Jump to content
jokeriscoming

Bir Katil 'in doğuşu

Öne Çıkarılan Mesaj

İmla kurallarıyla aram yoktur.Farklı bir kalem denemem sizlerlerle 

 

1.bölüm : Katil 'in doğuşu

 

9 yaşında bir çocuk o zamanlar dünya ' ya korku salacak kadar ünlü bir psikopat olacağından habersiz

masum bir çocuğun günlüklerinden alıntılarla.

her zaman ki gibi evde oynuyordum.Kahraman kötü adamları parçalarken annem 'in odada olduğunu

fark ettim.

şaşkın bir suratla : Oğlum neden oyuncaklarını parçalıyorsun ?

aslında cevap çok basitti : Çünkü onlar kötü adam bunu hak ediyorlar.

annem kızmıştı. Çünkü oyuncakta olsa zarar vermek kötüydü ama babam bunu anneme hep yapıyordu.

Bunda kötü ne vardı ki anlayamıyordum. Dışarı çıktığımda aynı muameleyi bende görüyordum sadece

onlardan daha iyi olduğumu kabullenemiyorlardı.Onlar kötü adamdı bende kahraman en azından hayallerimde.

Onlara bunu yapabilmeliydim.Annemin azarından sonra dışarı yolladı. Durmadan soruyordum neden anne neden.

Bana her kızdığında neden o pisliklere gönderiyorsun.Oyun diyerek hergün dayak yiyiyordum yanlarına gitmek istemedim.

Evin arkasındaki bahçe 'ye daldım bakımsız bir bahçeydi orman gibi ve korkunçtu ama onların yanına gitmekten

çok daha iyi bir seçimdi bahçe 'nin hemen bitimi bakkaldı.Kendimi bakkal ' dan içeri attım. Biraz çerez aldım.

Parasını verirken torpiller dikkatimi çekmişti.Aklıma istemesemde kötü şeyler geliyordu intikam istiyordum.

Onlara bana bulaşmamaları gerektiğini öğretmeliydim benden korkmalıydılar.Eve gittim balkona oturup biraz çerez atıştırırken

intikamı düşündüm onlara zarar verirsem annem üzülürdü sadece korkutmalıydım.Gidip uyudum ve sabah kahvaltı bile etmeden 

kumbaramdaki tüm parayı alıp.bakkal'a gittim bütün paramla torpil aldım.Çoğunu bir su şişesine boşalttım. büyük torpil büyük ses diye düşünüyordum 

iki tane torpil artmıştı bende beni kovalamaları için onlara attım.Hepsi peşime düşmüştü çok kalabalıklardı korkuyordum şişe nin fitilini yakıp onlara attım.

ve bir garajın tepesine çıktım.Rahatlamıştım artık kimse bana bulaşmayacaktı. Çok güçlü bir patlama sesi gelmişti kulaklarım çınlıyordu hemen peşinden 

çığlıklar ve ağlama sesi başladı.Tekrar korkmaya başlamıştım ne oldu diye baktığımda her yere kan sıçramıştı.Hayatımda daha ilginç bir manzara görmemiştim

çocuklardan biri şişe yi bana geri fırlatmaya çalışırken elinde patlamıştı eli paramparça olmuştu ve hala kan fışkırıyordu. Donup kalmıştım ama 

hayretle izliyordum kanını görmek hoşuma gitmişti.Herkes yanımıza gelmiş çocuğa yardımcı olmaya çalışıyordu ambulans geldi çocuğu götürdü

beni ise ailemle birlikte karakola götürdüler bunu isteyerek yapmamıştım bu onun salaklığıydı neden acısı benden çıkıyordu. kızgındım ve korkuyordum

herkes etrafımda bana sorular soruyor cevap bekliyordu.

(O gün olanlar belkide bugünkü halimin nedenidir. Bundan pişman olduğumu söyleyemem çünkü onlar bundan daha kötüsünü hak etmişti.

 

zaten arkalarında daha kötüsünü bıraktılar )

 

 

2.bölüm : İlk Ceset

 

 

 

Bu olaydan sonra psikiyatri terapisi başladı. Devlet tarafından bu işe yıllarını vermiş bir psikiyatr seçildi.

 

2 yıl geçmişti ve benim için bu durum hala saçmalıktan ibaretti o adamla her hafta sonu saatlerimi harcıyordum.

 

Buruşuk suratını görmek bile midemin kalkmasına neden oluyordu. Ona sırf annemin yalvarışları yüzünden katlandım, zaten eceliyle ölecekti. Okula devam etmek zordu o olaydan sonra insanlardan çekinir olmuştum. Benim için hepsi benim için pislikti.

 

Bunun fark edilmesiyle psikiyatristimin önerisiyle bir kabuk olarak görmem gereken siyah bir hırka verdi. Başta komik ve saçmaydı benim için ama zaman geçtikçe alışmıştım yazın ortasında bile o hırka ile geziyordum. Okulda sessizliğimi sürdürüyordum ama daha rahattım

 

öğretmenlerle konuşurken sıkıntı çekmiyor düşüncelerimi paylaşıyordum bu benim için iyi bir şeydi.

 

Tabi kötü yönleri vardı. Bunu orta sonda öğrenmiştim öğretmenim yetkilerine güvenerek derste defterimi karaladığım için bana vurmuştu ve beni küçük düşürmüştü ilk kez bu kadar öfkelenmiştim. Mahkeme yada polis bir şey yapamazdı çünkü ben hastaydım onlar için belki de gerçekten öyleydim ondan intikam almak için her türlü imkana sahiptim.

 

Artık korkmuyordum. Bir plana ihtiyacım vardı. Okulların bitmesine yakın her şeyi hazırlamıştım. 

 

Sorunsuz geçirdiğim o 2 yılın sonunda artık aile'min güvenin kazanmıştım ve okuldan sonra gezicem diye zorda olsa izin almıştım, planım kusursuz işlemeliydi hayatımı daha fazla zorlaştırmadan bu işi bitirmeliydim. Her zaman ki gibi okulla gitmek için evden çıktım 

 

heyecanlıydım yanlış bir şey yapacağımın farkındaydım ama tekrar kan fışkırmasını görmek istiyordum insanların kanaması çok güzeldi. 

 

Okulda derslerin bitimine kadar boş boş vakit harcayıp zaman geçirdim. Zamanı gelmişti okuldan çıktık eve giderken kullandığı yolda bir yere oturup onu bekledim evi fazla uzak değildi o yüzden yürüyordu okuldan da bizden 30 dakika sonra falan çıkıyordu.

 

Yolun başında onu gördüm demir sopa'yı hırkamın içine sokup yanına gittim. Ondan saygısızlığım için özür dileyip kendini salmasını bekledim, aniden yavaşlayıp boş anında kafasına sopayla hızlıca vurdum. Zaten ufak tefek zayıf bir kadındı direkt olarak yere yığıldı.

 

Yolda tenhaydı sanki her şey bunu yapmam için hazırdı ve beni bekliyordu. Hemen yolun karşısındaki boş arazinin ortasındaki büyük kayalıkların ortasındaki boşluğa attım her şey ordaydı zaten. Bu kayalıklara gündüzleri kimse gelmez geceleride sadece keşler gelir herkesin uzak durduğu bir yerdi kısaca planım kusursuzdu. Ağzını bağladım ve yere diktiğim sopaya bağlayıp uyandırdım. Ben kötü değildim bu sadece intikamdı büyük bir çekiç ve ufak kazıkları aldım poşetten öğretmenim ağlıyordu bu ise beni güldürüyordu, sol ayağını alıp kazığı üstüne koydum ve ayağını yere sabitledim her yere kan fışkırıyordu çok güzeldi. Herkesin yiğidin kalbini fetheden bir güzel vardır demişler benimkini fetheden kandı. Tadını kokusunu görünüşünü her şeyini çok seviyordum. Diğer ayağına gelince önce çekiçle vurarak bütün parmaklarının kırılış sesini dinledim ve tırnağını söktüm. Neyin bana daha çok zevk vereceğini merak ediyordum. Gözleri yavaşça kaydı bayılmasın diye üstüne su döktüm hareket edemiyordu ama canlandığı belliydi. Gözlerinden nefret ediyordum önce bıçakla göz kapağını kestim sonra gözünü çıkardım doğru düzgün becerememiştim iğrençti gözü aşağı doğru sarkıyor tahminen kas ve sinirlerden bir iple resmen asılı kalmıştı göz boşluğundan sarı iğrenç bir sıvı akmaya başladı midem dayanmadı ve kustum son bir işlem daha ve yakacaktım. Bunu televizyonda bir polisiye filmde görmüştüm ağzını kapayamasın diye çekiçle çenesine tüm gücümle bir kere vurdum zaten direkt sarkmıştı. Bütün dişlerini tek tek söktüm hatta biri hala koleksiyonumdadır.

 

Etraf zaten kuru çalılıkla doluydu kısaca bu basit bir yangın olarak gözükecekti ayrıca oraya saklı bir sürü kafa yapıcı madde vardı bunun bir cinayet olduğunu kimse düşünmezdi. O gün hiçbir şey olmamış gibi üstümü değiştirip eve gittim. Uzun süre boyunca o kanın fışkırışının 

 

güzelliğini ve o gözünden akan iğrenç sıvıyı unutmadım hem kabusum hem hayalimle tanışmıştım sanki. 

 

Bu olay yıllarca yangında ölen keş öğretmen olarak yayımlandı bugün bile öyle biliniyordu ancak ben öldürmüştüm idam'dan daha ağır bir suç verecek değilsiniz ya.

 

3.Bölüm:İsteği Bastırmak

 

 

 

 

 

O günkü olaydan sonra kendimi tutmam gerektiğini fark ettim.Çünkü ard arda çok kişi öldürürsem benden şüpheleniceklerdi.

 

Ama dayanamııyordum insanlara baktıkça kanlarının akışını görmek istiyor onları parçalamak istiyordum.

 

iyice çıldırmıştım. Sonra komşumuzun bahçesinde köpeğini gördüm . Birden aklıma bir fikir geldi her ne kadar istemesemde 

 

şimdilik bunu yapmalıydım.Havanın kararmasını bekledim ve sessizce camdan dışarı çıkıp köpeğin yanına gittim 

 

beni hergün gördüğü için havlamadı biraz sevdim sonra onu bizim evimizin bahçesine getirdim.

 

bu durumdan hoşnut değildim ama kan görmem lazımdı köpeğin ağzını bantladım ve patilerini kesmeye başladım 

 

her patisini kesişimde inliyor resmen ağlıyordu bu beni rahatsız  etsede çok zevkliydi.Kalbini istiyordum ve alıcaktımda.

 

karnını deştim bütün organlarını görebiliyordum.köpek gebermişti.ama içi hala sıcaktı kalbini tutup sertçe çektim birkaç damarla

 

birlikte gelmişti sıcaktı ve en ufak dokunuşumda bile her yere kan fışkırıyordu bunu insan  üzerinde denemeliydim müthişti.

 

onu öldürerek harcadığım 2 saattin sonunda parçalayıp bahçeye gömdüm. eve gidip temizlendim ve yattım sabah olduğunda

 

Birsürü yaygara çıkmıştı.Sadece kıçıkırık bir köpek için insan öldürdüğümde nerdeydi bunlar.Sadece boş bir gürültü ve kaos 

 

ortamı yaratıp gitmişti polisler bu olaydan sonra lise 2 ye kadar pek çok çeşit hayvan öldürdüm tuvaklar kuruyor yakalıyor ve 

 

öldürüp bir yerlere gömüyordum.Daha sonrasında ise tatmin etmemeye başlamıştı.Artık birilerini öldürmeliydim hayvanları öldürdüğüm

 

o bütün zaman içinde para biriktirmiştim.internet yeni bir şeyler alıp kendimi geliştirebilirdim artık ama önce bunları yapıcak bir yer bulmalıydım

 

kimseni gelip rahatsız edemiyeceği ve cesetleri taşıyabileceğim bir yer olmalıydı.Her şeyin gerçekten başladığı diyebileceğim kısım ogündü

 

Kendimi tatmin olmuş hissettiğim zamanları başlangıcı.Darağacını görmeden bir kez daha o günleri yaşamak güzel olurdu.

 

 

4.Bölüm: Fabrika

 

 

 

Araştırmam hiçbir şekilde sonuç vermiyordu. Kendime uygun bir yer bulamıyordum öfkeden bütün kayıtalarımı dağıtmıştım 

 

herşey buradamı tıkanıcaktı yani diye volta atarken annem sofra ya çağırdı teyzem gelmişti.Onlar sohbet ederken bende

 

bir şeyler atıştırıyordum derken konuşmalarının arasında bir şey dikkatimi çekmişti.Şehrin birkaç kilometre uzağında eski bir

 

fabrika varmış ve yıkım ekipleri orayı yıkmadan geri dönmüş nedenini pek anlayamamıştım teyzem alman olduğu için dilimizi 

 

unutmuş ve güzel konuşamıyordu ama nedense annem ile anlaşabiliyorlardı.Fabrika ilgimi çekmişti orası müthiş bir yerdi

 

yemeği bırakmış oraya yapıcaklarımı düşünüyordum istem dışı bir gülümsemeyle dalmışım annem seslenince kendime geldim

 

-Doyduysan tabağını tezgahın üstüne koy

 

tamam diyerek hemen odama çıktım.Notlarımı toplayıp kaldırdım ve bilgisayara oturup fabrika ' yı araştırdım.20 yıl önce bir yangın çıkmış

 

ve kapatılmış çok büyük bir mobilya fabrikasıymış heyelana çok müsait bir bölgede olduğu için yıkılmamış ve giriş yasaklanmış teyzem 

 

her zaman dertlerime yetişmiştir ama bu kadarını beklemiyordum.Sabah ilk iş bisiklet ile fabrika yı ziyarete gittim çok büyük bir fabrikaydı

 

1 büyük 2 küçük binadan oluşuyordu büyük bina nın bir bodrum katı vardı işte tam benlik bir yerdi.yukarı çıkıp diğer iki binaya baktım.

 

yangın birinci binada çıkmıştı ikinci ve üçüncü binada hasar yoktu.Üçüncü yani en küçük bina garajmış içindede benden daha yaşlı bir 

 

motorsiklet vardı.Resmen makina cesediydi.Ordan çıkıp ikinci bina ya girdim orası resmen hazine doluydu kerpetenler,testereler,balyoz

 

ve çekiçler,tornavidalar herşey vardı.Işık , su ,alet harici herşeyim vardı ve birde yol çok uzundu birini buraya bisiklet ile taşıyamazdım.

 

bisiklete atladım geri dönerken bir çözüm bulmaya çalışıyordum.Burayı hazırladığımda bir araca ihtiyacım vardı.Aklıma bir çözüm gelmiyordu

 

en iyisi eksikleri tamamlayana kadar bunu kafaya takmamaktı.Bende hazırlıklara başlamıştım her şey bitmek üzereyken üçüncü binadaki 

 

motor gözüme çarpmıştı acaba onu çalıştırabilir miydim ?

 

 

 

5.Bölüm: 3 harf

 

 

 

 

1 hafta boyunca motoru yapmak için uğraştım ve sonunda başarmıştım.Yolcu sepeti bile vardı artık yeni oyuncaklarımı denememin zamanı

 

gelmişti.Ama öldürecek birilerini bulamıyordum herkes olabilirdi ama açılışı biraz özel olsun istiyordum sonuçta artık orası ölüm evimdi.

 

hiçbir şey yapmaz olmuştum dışarda oturup bütün gün bunu düşünüyordum 1-2 gün sonra birden bir kız gelip yanıma oturdu.Çok güzel

 

bir yüzü vardı.

 

Kız: Birkaç gündür seni görüyorum aynı saatlerde her gün gelip burada oturuyorsun birini mi bekliyorsun ?

 

ne cevap vereceğimi bilemedim yüzüne baktıkça kalbim hızlı hızlı çarpıyordu.Ben böyle bir şeye alışık değildim.kendimi toplayıp cevap verdim

 

-Hayır sadece düşünüyorum.

 

sorusunu cevaplamıştım daha fazla durmamın anlamı yoktu. hemen yanından kaçmıştım ilk kez bu kadar çok terlemiştim garipsedim alışık

 

değildim böyle birşeye.Ertesi gün tekrar aynı yere gittim ama aklımda sadece tekrar gelicek mi ? sorusu vardı.Oturup beklemeye başladım

 

gelmişti hiç birşey söylemeden yanıma oturdu birden uzanıp gökyüzüne bakmaya başlamıştı.Garipsedim ve birden istemdışı olarak ona baktım

 

gülümsedi hızlıca önüme döndüm kalbim hızlandı.Omuzumdan tutup yanına çekti.

 

kız: bulutlar ne kadar güzel değil mi?

 

başta saçmaladığını düşünüyordum ama birden bulutlara dalmıştım sanki akşam olduğunu bile farketmemiştik.Adını bile bilmediğim bir kız

 

üzerimde nasıl böyle bir etki yaratıyordu anlayamıyordum ama şikayetçi değildim.ayağa kalktım üstümü silkeledim elini uzattı 

 

kız: kalkmama yardım eder misin ?

 

cevap veremiyordum bende elini tutup kaldırdım.Hep gülümsüyordu.Kendimi tutamadım ve ismini sordum.

 

gülerek cevapladı: Deniz.

 

panikledim ve neden güldüğünü sordum.

 

gülmesini tutmaya çalışarak : birşey yok sadece çok heyecanlı davranıyorsun dedi ve birden yanığımdan öptü.

 

ben rahatsız olup eve doğru yürümeye başladım.Arkamdan bana yetişip koluma girdi.Birkaç gün daha böyle devam etti çok eğleniyorduk.

 

Amacımı bile unutmuştum hatta öldürme isteği bile hissetmiyordum.Aşk dedikleri bu diye düşünmüştüm her zaman gülen o kız beni 

 

değiştirmişti ama benim gibi bir canavar ehlileşebilir mi? kendime güvenmiyordum ama onu kaybedemezdim karar veremiyordum.

 

Uzun süre deniz ile birlikte olduk bugün bile burda olsa onun için düşünmeden öldürmeyi bırakabilirim.

 

 

 

6.Bölüm:Yağmur

 

 

 

 

 

Her şey çok güzel gidiyordu öldürmeyi bırakmıştım öldürmek aklıma gelmiyordu bile aynı üniversitede okuyorduk artık.

 

mutlu günlerimizin o gün son bulucağını bilemezdik o lanetli günü hiç unutmadım en ufak ayrıntısını bile hatırlıyorum. 

 

Delicesine bir yağmur yağıyordu bünyesi hassas olmasına rağmen deniz benimle yağmurda dolaşmaya gelmişti.

 

zorla ceket giydirmiştim.koluma sıkıca sarılmıştı kafası kolumda konuşarak geziyorduk.Kahve içmek için bir dükkana girdik sipariş verdik ben

 

lavaboya gitmiştim.Çok yorgundum anlayıp üzülmesin diye elimi yüzümü yıkayıp geri dönücektim bir an aynaya dalmışım gözlerim bulanıklaşınca

 

ayıldım ve içeri gittim.Kahvemiz bitince ona evlenme teklif edicektim. geri döndüğümde deniz yoktu telefonu ceketi masadaydı. masaya gidip oturdum

 

bir kağıt gördüm kağıdı açtığımda karşılaştığım şey beni delirtmişti.

 

                             '' bu zamana kadar yaptığın bütün işleri biliyorum.

 

                         Senin gibi benimde öldürmem gereken hedefler var mümkünse bu kız 

 

                       yerine senin gibi biri olsun isterim.yarın öğle vaktiKahve dükkanının 3 sokak       

 

            arkasındakieski depoya  gel. Gelmezsen olacakları bliyorsun seninle kapışmak istiyorum''

 

etrafa yıkmaya başlamıştım masayı devirdim sandalyeleri fırlattım. Sonrasında bayılmışım ve hastahane ye kaldırmışlar.Uyandığımda direkt saatte baktım.

 

buluşma saatine bir saat kalmıştı. üstümü hemen giyinip dışarı çıktım aşşağıdaki ambulanslardan birine gizlice binip içinden birkaç birşey aldım ve hızla

 

buluşma yerine koşmaya başladım. Başım hala çok kötüydü dengede zor duruyordum ama başka şansım yoktu oraya gitmeliydim. İstediği vakitte ordaydım.

 

Denizi depo nun ortasındaki bir sütuna bağlamıştı.Birden sütunun arkasındaki karanlıktan çıktı. Bu benim psikoloğumdu.

 

Ona bağarmaya başladım : Benle ne  alıp veremedeğin var şerefsiz kız arkdaşımı bırakta bu işi adam gibi halledelim 

 

Psikolog : Kapa çeneni p** kurusu ! Senin gibi veletler yüzünden hayatım bok oldu intikamımda böyle sen ilk değilsin yani o yüzden neyin var göster bana

 

yaşlı bir bunağı öldürmek ne kadar zor olabilirdi ki cebimden neşterleri çıkardım. Baş ağrım artıyordu birden elindeki balta yı gördüm pislik herifin elinde

 

gördüğüm en kaliteli baltalardan biri vardı resmen adam öldürmek için tasarlanmıştı ama yangın baltalarına benziyordu.üzerime yyürümeye başladı.

 

benim elimdeyse en fazla bir düzine neşter ve sakinleştirici iğne vardı bunlarla birşey yapamazdım. Başta ona neşter fırlatmayı denedim ama tutturamadım

 

zaten bu belliydi yerden demir bir sopa kaptım yakına girip iğneyi saplarsam eğer kazanabilirdim.Koşmaya başladı korkuyordum denizin bunları görmesini 

 

istemiyordum. Üzerime koşmaya başladı baltasını üzerime savurdu geri kaçmama rağmen göğüsüme bir kesik atmıştı acı çekiyordum ölümü kabullenmiştim.

 

O sırada üzerime gelirken : Seni öldürdükten sonra güzel sevgilinle oynayıp onuda yanına göndericem merak etme.

 

Duyduğumda delirmiştim.Acıyı hissi yok olmaya başladı  sanki kendimi uzaktan izliyordum bir canavar gibi adama saldırmaya başlamıştım kendimi tutamıyordum.

 

baltasından kaçıp elime geçen her neşteri bir yerine saplıyordum. Birden adam üzerime doğru koşmaya başladı ve bir iğne sapladı.

 

psikolog: Sen ölüceksin  lanet vel...

 

lafını bitirmeden ölmüştü deniz korkudan tir tir titriyordu. İplerini çözdüm ve ağzındaki bağı açtım. Ne yapacağımı bilemez haldeydim.Benden nefret etmesinden korkuyordum

 

ondan özür dilerken birden gözlerim karardı ve yine bayılmışım deniz polisi aramış ben baygınken. Uyandığımda deniz yatağın kenarında uyuya kalmıştı.Görevlilerde odanın 

 

hemen dışında ifademi almak için bekliyordu.

 

 

7.Bölüm:Mahkum

 

 

 

 

 

 

 

Uyandığımda her yerim ağrıyordu özellikle göğüsüm deniz i uyandırmadan doğrulmaya çalıştım kolarım yeterince güçlü değildi biraz yatağı sarstım sanırım deniz uyandı.

 

-Seni uyandırmak istememiştim çok güzel uyuyordun.

 

Onu bu kadar iyi durumda görmek beni mutlu etmişti.Birden gözleri doldu üzerime atladı ve sımsıkı sarıldı.Güzel bir andı ama acıdan geberiyordum yaramın üzerine atlamıştı

 

Bağırmamak için kendimi çok zor tutuyordum.Bıraktığında göğüsüm çok kötü bir biçimde acıyordu sanki hala biri baltayla kesip duruyordu Bir süre acı böyle devam etti sonra

 

acı azalmaya başladı.Kapıdaki polisleri görünce deniz e neler olduğunu sordum.

 

Deniz : Sen beni kurtardıktan sonra iğne nin etkisi yüzünden bayıldın bende hemen polisi ve amblansı aradım.Seni hastahane ye kaldırdılar.Benim ifademi almak için karakola

 

götürdüler. Bende adamın beni kaçırdığını ve bir şekilde senin beni kurtarmaya geldiğini adamın sana saldırdığını çatıştığınızı ve onu öldürmek zorunda kaldığını anlattım.

 

Bu biraz sıkıntı olucaktı.Denizin daha fazlasını bilip bilmediğini merak ediyordum.

 

-Deniz bunu sormak istemezdim ama o gün o adamlar konuştuklarımızı duydun mu?

 

Deniz:Evet. Ama kimseye anlatmadım öncesinde kim olduğun yada ne yaptığın umrumda değil!

 

Şaşkındım ben insanları öldüren bir canavardım ve o bunu öğrenmiş olmasına rağmen benden korkmuyor yada nefret etmiyordu.

 

Yatağın kenarına doğru kaydım ve onuda yanıma çağırdım.yanıma oturdu kafasını omzuma koydu.Yavaşça kolumla belinden sardım.

 

-Daha önce söylemeliydim özür dilerim seni kaybetmekten korktum.

 

Deniz:biliyorum.Sakın bir daha  böyle korkutma beni.

 

Gözlerime baktı hala ağlamaklıydı.Gülümsedim yavaşça eğildim ve öpmeye başladım.Öpmeyi bıraktığımda polislerin bize baktığını fark ettik.

 

Deniz kıpkırmızı olmuştu.

 

Deniz: ben içecek bir şeyler almaya gideyim.

 

Deniz oda dan çıkınca polisler içeri girdi. birer sandalye çekip oturdular.

 

Polis:Daha iyiysen bir kaç sorumuz var.

 

-Tabi ki.

 

Polis: Öncelikle üzerinizdeki neşterleri nerden buldunuz ve başka neler vardı.

 

- Hastahane amblansından bulmuştum ve neşter dışında sadece sakinleştirici iğne vardı.

 

bu konuşma bir süre böyle devam ettikten sonra polisler gitti.polislerin hemen ardından deniz içeri girdi.

 

Mutluydu hemen yanıma gelip sarıldı.

 

Deniz: Yarın sabah taburcu edileceksin.

 

Bunun güzel bir haber olup olmaması tartışılır.Başım ın belada olduğu belliydi bir şey belli etmeden gülümsedim.Tekrar yatağa oturdu

 

akşama kadar konuştuk akşam olduğunda omzumda uyuya kalmıştı kim bilir ne kadar kısa uyumuştu uyandığında.Bütün gece onu

 

izlemiştim sanki bir daha göremiyecekmişcesine.Sabah taburcu olduğumu söylediler deniz i uynadırmadan yavaşça kalkıp toparlandım.

 

giyindim herşeyi hallettikten sonra denizi uyandırdım.Hemen kalkıp yüzünü yıkadı ve hastahane den çıktık her şey düzeliyordu.

 

Eve vardığımızda kapının önündeki polis arabasını gördük ve içeri girdik beni bekliyorlardı.Kelepçelendim annemde denizde ağlamaya 

 

başlamıştı.

 

-Korkmayın bana bir şey olmayacak her şey düzelicek.

 

ben bu sözleri sarf ederken çoktan araba ya bindirilmiştim.Savcı karşısına çıkarıldım suçum anlatıldı.Savcı bir kaç sebep sayaarak cezamı düşürdü

 

ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldım.Korkmuştum kendim için değildi ama korkuyordum denize birşey olmasından beni unutmasından korkuyordum.

 

 

 

Hapishane hiçbir zaman bana göre bir yer olmamıştı bugün asılıcak olmam bile hapishane den daha iyi geliyor kulağa ama hapisdeyken dışardaki

 

sevenlerin için hayat her zaman daha zordur.

 

 

 

 

8.Bölüm:Hapishane Kuralları

 

 

 

 

 

Benimle birlikte birkaç kişi daha vardı hepimizi toplayıp bir minibüse bindirdiler ve cezaevine götürdüler.İnerken herkes bize bakıyor bize minik balık

 

diye bağrıyorlardı.hepimize cezaevinin kıyafeti verildi ve koridorda sıraya soktular cezaevi müdür geldi.

 

Müdür:Hapishaneme hoş geldiniz burada benim sözüm kanundur.Burada eğer sıkıntısız bir şekilde cezanızı çekmek istiyorsanız.

 

Gardiyanlarınız ve benle iyi geçinmeye bakın.Aksi halde yanlışlıkla merdivenlerden düşersiniz.Sorusu olan var mı ?

 

Biri öne çıktı kim olduğuyla ilgilenmiyordum.Aklımda sadece en kısa sürede nasıl çıkabileceğim vardı.

 

Mahkum: Ya merdivenlerden düşmeyecek kadar sağlam yürüyorsak 

 

Müdür sinirli bir şekilde yanındaki gardiyanın jopunu aldı ve kelepçeli mahkuma vurmaya başladı hiçbirimiz birşey yapmıyorduk.

 

Müdür: Sen istediğin kadar sağlam bas evlat sana nasıl düşüceğini burada çok göstericem.

 

Bir süre mahkumu dövdükten sonra hepimizi hücrelerimize götürdüler ikişer kişilik hücrelerle dolu bir koğuşta kalıyorduk.koğuşuma götürüldüm eski bir suçluyla

 

aynı koğuştaydım uzun süredir burda olduğu her halinde belliydi gardiyanlarla samimiyeti birbirilerine isimle hitap ediyor olmaları bile anlamaya yeterdi.

 

Gardiyan:ellerini uzat hakan sende yeni çocuğa yatağını göster.

 

Hakan: Tamam siz keyfinize bakın.

 

bana ranza nın üst katını verdi. üst kata çıkıp uzandım.

 

Hakan: Bak evlat madem ki benim hücremde kalıcaksın burada belirli kurallar vardır bunları aklında tutmassan öldürülürsün ve ben rahatsız edici bir oda arkadaşı

 

istemediğim için bu hücrede kalıcaksın ve kurallarımıza uyacaksın burada benim lafım geçer.İçerde birini öldürmek kolaydır gardiyanlar bizi korumak için burada 

 

değil dışardakileri korumak için burada o yüzden kimseye bulaşma.

 

Bunun gibi bir sürü şey anlatmıştı.Her şey ondan sonra başlamıştı  hapishanede kumar oynarken para yerine sigara kullanıyorlardı.Bahis ise genelde şuydu

 

yeni gelen mahkumlar yani küçük balıklardan 3 tanesi seçilir herkes aralarından birine bahisini yatırırdı ve ilk hangisi ağlarsa ona parasını yatıran kişi kazanırdı.

 

patron hemen karşımızdaki hücredeki çocuğa parasını yatırmıştı.Benim yaşlarımda genç bir çocuktu ben kumara dahil olmadığım için çok şanslıydım.

 

Hakan hücre nin parmaklıklarına sarıldı ve çocuğu işaret ederek ona seslendi. çocuk cevap verince her şey başlamıştı.

 

Hakan:İlk hapis cezası en kötüsüdür evlat. Önce ben ve diğerleri senle uğraşıcak sen buraya ayak uydurana kadar birkaç kişinin karısı bile olabilirsin

 

şu çocuksu surata bak bir kaç kezde bıçaklanırsın sonra kalıcı bir koca bulursun herhalde.

 

Şok olmuştum sesinin etkisinden ben bile rahatsız olmuştum korkutucu bir adamdı.Çocuk parmaklıkları tutmuş şekilde öylece kala kalmıştı

 

Yavaşça dizleri üstüne çöktü ve ağlamaya başladı.Nutkum tutulmuştu ben kendimi canavar sanıyordum ama buradaki insanların yanında ben yanlarında korkak bir köpek gibiydim.

 

Ertesi sabah  kahvaltı için kaldırılıp yemekhane ye götürüldük hakan ın yanından ayrılmıyordum bunu o istemişti beni kolluyordu çok şanslıydım.

 

sonuçta sonum o çocuk gibide olabilirdi.Yemek sırasının bize gelmesini beklerken birden beni dürrtü.

 

Hakan : aldıklarımı iyi takip et ve ne yaparsam onu yap eğer başarırsan seni artık gerçekten yanıma alıcam.

 

önüme geçti yavaş adımlarla sıraya eşlik ediyordu sıra ona gelince tepsisini alıp ilerlemeye başladı.Ne yaparsa onu yapıyor hareketlerini pür dikkat izliyordum yemek için tepsisini uzattı

 

plastik çatal ve bıçak aldı.İyi burada farklı bir şey yoktu oturmaya gidiyordu benim daha yemeğim konuyordu benden ne istemiş olabilirdi.

 

plastik çatal bıçakları görene kadar bunu akıl edemeyecek kadar safmışım fazladan bir kaç çatal bıçak almıştı aynı şekilde iç içe girmiş çatal ve bıçakları seçip yanına gittim.

 

Hata yapmış olmaktan korkuyordum bu adam istese beni öldürebilir hatta daha kötüsün yapabilirdi.Korksamda hemen arkasından gittim ve yanına oturdum.

 

buda ne böyle  bağırmıştı gülümseyerek bağırıyordu.Ne olduğunu anlayamadım.

 

Hakan:Seni öldürmek istemiyordum iyi iş çıkardın evlat.

 

O kadar kasılmıştık derin bir nefes verip anca öyle rahatlamıştım.Bana etrafı gezdirdi iş ekibine aldı.Zaman böyle geçip giderken aradan 2 sene geçti cezamın bitmesine az kalmıştı bu süre 

 

zarfında her cumartesi deniz beni görmeye geliyordu.Bugüne kadar bu kadar rahat gelebilmemin sebebi sadece denizdir.

 

Hafta nın ilk günüydü ve yeni bir minibüs gelmişti.Sigara ya başladığım için hakan ile beraber bahisleri bekliyorduk.

 

Küçük balıklar inmeye başladı.Hakan ile inenleri izlerken birden iri kel kaslı bir adam indi ve patronla işaretleşretleşmeye başladılar.

 

 

 

O Kel adamı asla unutmayacağım bugün bile hala görüntüsü sesi ve yaptıkları aklımdadır.

 

 

 

 

9.Bölüm:Kel Adam

 

 

 

İşaretleşmeleri anlayamamıştım yeniler içeri götürülünce hakan a işaretlerin anlamını sordum.Nedenini bilmem ama  durumu garipsemiştim.

 

Hakan:O gördüğün adam burada benden eski olan tek kişi anlaşılan burada kalmakta ısrarcı.az önce hemen arkasındaki çocuğa bahsini yatırdı.

 

Neden yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok ama bende kel adam ile aynı kişiye bahis yatırıp akşam olmasını beklemiştim.Akşam olduğunda hakan 

 

her zamanki gibi küçük balıkla uğraşmaya buna alışkındım ama kel adam oturmuş izliyordu.Bir süre onu izledim bir şekilde bahisini koyduğu adamla uğraştığını düşünüyordum

 

ama yanılmışım hakan ın bahisini koyduğu adam ağlamak üzereyken bir bağırma sesi geldi ve hemen ardından kel adamın bahsini koyduğu çocuk ağlamaya başladı.

 

İlk kez hakan ın kaybettiğini görüyordum şaşkındım ke adam ın nasıl kazandağını merak ediyordum.Sabah olduğunda yemek vakti gidip masasına oturdum beni bir süzdü ve yemeğine devam etti.

 

Açıkçası bu adamda beni tedirgin eden bir şey vardı ne olduğu bilmiyorum ama vardı.Ona dünkü bahisi nasıl kazandığını sordum yüzüme bakıp yemeğine devam etti.

 

pes etmedim ve sorumu farklı şekilde tekrarladım.Bahis koyduğun çocuğun ağlaması için hiçbir neden yoktu çocuğun ağlayacağını nereden bildin.

 

yemeğini bitirip tekrar yüzüme baktı önüme bir resim atıp''Ona çoktan bir neden vermiştim.'' dedi.Hızla resime genç bir kız resmiydi ya kız kardeşi yada sevgilisiydi resimdeki.

 

Birkaç paket sigara için böyle acımasızlık bu adam gerçek bir canavardı.Resimi alıp küçük balığa verdim hücresinden çıkmamış hala gözleri dolu oturuyordu.

 

Ben resimi götürdüğümde çok mutlu oldu urmadan teşekkür ediyordu böyle saf birinin burada ne işi vardı ayrıca nasıl hayatta kalıcaktı.Hücreme dönüp uzandım aklımda kel adam vardı

 

o herif buradaki herkesin saygısını kazanmıştı.Bunu nasıl yapıyordu öğrenmeliydim.Ertesi gün bahçe izninde yanına gittim her zaman tek oturan bir adamdı.

 

Yanına oturduğumda bana bir baktı ve tekrar oturmaya devam etti.

 

-Sana bir sorum var.

 

Beni umursamadan kitabını okumaya devam etti.

 

-Nasıl başardın sırrını merak ediyorum.Bunu nasıl başardın?

 

Sinirlendiği belliydi.Kitabı kapattı elini omzuma koydu koyduğu anda üzerimde çok ağır bir baskı hissettim.Korkuyordum hiç böyle bir baskı hissetmemiştim.

 

Kel Adam : Bak evlat böyle şeyler istemek için çok güçsüz seni öldürmeden beni rahat bırak şimdi.

 

Kalkıp gitmemek için kendimi zor tutuyordum almam gereken şeyler bu adamdaydı ve almadan burada rahata kavuşamazdım.

 

-İstediğim şeyi almadan gidemem.

 

Birden sanki duvara kafa atmış gibi oldum bana sopayla vurduğuna emindim en azından kanlı ellerini görene kadar.Beni yere yatırmış dövüyordu gardiyanlarsa sadece izliyordu son hatırladığım şey ise görüşümü

 

kapatan kandı.Revire gönderildim ve tedavi edildim kendime geldiğimde. mumya ya dönmüş durumdaydım 2 gündür baygın yatıyormuşum buraya geldiğimde ceset gibi olduğumu söylediler.

 

1 hafta sonra revirden çıkmıştım ilk iş telefon a gidip deniz i arayıp beni ziyarete bir süre gelmemesini istemekti bu halde görmemeliydi.İlk bahçe iznin kel adam ın yanına tekrar gittim hakan durum dan hiç hoşnut değildi

 

beni öldüreceğinden emindi.

 

kel adam beni görünce gülümsedi ve kitabına tekrar geri döndü anlaşılan bu hale gelmem hoşuna gitmişti.Tekrar yanına oturdum.

 

-İsteğim hala aynı öldürmemiş olmansa isteğimi körükledi.

 

Kel adam:İstersen seni bu sefer öldürebilirim evlat bunu biliyorsun.

 

-Benden kurtulmuş olursun neden yapmıyorsun.

 

Aniden gülmeye başladı söylediklerim hoşuna gitmiş miydi yoksa beni öldüreceği için bir tepki miydi  bilmiyorum ama kaçmamak için zor direniyordum.

 

Kel adam : Tamam evlat hadi bakalım evlat sana bu hale nasıl geldiğimi öğreticem.Ancak lafımdan çıkarsan bu sefer gerçekten ölürsün.

 

 

 

O adam ın üzerimdeki ani baskıları hala beni ürkütmeye yeter.

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Sitelerde Paylaş
Dikkat!
- Türkçe imla kurallarına uyarak, ingilizce kelime kullanmadan mesajınızı yazınız.
- Unutmayın ki o kadar emeğe karşın "bir kuru teşekkür serinin emektarlarını mutlu eder." Teşekkür etmek hayattan bir şey kaybettirmez. Maddi ve manevi bir zarara da uğratmaz.
- Bir "Teşekkürler" kelimesini bile yazamayıp, "random harflerle", "hmm", "ok", "tşk", büyük harfllerle" v.b. şekilde yorum atmak, açıklamada bulunan teşekkür yazısını kopyalamak yasaktır ve uyarılmaksızın sistem tarafından hesap kalıcı olarak askıya alınır.

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • ..

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

Bizi Takip Edin.

×