedi adlı denemesi buna verilebilecek en güncel örnek. Bu ilişkinin, bu yoğunlukla kurulmasında kedilerin yazarlar kadar yalnızlığa ihtiyaç duymaları etkili olmuş mudur? Mutlaka olmuştur. Karınları tok olduğu sürece günün büyük çoğunluğunu kendilerini dinleyerek geçiren kediler, yazarlara, onları rahatsız etmeden eşlik etmeyi doğaları gereği başarıyor.

    Kediler ve insanlar konusunda Bilge Karasu şöyle düşünüyor:“Kedinin büyüsüne kapılanlar, genellikle, köpeklerin büyüsüne kapılanlardan farklıdır deyip geçeceğim” der ve devam eder: “Hayvan, bizim açımızdan, başka’dır. Onun açısından bizim başka olduğumuz gibi… Bu başkalıklar, pek güzel, bir arada yaşamayı öğrenebilir. Kızdıklarında kedilerini, köpeklerini kendileriyle özdeşleşmiş sayanlar ne kadar yanılıyorsa, sevdiklerinde kedileriyle, köpekleriyle özdeşleşenler de bir o kadar yanılıyor diye düşünürüm. Bir arada yaşayınca, ötekinin kaygısını taşırsınız elbet. Ona dokunan size de dokunmuştur, onu sevindiren sizi de sevindirir. Ama ötekinde kendi izdüşümünü aramak hiç gerekmez.”

    Ernest Hemingway’in altı parmaklı kedilerinin torunları olan yaklaşık 60 kedi bugün hâlâ onun Key West’teki sahil evinde yaşıyor. William Burroughs, ''kedilerimle ilişkim beni ölümcül ve amansız bir cehaletten kurtardı'' diye yazıyor; ve 1997 yılına ait bir fotoğrafta, ölüm döşeğindeki Burroughs’a kendine özgü anlaşılmaz bir merasimle veda etmekte olan kürklü yoldaşı görülüyor.

    ÜNLÜ İSİMLER VE KEDİLERİ

    1JG76Y.jpgİnsanlar hakkında psikolojik romanlar yazmak istiyorsanız yapacağınız en iyi şey bir çift kedi edinmektir.

    (Aldous Huxley,İngiliz yazar)

    4aG9jJ.jpgKediler duyguları konusunda dürüsttürler. İnsanlar ise duygularını gizlerler.

    (Nobel ödüllü, ünlü yazar Ernest Hemingway, Amerikalı roman, hikaye yazarı ve gazeteci)

    Vr3BQP.jpgSylvia Plath ve Kedisi Dady. (Amerikalı şair ve yazar)

    A1yGOr.jpgJorge Luis Borges (Arjantinli öykü, deneme yazarı, şair ve çevirmen)

    Vr3BBP.png Robert Olen Butler (Fransız yazar)

    G9yG4v.jpg          Bilge Karasu (Türk öykü, roman ve deneme yazarı) 





  • Yorumlar

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

Bizi Takip Edin.

×