Jump to content
  • AzurveAziz
    AzurveAziz

    2. Dünya Savaşı Ve Sonrasında Japonya

    Anavatanda birliği ve düzeni sağlamış olan Japonya, bütün milletlerin belli bir hiyerarşi içinde birbirine bağlanacağı bir dünyada "kendi özel mevkii"ni almak için harekete geçmiştir. Hiyerarşiye büyük inancı olan Japonya'ya göre "milletler kendi kendilerini idare ettikleri takdirde dünyada huzursuzluk eksik olmayacaktı.

    İkinci Dünya Savaşı'nın sonunu belirleyen, Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombaları, Japonya'yı sosyal ve ekonomik olarak büyük bir yıkıma uğratmıştır. Ağustos 1945'te Japonlar, İmparator Hirohito'nun "tanrısal yetkilerinden" vazgeçtiğinin açıklaması ve radyodan teslim ol çağrısı yapması ile silahlarını bırakmıştır. Teslim oluşunun ardından altı yıldan daha uzun bir süre Japonya, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Müttefikler'in kontrolü altında kalmıştır.

    Japon kültürünün temelinde yer alan düşünce ve uygulamaları anlamak bakımından İkinci Dünya Savaşı sırasındaki olaylar büyük önem taşımaktadır. Çocuk terbiyesi sırasında ebeveynlerin tetiklediği "küçük düşme" korkusu, savaşan askerlere de uygulanmıştır. Düşmanın gözünün kendi üzerlerinde olduğunu söyleyen Japonlar, Japon ruhunun ne olduğunu tüm dünyaya göstermek için çabalamışlardır. Benedict'in aktardığına göre Japon denizcilerine, çarpışma sırasında paniğe kapılmadan sakin ve sistemli şekilde hareket etmeler, aksi takdirde onları filme alan Amerikalıların görüntüleri New York'ta göstereceği, tüm dünyanın onlara güleceği söylenmiştir.

    Savaş süresince ve sonrasında Japon halkı hükümeti ve başkomutanı eleştirmiş, ancak İmparatoru tüm bu eleştirilerin dışında tutmuştur. İmparator Tokugawa döneminde de sarayında yalıtılmış halde bulunuyor, idari kararlarda yetki kullanamıyordu. Meiji Restorasyonu, geleneksel kültüre dönme ve imparatora eski saygınlığını kazandırma asına yapılmışsa da imparator daima ruhani işlerden sorumlu kutsal bir kişi iken, devlet işleriyleuğraşmak müsteşarların görevi olmuştur. Gücün bu dağınıklığı, tarih boyunca halk tarafından hoş görülmeyen, eleştirilen hiçbir uygulamadan imparatorun sorumlu tutulmaması  sonucu doğmuştur. Benedict, yetkinin görünen kişinin ya daarka plandaki bir yöneticinin elinde olmasının, kişiye duyulan saygıyı azaltmadığını belirtmiştir.

    Japon devletinin, uyguladığı emperyalist ve militarist politikalar nedeniyle savaşa girmesi milyonlarca insanın ölümüne, sağ kalanların ise uzun yıllar yoksulluk içinde yaşamasına neden olmuştur. Savaşın bitişinde ülkede 937 kişi savaş suçlusu ilan edilerek haklarında idam kararı alınmış, "İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası" olarak bir tarihsel kopuş yaşanmıştır.

    Yüzyılın başından itibaren başarılı bir sanayileşme aılımı gerçekleştirmiş olan Japonya, askeri güç kullanarak Pasifik Bölgesi'ni nüfuzu altına almış, bu bölgede kendisine bağımlı yeni bir ekonomik güç oluşturmayı amaçlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya'nın askeri gücünün Amerika tarafından yok edilmesi ve ülkenin  Amerikan İşgal Kuvvetlerinin idaresine girmesi, bu ülkenin önemini azaltmamış, tersine artırmıştır. Çünkü amerika, Batı Avrupa için olduğu gibi Japonya için de bir tür bölgesel atölye rolü tasarlamış  ve bu amaçla ülkenin savaş sonrası kalkındırılmasını üstlenmiştir.

    Japonya'nın teslim olmasının ardından, başında General MacArthur'un bulunduğu işgal kuvvetleri ülkede çeşitli sosyal ve politik reformlar başlatmıştır. Tarım alanlarının paylaştırılmasını öngören toprak reformu yapılmış, işçilere denika ve grev hakları verilmiştir. Ayrıca Zaibatsu olarak bilinen ve aile bağlarına dayanan büyük holdingler kapatılmıştır. Toplantı, konuşma ve din özgürlüğü yasalarla güvenceye alınmış, kadınlara oy kullanma hakkı verilmiştir. Yeni liberal anayasa 1947'de yürürlüğe girmiştir. Japonya, 1951 yılında imzalanan San Francisco Barış Antlaşması ile işgal altındayken yasaklanmış olan dış ilişkier kurma hakkını yeniden kazanmıştır.

    Batılı güçlerin koşulsuz teslim çağrısına uymak zorunda kalan İmparator Hirohito, ülkenin en eski tarih kütüğünde o zor günlerin gerekli dayanağını bulmuştur. "Taşınmaz yükü taşımak" ya da " Dayanılmaza dayanmak". Japonya da içine düştüğü durumdan çıkmak için ilk kaynaklarına geri dönmüş, aradığı gücü orada bulmuştur. 1970'lerde Japonya, Amerika ve Sovyet Rusya'nın ardından üçüncü büyük üretici güç haline gelmiştir. Savunma giderlerini kalkınma yatırımlarına yönlendiren Japonlar devlet, özel girişim ve emek üçlüsü arasında kalkınma için iş ve amaç birliği sağlayarak "Japon Incorporated" ( Japon A.Ş.) denilen bütünleşmiş bir ulusal denge ve işbirliği geliştirmiştir.

    Savaşın hemen ardından Müttefikler'in yönetimine giren Japonya, ordusunun dağılması ve yeni ordu oluşturmasının yasaklanması nedeniyle ağır askeri harcamaların yükünden kurtulmuştur. Zaibatsu'ların dağıtılması serbest rekabet ortamını oluşturmuş, toprak reformu yeni çiftlik sahiplerine topraklarını geliştirmede teşvikler sağlamıştır. İşçi sendikalarının faaliyetlerini engelleyen düzenlemelerin kaldırılmasıyla iş gübenliği, çalışma şartları ve ücret düzeyi konularında iyileştirmeler yapılmasının önü açılmıştır. "Öncelikli üretim sistemi" uyarınca ülenin sanyi kalkınmasında önemli bir yere sahip olan kömür ve çelik üretimine ağırlık verilmiştir. Japon ekonomisinin savaş sonrası bu hızlı büyümesinde yeni tesis ve ekipmanlara ciddi yatırım yapılmasının etkisi büyüktür.  Japon ailelerinin yüksek düzeyde tasarruf etmeleri, bankaların  ve diğer finans kuruluşlarının nakit rahatlığına kavuşmasına, bu sayede özel sektörün ağır yatırımlar için bol miktarda kredi ve fona ulaşabilmesine imkan sağlamıştır. Bu dönemde ekonomik büyümenin ardında yatan bir başka unsur da yüksek eğitimin yaygınlaşması ve tarım kesimindeki birçok işçinin büyük şehirlere yerleşerek hizmet ve imalat sektörüne katılması ile ihtiyaç duyulan büyük miktarda iş gücüne kavuşulması olmuştur. 

    İşgal kuvvetleri komutanı MacArthur, Japonya'daki 6 yıllık görevinin ardından Amerikan Senatosunda yaptığı konuşmada Japonları "on iki yaşında çocuklar gibi" diye tanımlamıştır. Bu ifade uzun yıllar  Batılıların kendi üstünlüklerine olan inancını pekiştirmiş ve Japonlara bakışının temeli olmuştur. Ancak savaştan yenik çıkmış bir ülkenin yirmi yıldan biraz daha fazla zamanda kıskanılacak bir süper güce dönüşmesiyle, bu hızlı kalkınmayı sağlayan "Japonluk" duygusu  Batı'da merak ve hayranlık konusu olmuştur.

    Japonya'da, bireyi toplumun iyiliği için her türlü özveriyi yapmaya iten geleneksel anlayış ve devlet kurumlarıyla iş çevrelerinin karşılıklı çıkarlarına dayanan devlet desteğinin bir araya gelmesi sonucu amaçlanan reformlar hızla gerçekleştirilmiştir. Ancak bu gelişim, ekonomik, sosyal, politik hakların feda edilmesi ve tarım, sanayi, teknoloji sektörlerinde çalışan geniş kitlenin ezilmesi pahasına başarılmıştır.

    İkinci Dünya Savaşı'nın ardından hızlı bir toparlanma sürecine giren Japonya, ülke içinde endüstriyel yatırımlar yapmış ve uluslararası ticarete katılmasını sağlayan organizasyonlara üye olmuştur. 1960'ların ortalarında Japonya ekonomik olarak dünya pazarında rekabet edebilecek güce kavuşmuştur. Ekonomideki düzelmeye paralel olarak siyasi yenilikleri ülke içinde ve dışında sürdüren Japonya, 1956'da Birleşmiş Milletler'e kabul edilmiş, 1965'de ise Kore Cumhuriyeti ile resmi ilişkilerini başlatmıştır. 1945 yılında ülkeye atılan iki atom bombası ile sosyal ve ekonomik olarak tamamen çökmüş Japonya,teslim olmasının ardından yaklaşık 20 yıl sonra, 1964'te Tokyo'da Olimpiyatlara ev sahipliği yaparak uluslarası topluluktaki varlığını ispat etmenin yanında, halkının savaş sonrası yara alan özgüveni ve gururu üzerinde olumlu etki yapmıştır.

    1960'ların sonlarında temel ihtiyaçları karşılanmış olan Japon halkı başka hedeflere yönelmeye başlamıştır. Çeşitli toplumsal gruplar sosyaal eşitsizliğin düzeltilmesini isterken, öğrenci grupları okullarından ve üniversitelerinden hoşnutsuzluklarını dile getirmişlerdir. Ekonomiyi hızla kalkındırmak için ailelerini ve sosyal yaşamlarını ihmal ederek çalışan insanlar yaşam standartlarını yükseltmek, ailelerine daha fazla vakit ayırabilmek gibi hedeflere yönelmişlerdir. Endüstrideki hızlıgelişmenin sebep olduğu kirlilik problemi tüm üleyi etkilemiş, çeşitli sivil toplum kuruluşları, endüstriyel kuruluşlara yaptırım uygulaması için devletebaskı yapmaya başlamıştır.

    Japonya 1968 yılına gelindiğinde gayri safi milli hasılanın hızla büyümesi ile ABD'nin ardından ikinci sıraya yükselmiştir. Fakat bu hızlı büyüme çeşitli sorunlara ve dengesizliklere sebep olmuştur. Tarımdaki ve küçük işletmelerdeki modernleşme büyük kuruluşlaraoranla geride kalmış, işçier düşük ücretlerle sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalmıştır. Ayrıca kırsal kesimden şehirlere çalışmaya gelenlerin büyük şehirlerdeneden olduğu nüfus artışı karşısında konut ve altyapı sıkıntısı yaşanmıştır. Birbiri ardına açılan endüstri tesisleri ve hızlı konutlaşma doğal çevreye zarar vermiş, toprakları ve su kaynaklarını zehirlemiş ve inşaat alanına çevirmiştir.

    Güvenç, Japonya'nın hızlı ve başarılı kalkınmasını inceleyen yabancı uzmanların hızlı kalkınmayı, işverenle işçinin, yönetenle yönetilenin bir aileymiş gibi çalışmasıyla açıkladıklarından söz etmiştir. Yazar, Japon toplumundaki bu halk-hükümet, iş-işveren, kır-kent birlik ve uyumuna kısaca "Japon Ortaklığı" ( Japon  Incorporated) denildiğini belirtmiştir.

    Hızlı kalkınma döneminde Japonya'nın umut ve refah ülkesi haline gelmesi, 1980'lerdeki yeni muhafazakar dalga sırasında bütün az gelişmiş ülkelere örnek olarak gösterilmiştir.Japonya'nın önderliğindeki Asya ülkeleri atılımı, "uluslarası düzeyde tıpkı toplumsal düzeyde bireysel başarı öykülerinin ön plana çıkarılması ve başlıca umuda dönüştürülmesi gibi, tekrarlanabilir bir başarı öyküsü olarak sunuldu ve algılandı.

     

     





  • Uyarı!

    • İçeriklerimizin "kopyalanması" ve "çoğaltılması" kanunen yasaktır!
    • 1948 yılında yürürlüğe girmiş İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 27. maddesinde belirtildiği üzere; ‘’Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.’’
    • Bu bağlamdan mütevellit 1998 yılında Dünya Telif Hakkı Örgütünün de destekleri ile Amerika Birleşik Devletlerinde çıkartılmış olan Digital Millennium Copyright Act (DMCA) adlı bu yasa ile İçeriklerimiz DMCA ile korunmaktadır.

    DMCA.com Protection Status

  • Yorumlar

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

Bizi Takip Edin.

×