Jump to content
  • Sign Up
  • Reklam

  • creative-miss
    creative-miss

    Samurayların Küçük Sırrı: Sevmek Cinsiyetsizdir

    Sign in to follow this  

    Merhabalar. Önecelikle uzakdoğu başlığı altında açtığım bu konu hakkında ufak bir bilgi vermem gerek. Uzakdoğu ve Uzak Asya'da cinsiyet kavramı batının aksine sadece iki kalıp şeklinde değildir. Tayland'da resmi kabul edilen 5 cinsiyet olması, Çin imparatorlarının erkek sevgililerin varlığının yüz yıllarca halktan saklanmaması ve efendilerine sağdık Samurayların evlenmemeye dair ettikleri yemin sonucu birbirlerine karşı besledikleri dostluğun zamanla aşk kavramı kazanması gibi durumlar olduğunu belirtmem gerek. Bu gün sizinle Samuray'ların ufak sırlarından ve aslında Japonya'nın da beş cinsiyet kavramını geleneksel olarak içinde tutmasına rağmen batıcıl sistemin etkisi ile değişiminden söz edeceğiz. Bundan söz ederken arkadaşımın tavsiyesi üzerine güç bela bulup izlediğim Gohatto filminden yola çıkarak konuşmak isterim(ingilizce adı Taboo bu şekilde daha rahat bulunduğunu belirtmek isterim merak eden olursa).

    tumblr_o41jp5zxhf1rr3ej1o1_1280.png

    Konumuza gelirsek, biraz tarihi bir girişle başlamak isterim. Son zamnalarda kafayı taktığım eski medeniyetlerde cinsiyet algısının farklılığının yeni dünya kurallarından çok farklı olduğunu söylemeye çekinmem ve bunun için ciddi kaynakçalar verebilirim. Yunan mitolojisinden yazılı kaynaklarını, İran, Pers imparatorluğunun Anadolu'da ve İyonya sularında yaşattığı geleneklere kadar cinsiyet algısının nasıl bir farklılık taşıdığı bariz şekilde karşımızda. Kadın doğurgandır. Erkek doğurganlığı sağlar. Ancak bir erkek bir kadına aşık olmak zorunda değil. Üzülerek söylüyorum kadın için batı ve ortadoğu topraklarında aşk kavramını pek nitelendirmemişler. Aksine sadece bir erkeğin onun için dünya olduğundan söz ediyorlar. Ancak savaşçı imporatorluklarda ve uzun savaşlarda büyük ordularda erkeklerin erkeklerle yaşadığı ilişkiler hem dostlukla hem aşkla bağdaştırılmış. Birazda asya toplumlarına bakarsak onların bu konuda daha açık görüşlü olduğunu ancak susmanın her şeyi sır olarak sakladığını söylemek gerekir. Kadınların cinsel eğilimlerinden çok söz edilmezken erkekler hakkında ciddi konuşmalar olduğunu söylemek gerekir. Biz bütün asya için değil daha uzakkdoğuda yer alan Japonya'nın savaşçıları olan samuraylara bakacağız. 

    19. yüzyıl Japonya'sında eşcinsellik alay konusu olarak gösterilsede hala kabul edilebilir bir durumda. Bunu filmde görmenin yanı sıra Oksaçan'ın kitabında şöyle okuyoruz. "Japonya'ya misyonerler girene kadar onlar için doğanın yaratmış olduğu sıradan bir davranıştı üremek, sevişmek ve bunun için partner seçmede sınırlar olmaması... Misyonerler yasaklar ve tabuları getirerek onlar için utanç duyulan bu davranışın günah olduğunu belirttiğinde Samuray geleneği son bulmaya yakındı." Bu durumda batı inançlarının doğuya taşınması ile aslında var olan geleneğin bozulduğunu görüyoruz. Samuray geleneğinin bitmesi hem düzenli ordunun kurulması hemde beylik sisteminin kalkmasına ve artık batı tarzı yaşama geçilmesi ile alakalı olsada bu geleneksel sistem bir çok kişi için onur kaynağı ve geçim kaynağıydı. Dokunacağımız nokta sistemin ortadan kalkmaya başlamasının öncesi ile alakalı.

    tumblr_n9cz0jInff1r3owlzo1_400.png

    Gohatto da işler biraz iç savaşın başladığı daha 19. yüz yıla yakın dönemlerde gerçekleşiyor olduğu için orada bahsedeceğim şeylerden birisi bu eşcinsel ilişkilerin biliniyor olmasına rağmen göz ardı edilmesi ve Samuray birlikleri arasında oldukça sıradan karşılanan ve konuşulması yasak şeylerdi. Ana karakterin yaşadığı bulanık olayların içinde Samuray birliği içinde bu durumun yaygınlığı ve istismarların sıklığını görüyoruz. Ve bu sadece halkın içinde olmayan özel yetiştirilip efendisine ölümüne sadık adamlar için geçerli değil. Beyliklerde bir çok yetkili kişinin bir kadınla evli olmasının yanı sıra erkek bir sevgili edinmesi oldukça normal görülüyor.

    Gohatto filminde aslında sanılanın aksinde çirkince şeylerle göz göze gelebiliyoruz. Bunlardan en önemlisi ise kast sisteminin getirisi olan itaat yüzünden çok fazla kişinin istismara uğramış olması. Ve işin acı veren noktası bu gerçek hikayelerden derleme bir film olması. Yani izlediğiniz kurgunun bir zamanlar yaşanmış olması kan donduruyor. İzleyen sosyolog arkadaşım olayı şöyle değerlendirmişti; "Toplumun üst kesiminde katı kuralların arasında sıkışıp kalmış insanların kıskançlıkları ve hiyerarşi içinde yer edinmek için girdikleri savaşta duygusal boşluklarını doldurma çabaları aslında bu. Orada bulunan bir çok samuray kadınlarla ilişiki yasak olduğu için bu yolla baskın erkek modelini oluşturma çabası içinde. Bu yaşanan ilişkiler sır olarak tutulsada dövüşmek için karşı karşıya geldiklerinde baskınlık kurma gereksinimi olmadan rakibini ezebilecek kadar cinsel yakınlık ve baskınlık kurmuş oluyor." Bu yoruma katıldığım yerler kadar katılmadığım noktalarda var. İstismar durumu olduğu doğru. Film için bunu ve yaşanan bazı durumlar için konuşmak doğru ancak başka gerçek öyküler üzerinden ilerleyince iki samurayın genelde birbirlerine yarenlik etmeleri durumu ile eşcinsle ilişki ve aşkların doğduğundan söz ediliyor. Öyle ki Çin imparatorluğu içinde imparatorunu imparatoriçe kıskanmasın diye ihtiyaçlarının giderilip ona dostluk etmesi için bir erkek yetiştirildiği söylenir.

    tumblr_pti7uzV4SH1vk46k4o1_1280.png

    Samuraylara tekrar dönersek, batıdan gelen yeni "ahlaki" çerçevenin içinden bakmak doğru olmaz onların bu yaşamına. Bu yüzden onların öykülerini anlatan bir kaynaktan söz etmek gerekir. "Erkek Aşkının Büyük Aynası" 1867 yılında Ihara Saikaku tarafından yayınlandığında saklanan bir çok sırda ortaya çıkmıştı. Samurayların oğlan sevgilileri sadece içlerinde değil dışarıda zengin bir tüccar, sıradan bir sahaf olabiliyordu. Kısa kısa öykülerde büyük aşkları ve kıskançlıkları işliyordu. Burada sadece genç sevgililer değil samurayların yaşlı olgun sevgililerine edilgen cinsel yaklaşımda bulunduğundan söz ediyordu Saikaku. Paul Gordon Schalow'ın bu etkenlik(aktif) ve edilgenlik(pasif) kavramlarına yaklaşımını açıklayışını size aktarmak isterim. Japon kültürü içinde cinsel özgürlük vardı ve bu özgürlük hem kadınlar hem erkekler için geçerli miydi tartışılır. Ancak "Modern Japonya'nın İlk Dönemlerinde Erkek Aşkı" eseri sansasyonel olan gerçeği ortaya koyuyor. Erkekler kendilerini her türlü cinsel ilişkide görmeyi tercih ediyordu. Her türlü zevki tatmanın gerekli olduğunu düşündükleri için cinsel olarak kendilerine belli sınırlamalar koymuyordu sadece bu ilişki anında etken ve edilgenlik için var olan yaş sınırından söz ediliyor. Erişkin olmayan her oğlan edilgendir. Erişkinler ise etken ve edilgenliği kendisi tercih edebilir.

    fl20130714x1a-768x542.jpg

    Şunu belirtmem gerek 19. yüz yıldan sonra yavaş yavaş hukuki olarak eşcinsellik kabul görsede uzun süre boyunca samuraylar ve rütbeli kişiler arasında bu zaten kabul görmüş normal bir davranıştı. Anormal olarak görülmesi evlenme şansı olup evlenmeyerek bir erkeğe bağlı kalma çabası içinde olan erkekler için geçerliydi. Samuraylar için efendisi izin verdiğinde evlilik yolu gözüküyor ancak hala erkek aşıkları ile vakit geçirmeye devam ediyorlar. Ufak bir not olarak, Meiji – Shouwa Dönemlerinde eşcinsellik yasaklanmış ve bunun temel nedeni hıristıyan ahlakının oraya misyonerlerce taşınmış olmasıdır. Meiji Devrimi zamanında geçen Gohatto filminde devrim döneminde eşcinsleliğin henüz yeni yeni ahlaki bir suç ve anormallik olarak görülmeye başlandığını fark ediyoruz.

    İşi özüne gelirsek; savaşçı olarak kendi cinsi ile bir arada kalmak zorunda kalan ve evlilik ile kadınlarla ilişki yaşaması yasak olan kişilerin eşcinsel ilişkiye yöneldiğini görüyoruz ancak Ihara'nın yayınlanan kısa kısa öykülerinde toplum içinde eşcinsel birey sayısınında az olmadığını ve zamanla değişsede oldukça etkileyici aşkların yaşandığını okudum.

    Merak edenler için bir not: Film içinde fazlası ile eşcinsel cinsel ilişki bulunuyor. Eğer Homofobik bir birey iseniz ne acaba bu diye girip bir sanat eserine küfür etmeyin.

    Okuduğunuz için teşekkürler.

     

     

    • Like 1
    • Şaşırtıcı 1
    Sign in to follow this  



  • Reklam

  • Disqus Yorum

  • Uyarı!

    • İçeriklerimizin "kopyalanması" ve "çoğaltılması" kanunen yasaktır!
    • 1948 yılında yürürlüğe girmiş İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 27. maddesinde belirtildiği üzere; ‘’Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.’’
    • Bu bağlamdan mütevellit 1998 yılında Dünya Telif Hakkı Örgütünün de destekleri ile Amerika Birleşik Devletlerinde çıkartılmış olan Digital Millennium Copyright Act (DMCA) adlı bu yasa ile İçeriklerimiz DMCA ile korunmaktadır.

    DMCA.com Protection Status

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

 . 

Bizi Takip Edin.

×
×
  • Create New...