Jump to content
  • AzurveAziz
    AzurveAziz

    Harun Elçin İle, Osmanlı'dan Hikayeler!

    Merhaba Arkadaşlar,

    Bugün konumuz Harun Elçin ile Osmanlıdan hikayeler! Son zamanlardır kitaplarımın arasında dolaşan ve diğerlerinden vakit ayırıp yakın zamanlarda hikayelerini okuduğum kitaptır kendileri. Konu olarak, bütün bir hikaye olarak değil, farklı başlıklar altında kısa ve özlü fetva şeklinde yazılmış hikayelerden oluşmaktadır. Ve aynı zamanda tarihi gerçekliler kullanılarak oluşturulmuş içeriklere sahip. Okumayı düşünürsünüz diye içinden şeçtiğim bir kaç hikayeyi yayınlayacağim.

     

    Mimar Sinan ve Nezaket

     

    Mimar Sinan, yaptığı camiyi karşıdan seyrediyordu. Caminin etrafında oynayan çocuklardan biri yanına geldi. Sinan'ı tanımıyordu. Ona:

    "Bak amca! Bu minare eğri."

    Bunu diğer çocuklar da tasdik ettiler. Mimar Sinan çocukların bu ifadeleri karşısında onlara dedi ki:

    "Çocuklar! Madem ki minare eğri, düzeltelim. Haydi biriniz gitsin evinden uzunca bir ip getirsin." Çocuğun biri koşa koşa evine gider. Biraz sonra uzun bir ip ile getirir. Sinan o ipi minareye bağlar. Çocuklarla beraber minareyi düzeltmek için ipe asılırlar.

    "Haydi çocuklar asılalım!"

    Hepsi ipe asılınca, çocuklardan biri:

    "Tamam amca, düzeldi" der. "Minare şimdi doğruldu."

    Mimar Sinan gülerek oradan uzaklaşır...

    Koca Mimar, minarenin eğri olmadığını pekala biliyordu. İple çekilmek suretiyle düzelmeyeceğinden de haberi vardı.

    O kadar zahmete katlanması çocukları ikna içindi.

    Öyle olmasaydı...

    O zaman çocuklar, minarenin eğri olduğunu söyleyeceklerdi. Bu da insanları şüpheye düşürebilirdi.

     

     

     

     

    Estergon Kalesi

     

    Kanuni Sultan Süleyman'ın Padişahlığı döneminde ve 1543 yılında elimize geçen Estergon Kalei Sancakbeyli haline getirilerek Budin Beylerbeyliği'ne bağlanmıştı. Ancak kale, bundan yaklaşık elli yıl sonra Alman, Leh, Çek ve İtalyanlardan oluşan 80 bin kişilik bir haçlı ordusu tarafından kuşatıldı. Bu sırada Estergon Kalesi'nde yalnızca beş bin Türk askeri bulunuyordu.

    Durum gerçekten çok kötüydü ve yardım alma ihtimali de yoktu. Düşmanın teslim olma teklifi Estergon muhafızı Kara Ali Bey tarafından kabul edilmedi. Kara Ali Bey ve yanındakiler, "Biz Rumeli gazileriyiz; kelle verir, kale vermeyiz!" diyorlardı.

    Bu inancı taşıyan er kişilerin savunduğu kaleyi düşürmek elbette kolay olamazdı. Nitekim kuşatmanın uzaması, düşman askerlerini yöneten kumandanları çılgına çevirdi ve askerlerini kırbaçlatmaya başladılar, Bu durumu gören Kara Ali Bey yüksek bir sesle bağırdı:

    "Şu mel'un kumandan yere düşürülürse, kafir askerlerin hepsi geri dönecektir. Kim onu vurursa, kendisine dilediği verilecektir!"

    Bunun üzerine Osman isimli bir yiğit "Ya Allah diyerek tetiği çekti ve düşman kumandanını yere serdi. Ancak ne var ki bu arada kale kumandanı Kara Ali Bey de şehid oldu. Onun yerine kumandayı, o sırada kalede bulunan Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmed Paşa aldı. Ancak, kalede kıtlık ve susuzluk başladığı için yapılacak fazla bir şey yoktu.

    Kalede bulunan tarihçi Peçevi İbrahim Efendi durumu şöyle özetliyordu:

    "Sarnıç etrafında hararetinin şiddetinden ıslak mermerleri yalayan ve bir damla su için can veren elsiz ayaksız yaralıların inlemeleri yürekleri sızlatıyordu."

    İçerdeki durum gerçekten elem vericiydi. Bu arada Yeniçeri askerinin ayaklanması herşeyi alt-üst etti. Artık teslim olmaktan başka çare yoktu. Aralarında, Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmed Paşa'nın da bulunduğu esirler Tuna nehrindeki gemilere bindirilerek Vişegrad'a götürüldüler.

    Estergon Kalesi'nin elden çıkması ve orada verilen şehitler bütün milleti yürekten yaraladı ve işte, nesilden nesile söylene gelen Estergon türküsü o günlerin hatırasını hala canlı tutuyor:

    Estergon Kalesi subaşı durak

    Kemirir içimi bir sinsi firak

    Gönül yar peşinde yar ondan ırak

    Akma Tuna akma ben bir dertliyim 

    Yar peşinde koşar kara bahtlıyım

    Estergon Kalesi subaşı hisar

    Baykuşlar çağırışır, bülbüller susar

    Kafir bayrağını burcuna asar

    Akma Tuna ben bir dertliyim

    Bu ateşle yanar kara bahtlıyım

    Estergon Kalesi subaşı kale

    Göklere ser çekmiş burçları hele

    Biz böyle kaleyi vermezdik ele

    Akma Tuna akma ben bir dertliyim

    Estergon'u vermiş kara bahtlıyım.

    Evet... "Kara Bahtlılar" Estergon'u gözyaşları içinde düşmana vermişlerdi ama onu geri almaya da ahd etmişlerdi.

    Başvezirlik ve kumandanlık görevine tayin edilen Lala Mehmed Paşa, kalenin elden çıkışından on yıl sonra bu defa fetih için Estergon önlerindeydi. 29 Ağustos 1605 yılı günü başlayan kuşatma bir ay sürdü ve kale 29 Eylül de ele geçiridi. Arık yaralar sarılmış, kaybedilen dosta kavuşulmuştu.

    Estergon Kalesi bundan sonra 78 yıl daha Osmanlı hudut boylarının müdafaasını yapan bir mücahid gibi görev yaptı. Kale, üstümüzde kara bulutların dolaşmaya başladığı günlerde, 1683 yılında içimizde silinmez hatıralar bırakarak elimizden çıktı ve bizleri boynu bükük bıraktı. Onun için biz hala o türküyü söylüyor, Estergon'u unutmuyoruz, unutamıyoruz:

    Estergon Kalesi subaşı durak

    Kemirir içimi bir sinsi firak

    Gönül yar peşinde yar ondan ırak 

    Akma Tuna akma ben bir dertliyim

    Yar peşinde koşar kara bahtlıyım...

     

    Yunan Subayı Ve Pir Emir Sultan

    Bursa'nın Yunan işgali sırasında, bir Yunanlı asker, Pir Emir'in türbesine girerek, ata biner gibi mezarın üzerine çıkıp, kötü sözler söylemeye başladı. O anda askerin ayakları kurudu. Feryadı üzerine arkadaşları tarafından türbeden çıkarıldı. Durum Yunan komutanına bildirlince, Pİr Emir'in türbesinin bulunduğu çevre Yunan askerleri için yasak bölge ilan edildi. Yine Yunan işgali sırasında Pir Emir mahallesine bakan korucu, bir gün elindeki sopası ile Pir Emir'in mezarı üzerine vurarak:

     

    "Madem velisiniz neden Yunanlıları Bursa'dan kovmuyorsunuz? Bu nasıl Veliliktir?" şeklinde konuşunca, korucu rüyasında Pir Emir'i görür.

    Pir Emir ona:

    "Vatan ve iffeti korumak size aittir. Canlılar ne gün için var. Biz mi gerek, der.

    Sonra korucuya bir tokat atar. Şıçrayarak uyanan korucunun ağzı çarpılır ve kısa zaman sonra ölür.

     

     

    Yedi Yüzyıllık Öğüt

    Okuyacağınız ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali'nin Osmanlı Devletinin kurucu ve damadı olan Osman Bey'e verdiği öğütleri anlatan nasihatidir.

    "Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlasın, ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin... Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkaracaktır. Ananı, atanı kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme. Sevdiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz. Üç kişiye acı:

    "Cahiller arasındaki alime,"

    "Zenginken fakir düşene,

    "Hatırlı iken itibarını kaybedene."

    Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma.

    "Bilesin ki atın iyisine DORU,"

    "Yiğidin iyisine DELİ derler."

     

    *Bu paylaşılan hikayeler, kitabın içinden şeçmedir.Daha fazlasına, Girdap Yayınları'nın Osmanlı'dan Hikayeler adlı Harun Elçin tarafından yazılmış kitabın içinde bulabilirsiniz. Bu gibi güzel hikayelerin toparlanıp derlemesini yapan yazar ve yayın evine teşekkür ederiz.

     

    (Önemli Not: Hikayelerin yayımı izin alınmadan kitapevi ve yayıncı tarafından desteklenmediğinden, Girdap Yayınları genel koordinatörü Muttalip Asılı'dan yazılı izin alınmıştır. İzinsiz dağıtımı, yayını , hikayeleri'nden paylaşımı  Anisekai dışında yasaktır.)




  • Yorumlar

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

Bizi Takip Edin.

×