Jump to content

Leaderboard


Popular Content

Showing content with the highest reputation since 07/19/19 in all areas

  1. 2 points
    [mal type=anime id=6702] Çevirmen: Musty94 Encode & Upload: Kimisfans Karaoke: DirtyDragon Bölümler :ruu: 100-175 Arası yükleniyor.
  2. 2 points
    [mal type=anime id=31478] Çevirmen: Khaos Düzenleme: S.Erturk Karaoker: S.Erturk Encoder: S.Erturk -KLASÖR LİNKİ- :mega:
  3. 2 points
    Sert bir başlıkla giriş yapmış oldum. Ancak bir süredir takıldığım ve sürekli olarak ağzımı açık bırakan bir konuya değinmek istedim. Günümüzde anime ve manganın daha kolay biçimi olan Novel -roman- kavramının daha kolay yapılabilir ve Çin'de etkisinin artıp uluslararası bir boyuta ulaştığından söz etmiştik. Bu novel ve web romancılık akımının Türkiye sınırları içinde de yankılandığını söylemek gerekir. Ancak ne kadar eğlence sınırlarından çıkmış ve sapkınlık noktasına geldiği tartışmaya oldukça açık olduğu kanısındayım. Yazı tamamen kendi gözlemlerim ve eleştirilerimden oluşacağı için kaynak veremeyeceğim size. Öncelikle bazı kavramları ortaya koymak gerekiyor diye düşünüyorum. Manga ve anime kavramlarının içinde kategori olarak karşımıza hemen hemen her yerde çıkan ''yaoi'' ve ''yuri'' kavramları. Çünkü konumuz bu iki bülten üzerinde işliyor olacak. Özellikle genç kızların bayıldığı ve benim kanaatimce bir salgın haline gelmiş ''yaoi'' kavramlarına açıklık getirelim. Yuri kısaca iki kadının arasında duygusal ve romantik bir ilişkinin işlendiği anime, manga ve novel olarak karşımız açıkar. Yaoi ise iki erkek arasında duygusal ve romantik ilişkinin ve kurgunun işlendiği katagoridir. Şunu belirtmek isterim bir LGBT aktivisti ve destekçisi olarak asla absürt ve korkunç baktığım bir konu değildir yaoi ve yuri. Gerçi benim karşıma daha çok ''Shounen ai'' kategorileri çıktığını söylemem gerekir. Cinselliğin olmadığı sadece duygusal bağların işlendiği konular... Şimdi gelelim benim yeni salgın olarak nitelendirdiğim noktaya. Olay, var olan anime ve mangaların çok dışına taşmış durum ve bu Türkiye de -tanılık ettiğim için bana öyle geliyor olabilir ve cinsel baskının şiddetli olmasıda buna ek olarak gösterilebilir- şiddetli ve sancılı geçmekte. Değinmek istediğim nokta eğlencenin artık sınırları dışından çıkarılıp bir tür ''fanservis'' haline getirilmesi ve bununla yetinilmeden ''zevk objesi/metası'' biçimine sokulması. Pornografik metinlerin ve görsellerin belli yaş sınırının altına gösterilmesini asla doğru bulmaz iken henüz cinsel kimliğini bulamamış çocukların-ulusal yaş sınırının yani +18'in altında olan her birey erişkin ve yetişkin kategorisine erişimi yasaktır- bu tür medyatik servisler ile bulandırılıp kendi kimliklerinden uzaklaştırılıyor olması benim sapkınlık olarak adlandıracağım kısım olacak. Kimlik oturmasının en tehlikeli olduğu zaman 5 ile 15 yaş arası bir süreç olduğunu göz önüne alıyoruz. Bu süreç içerisinde kişiliği ve kimliğinin oturması ve keşfetmesi için bireylerin her şeyi deneyimlemesi gerektiğinden yanayım. Ancak bu süreç içinde bireye bir şeyler yanlış aşılanır ise olabilecekleri araştırdığım ve deneyimlediğim süreçle size anlatacağım. Öncelikle ''genç kızların'' bayıldığı ''bromence'' ve ''yaoi'' ayrıca ''shounen ai''den söz edelim. Ve genç erkeklerin bayıldığı bir noktada ''hentai'' ve ''yuri'' biçimlerinden. Günümüz internet ve uzay çağı içinde her şeye erişim artık yasaklar olmadan kolayca yapılabiliyor. Bu süreç içinde tanıdıkları dünya tamamen birilerinin yorumu içinde geliyor. Maalesef ki, içinde olduğum bu anime ve manga dünyasının pekte iyi etkileri olmadığı kanısına bu olaylara tanık oldukça karar verdim. Hepsi kötü demiyorum ama özellikle fansubların bazı konularda dikkatli davranması gerektiği kanısındayım. Sebebi ise kolay ulaşılabilir kategoriler... Hentai, yaoi ve yuri... Bu kategoriler yaş kısıtlamalı ve kilitli olması gereken noktalarda iken rahatlıkla on yaşında bir çocuğun girip mangasını okuduğu ve animesini izlediği durumda. Bunun tehlikeli olan kısmı cinsellik değil. Cinselliği yanlış tanımlaması. Şiddet ve tecavüzün de işlendiği bu kategorilerde sarsıcı şekilde cinsel kimliğin bozulduğunu düşünüyorum. Bir erkeğin bir erkeği veya bir kadının bir kadını sevmesini görmesinin sorun olduğunu düşünmüyorum. Fakat bir tarafın tecavüze uğradıktan sonra tecavüzcüsüne aşık olmasını görüp bunu romantik bağlarla kafasına oturması büyük bir sıkıntı yaratıyor. Ya da kendi cinsel kimliğini arayışını sürdürmeyi bırakıp evet ben bunu okurken zevk aldım ben buyum diyerek hayatını belli kotalar ve kısıtlamalar içinde yaşamasını doğru bulmuyorum. Ama en çok beni şaşkınlığa uğratan bunların ötesinde bir nokta. Eğlence ve çizgilerin dünyasının gerçek sanılacak kadar ona göre yaşamak... Bu işi gerçekliğe çevirmek aslında biraz fanservislere birazda etkilenmiş kişilerin Wattpad ve benzeri sitelerde konuları daha açık ve cinsel birliktelikleri daha şiddetli betimleyerek yazması ve çizmesi... Sorun fanservislerin hararetli şekilde beyinleri bulandırma değil. İşin korkunç yanı bunları yazanların henüz 11-13 yaş arasında ''kız çocuğu'' olarak halk ağzında nitelendirilen yaşta ki bireyler olması. Gelenekçi, katı görüşlü ve aykırıklara korku ve dehşetle bakan bir insan değilim. Fakat kan dondurucu gelen bir kaç şey ile karşılaşınca dehşete kapılmamak elde değildi. Ufak bir anımı anlatayım. Adını vermeyeceğim ama bir çok kişinin girip novel yazdığı bir fansubların çevirileirni yayınladığı bir site daha doğrusu platformda bir kaç defa gezinirken bir türkçe novel etiketi altında bir roman gözüme ilişti. Yazarı Türk, fikir bir Türk tarafından geliştirilmiş gibi... Birinci bölümü okudum ve dramın ve kan dehşetin dibini gördüm. Bir erkek çocuğuna yapılan tecavüz ve daha sonrasında çocuğun ona tecavüz eden kişilere aşık olması. Cinsel istismarın aşka dönüşmesi. Rastlanılabilir bir hikaye gerçek hayatta. buraya kadar normaldi. Fakat yazar notunu gördüğümde kanım çekildi. Yaoi kategorisi izlemek ve okumaktan zevk alan ve bunun hayal dünyasında kalmasının ötesine çıkmasını isteyen bir kız ''kız çocuğunun '' bu romanı yazdığını öğrendim. Henüz 11-13 yaşları arasında. Ve bu durumu sorduğumda bana psikopat olduğunu bu tür ilişkilerden zevk duyduğunu anlattı. Daha sonrasında yorumunu silmiş olması var olan kanıtımı elimden alıyor. Site yönetimine sorunu belittim ve onun gibi bir çok romana rast geldim. yaşları on beşe erişmeyen kız çocuklarının eş cinselliği yanlış anladığı yetmezmiş gibi bunu sadece ''cinsel ilişki'' olarak görüp şiddetin cinselliği var ettiğine inanması beni bu kategorinin yanlış olduğuna yeterince ikna etti. Web Romancılığın çok kaliteli eserler ortaya koyduğunu söylemiştim Çin Web Romancılığını konuşurken. Ancak birde bu noktası var. Karanlık ve tehlikeli olan noktası. Henüz yetişkin bir birey olmamış genç kız ve oğlanların izlediklerinden etkilenerek bilinçlerinde bir bulandırma oluştuğu. Ki gözlemlerim kız çocuklarının bu türden fazlası ile etkilendiği ve erkek çocuklarının daha çok onlar ile aynı yaşta iken savaş ve macera tarzı anime ve mangaları tercih ettiği. Erişkin erkeklerin ise -Japonya'da fazlası ile görülüyor- hentai tarzını benimsemesi ve onu bir yaşam tarzına çevirip zevk aracına dönüştürülüp sermayeleştirilmesi görülüyor. Bir eğlence aracı sermaye biçimine ve servisler aracılığı ile daha fazla pazar payı artması için abartılırsa o kadar amacının dışına taşıyor. Bugün Türkiye'nin sosyal medya ağlarında gördüğüm bu yuri ve daha çok yaoi tarzının yanlış yaşta bireylerin izlenmesine sunulmasının bir noktada suçlusuda bu işi sermaye biçimine getirmiş fanservisler. Herhangi bir yaş kotası koymamış olması ya da koyulsa bile rahatça aşılabilir olmasıdır. Üstüne daha fazla konuşulacak bir konu. Toparlamaya çabaladım. Ne kadar uluslararası fanservislerin yayınlarından kaçınılmasa ve bunun ana kaynağına ket vurularak bilinçlerin yanlış öğretilerden kaçınılması sağlayasamakta -ki bu sebepten bir çok ileride erişkin olacak birey eşcinselliği sadece kurgulanmış yaoi ve mangalardan öğrendi ve tanımladı- çeviri ve fansub gruplarının bu duruma müdahale etmesi gerekiyor. Çevirilerini yaptıkları sitede sıkı bir yaş denetimi olmalı. Ensestin normal gösterildiği ve tecavüzün zevk almak olarak işlendiği yapılardan uzak durmaları gerekiyor. Peki duruyorlar mı? Hayır. Bir çok fansubun çevirdikleri mangalar ve animeler ile platformlarda yayınlanan kız çocuklarının yazdığı kısa romanları karşılaştırdığımda benzerlik korkunçtu. Çocuklar görür duyar ve öğrenir. Daha sonra ise bunu uygular. Fansublar sadece okunması ve bundan sermaye elde edilmesi için yaptıkları çeviriler ile nasıl bir salgına sebep olduklarını biliyorlar mı? Sanmıyorum. Bir not eklemek isterim. Bu konu benim için her zaman tartışmaya açık olacaktır. Bireysel görüşler değişir ve deneyimler görüşleri şekillendirir. Ancak net olan bir şey var ise on bir yaşında bir çocuğun bir erkeğe bir erkeğin tecavüz ettiğini her detayı ile okuyup gördüğü bir yapım eğlence sektörü içinde değil kar amacı güden ''sapkın'' sermaye içinde yer almalıdır. Arada bulunan ince çizgi geçildiğinde tehlikesini görmek için uzaklara bakmaya gerek yok. Bir Türkçe yaoi romanı bulun ve okuyun. Yazılanlar karşısında henüz okula servisle giden bir çocuğun bunları nereden öğrendiğini bulmak için bir yaoi mangası okuyun ya da animesi izleyin...
  4. 1 point
    [mal type=anime id=226] Çevirmen: nitec Encoder & Kareoke & Düzenleme & Senkron: libero1i İndirme Klasörü:
  5. 1 point
    [mal type=anime id=11617] Çeviri & Düzenleme & Karaoker & Encoder: DirtyDragon Yardımcı Çevirmen: FireHozeO_o & pachinko KLASÖR LİNKLERİ (Sansürsüz) :ruu:
  6. 1 point
    Merhaba ben starking99. Kısaca King ve ya Bekçi desenizde olur. Bekçi ne alaka diyenler çok haklı. Alakası yok sadece uzun bir hikayesi olan takma ismim. Çok fazla gereksiz konuştum. Ben 20 yaşında İstanbulda bir üniversite öğrencisiyim. 10 seneye yakındır animeleri takip ediyorum. Bir ara çizim ile uğraştım ve amv yaptım. Son zamanlarda uzun süredir anime ile uğraştığımı ama bununla alakalı pek bir şey yapmadığımı farkettim. Bunun için bu aileye katıldım. Hayatımda daha önce hiç böyle bir şey yapmadım. Biraz bu konuda yeniyim ve heyecanlıyım. Umarım güzel, eğlenceli vakitler geçiririz. Hepinizle tanıştığıma tekrardan memnun oldum.
  7. 1 point
    Trinity Seven Filmi: Ebedi Kütüphane ve Simya Kız (2017) [mal type=anime id=33581] Çevirmen: Eray.gns Düzenleme: Deat H Note. Encoder: S.Erturk Klasör Link: :mega:
  8. 1 point
    [mal type=anime id=15451] Çeviri: Yuripp3 Düzenleme & Encode: Suguhara,Hawkon Karaoke: DirtyDragon High School DxD macerası'nın 2. sezonudur. -İndirme Klasörü- :wua: :mega::pc: :gu: :yan:
  9. 1 point
    [mal type=anime id=6675] Çeviri: eray.gns Düzenleme & Karaoke & Encode: S.Erturk İNDİRME LİNKLERİ :ruu: :us: :yan: :pc: :mega:
  10. 1 point
    Bugün burada animelerde, mangalarda, forumlarda sıkça karşımıza çıkan, hakkında makaleler yazılan, belgeseller çekilen bir konuyu enine boyuna inceleyeceğiz. Japonya'nın ulusal bütçesinin %12' sini kapsayan, Meiji Dönemi'yle birlikte serpilip globalleşmeye başlayan ve Japonya'nın hızlı ve dengeli bir şekilde kalkınmasının en büyük nedenleri arasında gösterilen Japon eğitim sisteminin yapıtaşlarından Japon liseleri hakkında neler biliyoruz? Öncelikle zaten Japon lisesi dediğimizde çoğumuzun aklında belli başlı şeyler belirir: üniformalı liseli kızlar/erkekler, okul kulüpleri, yıl sonu eğlenceleri gibi gibi shoujo anime klişeleri... Peki ama hiç düşündük mü asıl kızımız dersteyken düşüncelere daldığında ve ders anlatmaya çalışan zavallı öğretmenlerin sesi arka plandayken aslında sınıfta neler olur, neler öğretilir? Sadece teneffüs aralarında gördüğümüz sınıfların içerisinde neler empoze edilir öğrencilere? Gelin birlikte yakından inceleyelim. Japon liselerinin tarihçesine baktığımızda Tokugawa Dönemi(1603-1867) 'nden Meiji Dönemi(1868-1912) 'ne kadar önemli bir gelişme görülmez bu dönemde genel olarak Çin eğitim sistemi örnek alınır. Ancak 2. Dünya Savaşı'nın Japonya'ya etkisiyle Meiji Dönemi'nin liderleri Batı'ya yetişebilmek adına modern, bütünleştirilmiş, ilkeli bir eğitim anlayışını benimsediler. Zaten önceden de dediğim gibi bu olay Japonya'nın 2. Dünya Savaşı'nda aldığı yenilginin izlerini silip üzerine kat bile çıkmıştır. Bu kararla birlikte Çin ve Japon eğitim sisteminden çıkılmış; lise seviyesine kadar eğitim zorunlu hale getirilmiş, üç aşamalı( ilkokul-ortaokul-üniversite) sistem oluşturulmuştu. Ayrıca kız ve erkek çocuklar için eğitim de zorunlu olmuştu. Ve böylece modern Japon Lisesi'nin temelleri atılmış oldu. Çağdaşımız Japon Lise'lerini incelediğimizdeyse liselerin büyük bir çoğunluğu 3 yıllık tam gün liselerden oluşmaktadır. Diğer liseler yarım gün ve 4 yıldan oluşur ama Japon halkının %90 dan fazlası tam gün olanları tercih eder. Dersler 45 dk.dan oluşur. Öğle aralarında yemek genellikle sınıfta yenilir getirebilenler evden bento (beslenme çantası) -ve evet lisede- getirir. Çoğumuzun bildiği üzere buralarda temizlik görevlisi/hademe yoktur. Öğrencilerden temizlikleri kendilerinin yapması -tuvaletler dahil- istenir ki sorumluluk ve görev alabilme olguları gelişsin. İlkelerine oldukça bağlı olan geleneksel ve çağdaş normlarla sentezlenerek harikalar yaratan Japon Liselerinin misyonu ise şu şekilde: -Kamu görevleri için gerekli insanı yetiştirmek, -İstekli gençlerin toplumda başarı sağlamasına olanak vermek, -Kuvvetli bir ekonomi için teknik olarak iyi yetişmiş gençleri topluma kazandırmak, -Gençleri ulusuna bağlı ve milli bütünlüğe yarar sağlayacak bireyler olarak yetiştirmek. Peki lisede bu yetileri kısmen elde etmiş gençler üniversitelere nasıl mı yerleşiyor? Oldukça şaşırtıcı ancak tıpkı bizimkine benzeyen bir sınavla. Ve daha şaşırtıcı olanıysa üniversitelere yerleşme oranı %98. Tabi bunda dershane benzeri özel kurumların yaygınlığının katkısı da vardır. Japonya'da bu tür destek kurslarının yaygınlığı oldukça fazla üstüne birde devlet okullarında çalışan öğretmenlerin neredeyse hepsi de ek olarak özel ders veriyorlar. Kim bilir belki de başarısını buraya borçlu liseler... E bu kadar çalışmanın stresini nasıl atıyorlar derseniz de bunun için kurulan " bukatsu" lar var. Bukatsu okul sonrası kulüp anlamına gelmektedir ve öğrencilerin sosyal açıdan gelişip bukatsunun alanına göre becerilerinin gelişmesi hedeflenmektedir. Sonuç olarak Japonya kendi yolunda ilerleyen bu sistem ne sadece bir yaratma ne de sadece bir kopya örneğidir. Ve eğitim konusunda dünya sırlamasında birçok görüş tarafından adını altın harflerle baş sıralara yazdırmıştır. Japonya'dan bu konu hakkında öğreneceklerimiz var belli ki... Esen kalın.
  11. 1 point
    [mal type=anime id=28999] Çevirmen:Nones Düzenleme:Ronron Encode:Ashriel Redakte:SayaTrain Klasör Linki :mega: :ruu: :mf: 1.Bölüm (Empati Kurmak) :pc: 2.Bölüm (Umutsuzluğun Melodisi) :pc: 3.Bölüm (Aşk ve Alev) :pc: 4.Bölüm (Ciddiyet Anı) :pc: 5.Bölüm (Bazen Duyduğun Ses) :pc: 6.Bölüm (Farketmediğin Mutluluk) :pc: 7.Bölüm (Yolculuğun Sonu) :pc: 8.Bölüm (Karşılaşma) :pc: 9.Bölüm (Dünya Burada Değil) :pc: 10.Bölüm (Yağmalama) :pc: 11.Bölüm (Charlotte) :pc: 12.Bölüm (Söz) :pc: 13.Bölüm (Gelecek Anılar) :pc:
  12. 1 point
    [mal type=anime id=30544] Çevirmen: Jewt Redakte: EmiYuusha Düzenleme: S.Erturk Encoder: DthIchigo KLASÖR LİNKİ :mega: :ruu: :google-drive: :usercloud:
  13. 1 point
    Herkese merhaba! Sizlere yaptığım waifu botundan bahsetmek isterim; İlk başta nereden waifu botu yapma fikri geldi diye kısa bir hikayesini anlatayım; Aslında amacım discord'da bir myanimelist botu yapmaktı bu yüzden myaniimelist'den tüm verileri çekmem gerekiyordu. İlk başta karakterleri isimleri resimleri ile çekerken birden bire bunu bir oyuna dönüştürme fikri aklıma geldi ve sonuç şuan gördüğünüz bir waifu botu. Çok fazla komutları olan ve tamamen benim yazdığım bir bot. Pek özelliği olmasa da hayallerinizdeki haremi kurabilirsiniz. Botun temel özelliklerinden ve diğer waifu botlarından ayıran özelliklerinden bahsetmek isterim; İlk olarak dili setleme komutunu yazayım (default dil ingilizce) _setlang tr bu komutu sadece yönetici olanlar yapabilir. Bottaki karakter sayısı 70000 karakterdir ve hepsi unique karakterdir bu özelliği ve bu kadar fazla karakter çeşitliliği başka hiç bir botta bulamazsınız (myanimelist'de yaklaşık 100000 karakter vardır neden hepsi yok ileride anlatacağım) Standart waifu botlardaki gibi botta takas etme hediye etme özellikleri vardır ayrıntılı bilgiyi _h komutu ile bottan öğrenebilirsiniz Aynı anda 5 karakter takasa konabilir karşılığında min. 1 max. 5 karakter alınabilir. Hediye etme de ise sadece 1 karakter verilebilir aynı anda ama bunlarda bir süre limiti yoktur Karakter almak için _p komutu kullanılır ve bu size rastgele bir karakter atar, ilk emoji ye tıklayana karakteri verir. Bir kişi saatte sadece 1 karakter alabilir karakter çağırma hakkı ise eğer alma hakkı 0 değilse istediği kadar çağırabilir, her karakter 10 saniye sonra alınamaz hale gelir. Botta tüm diğer waifu botlardan ayıran en önemli özelliğine gelelim. Herkesin sevdiği bir anime karakteri vardır. "Onu bulmak için sürekli karakter mi çağıracağız?" falan dememeniz için bir mağaza koydum; _shop komutu. Bu mağazada kazandığınız paralar ile rastgele istediğiniz karakter için %1 , %10 ve istediğiniz karakteri vermesi için komutlarda var. Tabi ki ihtimaller attıkça istenilen para miktarı da artıyor. (ve istenilen karakter çoktan alınmış olmamalı.) Ve şimdi gelelim neden tüm karakterler ekli değil ve bu parayı nasıl kazanabiliriz kısmına. Botta para kazanmanın yolları karakter aldıkça para kazanırsınız. (en az parayı bu verir) Oy verdikçe kazanırsınız. (en çok parayı bu verir) ve karakter botun veri tabanına ekledikçe kazanırsınız Karakter eklemek zordur ama bir sınırı yoktur. Yani bayağı para kazanma ihtimaliniz var karakter eklemek için; Myanimeliste girip herhangi bir karaktere tıklayıp (örnek; https://myanimelist.net/character/51343/Koneko_Toujou) Linkindeki sayıyı yani 51343 sayısını _p 51343 şeklinde komut olarak yazılır eğer karakter botta ekli değilse para verir eğer ekli ise sadece gösterir eğer sahibi varsa ayriyeten belirtir. Burada size küçük bir ipucu vererek tüm myanimelistti deneme zahmetinden kurtarayım; 120000 üzeri sayılar olan karakterleri deneyin Botumun gene özellikleri bunlar eklemek isterseniz davet linki (burada tüm yetkiler gereklidir tek mesajları yönet yetkisi isteğe bağlıdır fakat bu yetki botun süreler dolduğunda emojileri silmesi böylece sizi de süre dolduğunuzu anlamanızı sağlamak içindir gerisi zorunludur): https://discordapp.com/oauth2/authorize?client_id=538449216012288015&scope=bot&permissions=355392
  14. 1 point
    Sanat nedir? Bu sorunun cevabı evrimin kökenini açıklamak kadar zordur. Sanat aslında kişinin kendi hayallerini gerçekliğe yani dünyamıza yansıtmasıdır fikrimce. Bu durumda animeler ve mangalar aslında başkalarının hayallerinin bizim gerçekliğimize yansımasıdır. Sanatın gerçekle buluştuğu nokta çizimdir. Çizmek ve çizimlerde yaşamak istediğimiz duyguyu yakalamak bulunmaz bir histir. Fakat bu anime ve manga tutkunlarına yetiyor mu? Ufak bir araştırma ile yetmediğini fark ettim. Ve çizerlerin daha üstünde çizimler yapan onlarca fanart çizerinin çizimleri ile karşılaştım. Bugün bu fanart konusu hakkında konuşalım o zaman . Çizim yapmak en sevdiğim şeydir diyemem ama amatör bir çizer olarak şunu söyleyebilirim, düşünmesi bir kaç saniye kağıda aktarması saatler sürer. Bu işten bir kâr gütmeden hayallerini kağıda aktaran fanart çizerlerine gelelim şimdi. Öyle ki bazı fanart çizimlerinin gerçek karakter tasarımlarından güzel olması ve bu işi mükemmel bir profesyonelliğe dökmüş çizerler olduğunu söyleyebilirim. Peki bunu neden yapıyorlar? Kendi arzuların ve isteklerini karşılamak için olabilir. Bundan zevk aldığı için olabilir. Ama en temelinde hayalini kurduğu dünyadan bir parça yansıtmak için yapıyorlar gibi... İnstagram ve benzeri uygulamalarda gördüğüm fan çizimlerinin ve altına düşülen yorumlardan edindiğim bu sonuçla yetinmedim ve daha da abartıp dünya çapında bu işin nasıl bir yerde olduğuna bakınca beklentimin üstünde bir sonuç aldım. Öyle ki fanart olan bir çizimin zamanla bir senaryo kazanıp çizgi roman serisine dönüştüğünü gördüm. Bu sadece birisi için geçerli değil. Birçok çizerin, yaratılmış karakteri yeniden yarattığını görüyoruz. Yeniden yaratırken aslında o animeyi, mangayı ya da film ve diziyi izlerken hayal gücü ile artan isteklerini karşılamak istiyor. Biraz yetenek biraz hayal gücü ile bizleride beklenti içine sokan çizimler görmeye başlıyoruz. Fanart neden bu kadar tutuluyor? Bunun temelde cevabı, görmek istediklerimizi karşılayamayan çizerler ve mangakaların yerini alan fanart çizerlerinin beklentilerimizi karşılıyor olması. Karakterler arası kurulan bağlar sonucu görmek istenilen davranışların görme arzusu ve bunun yetenekli bir çizerin kaleminden görmek bizi fanartlara hayran hayran bakmaya itiyor. Eş olmasını istediği karakterler arasında gerek cinsel gerek duygusal bağ gösteren çizimler yapılması elbette ki fanların direkt dikkatini çekiyor. Bazen görmeyi tasarladığımız sahnelerin anime çizeri ve mangaka dan değilde fanart çizerinden gelmesi prestij artışına sebep oluyor. Bu durumda fanart aslında izleyicinin ,okuyucunun beklentisinde olan sahnelerin canlanmasını ve gerçeğe aktarılmasına yardımcı olan en büyük araç konumuna geliyor. Şu ana kadar söz ettiğim fanart çizerlerinin güzel katkılarının yanı sıra kötü yanlarını da görüyoruz. Bazı fanlar ne kadar fanartları sevse de onlara bağlansada bunun aksine fanartların anime ve manganın zararına olduğu düşüncesinde olan var. Forum vb. yerlerde yapılan tartışmalarda fanartların karakterleri yanlış tanıttığını ve bunun sonucunda karakterlerin gerçek hikayelerinin kayıp gittiğini ve yeni hikayeler oluşturup kişilerin beklentilerini farklılaştırdığından yakınıyorlar. karakterler arası ilişkinin yanlış anlaşıldığını ve bunun "sinir bozucu" olduğunu konuşan yabancı forumlarda fanartların animenin konusu dışına çıkmaması gerektiğini savunuyorlar. Ben buna karşıyım. Sebebi ise sanatın ve hayalgücünün sınırsızlığının olması. Yaratılmış bir karakteri herkesin aynı şekilde değerlendirmeye çabalaması insan doğasına aykırıdır. Bu durumda herkes aynı resimde aynı şeyi göremez. Her yaşanmışlık ve beklenti ve arzu ,farklı bir bakış açısı ve farklı bir hayal gücünün oluşmasına sebep oluyor. Tıpkı bu yazıyı okurken takılacağımız ve takıldığımız noktalar gibi her anime ve mangada farklı bir noktayı yakalar ve onu dallandırıp budaklandırmak isteriz. buna yardımcı olan en güzel şey ise fanartlardır. Eğer fanartlar da istenilen bulunamaz ise kişi kendi çizimlerini oluşturmaya başlıyor ve bu şekilde dallanıp budaklanıyor. Bu şekilde kişisi kendini yavaş yavaş geliştiriyor ve yeni fanart çizeri ortaya çıkıyor. Kendine kazancı olmayan olsa bile bir kaç kuruştan öteye gidemeyen bu mesleği arzu haline getiriyor. Tıpkı anime ve manga çevirmeni, redektörü, editörü, blogerı, vb. olmak gibi bu işte onun artık anime dünyasına bir katkı yapması ve onu genişletmeye başladığı anlamına gelir. Y/N: kaynakça göstermek isterdim ancak kişisel konuşmaları yayınlamak hukuken suç olarak gösterileceği için bu seferlik sizi arama motorları ile baş başa bırakıyorum. Okuduğunuz için çok teşekkürler....
  15. 1 point
    [mal type=anime id=38472] Çevirmen: Koneko-Chan Editör & Encoder: libero1i Not: Seri, Japoncadan çevirilmiştir. - İndirme Linkleri -
  16. 1 point
    Herkese merhaba ^^ Aranıza yeni katılmış bulunuyorum. Uzun zamandır bu tarz forumlara girmiyorum pek ne demem gerekir bilemiyorum açıkçası :') Üniversite öğrencisiyim, 22 yaşındayım, İstanbul - Eskişehir arası bir hayat sürüyorum. Sanırım hakkımda anlatabileceklerim bunlar. En sevdiğim seri Hellsing, kullanıcı adımla da belli ediyorum bir miktar sanırım bunu. Pek çok favori serim var tabii ancak en üst noktada olan seri benim için bu ^^ MyAnimelist profilimi de daha sonra profilime ekleyeceğim, dilerseniz bakabilirsiniz oraya da. Umarım birlikte iyi geçiniriz ^^ ~
  17. 1 point
  18. 1 point
    Adınız: Simge Yaşınız: 15 Nerden katılıyorsunuz: İzmir Favori animeleriniz: Tokyo Ghoul, Death Note , Elfen Lied Sitemizi nereden duydunuz: Anime izlerken Anisekai fansub sık kullandığımdı. Kendiniz hakkında birkaç bilgi: Uzun zamandır kore dizileri izliyordum ve arkadaşımın 'anime izle seversin' demesi üzerine anime izlemeye başladım. Animeler hakkında çok şey bilmiyorum ve burada daha çok şey öğrenebileceğimi düşünüyorum.
  19. 1 point
    Aramıza hoş geldin Simge.
  20. 1 point
    [mal type=anime id=10447] Çevirmen: Lazeran & alperens4 & Xyzzy Düzenleme : S.Erturk. Karaoke : Deat H Note.& S.Erturk. Encoder: S.Erturk. Klasör Linkleri (v2) :mega: :ruu: :google-drive:
  21. 1 point
    - İndirme linkleri yenilendi. -
  22. 1 point
    [mal type=anime id=31147] Çevirmen: Pino Redakte: EmiYuusha Düzenleme: Hdeyr Encoder: S.Erturk KLASÖR LİNKLERİ :mega: :ruu: :mf: :usercloud: :ff: :tb:
  23. 1 point
    Öncelikle hepinizle tanışacağım ve çalışacağım için çok mutluyum. Aranıza yeni katıldım. Bana kısaca ''Miss'' diyebilirsiniz. Uzun süredir animeleri takip ettiğim bu sitede sonunda cesaret bulup bir görev alma girişiminde bulundum ve beni kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sanırım çocukluğumdan beri anime izleyip manga takip ediyorum. Ancak son zamanlarda gerek üniversite, gerek kazılar ve projeler derken yoğunluktan bu dünyadan biraz koptum. Kendimi tekrar toplamak ve tekrar bu dünyanın bir parçası olmak için blog yazarı olma kararı aldım. Yeni blog yazarı olarak aranızda bulunuyorum. Antropoloji öğrencisiyim. Bunun yanı sıra kendi yazdığım ama sadece birisi yayınlanan romanlarım ve denemelerim var. Hem ressam hem çizerim. Hala karakalem ve kağıt kullanan bir fosilim. Burada sizlerden öğreneceğim çok şey olduğuna inanıyorum. Beni aranıza kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
  24. 1 point
    Jomon Dönemi (MÖ 8000-MÖ 300) Japon Takımadaları'nda yerleşik hayat, ilk olarak adaların hala Asya kıtasının bir parçası olduğu dönemde, yaklaşık olarak 100 bin yıl önce başlamıştır. M.Ö. 8000- M.Ö. 300 yılları arasındaki döneme, yemek pişirmek ve saklamak için üretilen Jomon stili yani sicim desenli toprak kaplar adını vermiş, bu dönem Jomon Dönemi olarak adlandırılmıştır. Eberhard, Jomon dönemi stilinin adanın yerli halkı olan "Ainu"ların kültürü olduğunu öne sürmüştür. 1950'li yıllarda hala Hondo ve Hokkaido'da yaşayan Ainular olduğunu belirtmiştir. Güney'den ilerleyen Japonlar'ın Ainuları sürekli kuzeye doğru öç etmeye zorladıklarını, Ainu halkının tarıma elverişli olmayan kuzey topraklarında kültürlerini geliştiremeyerek balıkçılık ve avcılık yaparak yaşamak zorunda kaldıklarına değinmiştir. Yayoi Dönemi (MÖ 300- MS 300) Ada halkı, M.Ö. 300 yıllarında Asya kıtasından gelenlerden tarım, basit pirinç ekimi ve metal işçiliği tekniklerini öğrenmişler, tarım üretimi ve günlük yaşam için tarım aletleri ve demir silahlar, dini ayinler için bronz kılıçlar ve aynalar kullanmışlardır. Japon inancında hala kutsallığın simgesi sayılan, tapınaklara ve evdeki kutsal raflara konulan kılıç ve aynaya, daha o dönemde kutsallık atfedilmiştir. Ayrıca bu dönemde işbölümü, yönetenler ve yönetilenler arasındaki ayrılığı derinleştirmiş ve ülkede pek çok küçük devlet kurulmuştur. MÖ 300-MS 300 yılları arasında, seramik kapların üretilmeye başlandığı döneme Yayoi Dönemi adı verilmiştir. Yamato Dönemi (M.S. 300-593) Eski bir vilayet olan Yamato'da ne zaman ve hangi koşullarda bağımsız bir devlet oluştuğu halen tartışmalı bir konu olmakla birlikte, Yamato devletinin 5.yy'da çok fazla genişleyerek bu topraklardaki bölgesel hükümdarlara boyun eğdirdiği bilgisine ulaşılmaktadır.Dördüncü yüzyılda küçük devletler birleşmiş, bu sayedeYamato'da yani şimdiki Nara eyaletinde, tüm milleti yöneten güçlü bir politik otorite ortaya çıkmıştır. Ayrıca 4. ve 6. yüzyıllar arasında Budizm ve Konfüçyusculuk'u dakapsayan Çin Kültürü, ülkeye Kore yoluyla girmiştir. Dördüncü yüzyılın sonlarından itibaren Kore Yarımadasındak, krallıklar ile Japonya arasında başlayan ilişkiler yoluyla Çin'in yazı biçimi, Çin hükümet sistemi ve Çin sanatı ülkeye girmiş ve Japon kültürünü büyük oranda etkilemiştir. İlerleyen yüzyıllarda Japonlar, Çin'den aldıkları sanat ve siyaset temeli üzerine kendi sistemlerini inşa ederek bu alanları Japonlaştırmışlardır. Yamato devletinin gelişmesinde anakarayla olan ilişkiler büyük önem taşımıştır. Beşinci yüzyılın başından itibaren savaşlardan kaçan Koreliler Japonya'ya göç etmişlerdir. Göçmenlerin büyük kısmıkendi istekleriyle topraklarını terk etmiş olsalar da Yamato birliklerinin de bazı köyleri boşaltarak buralarda yaşayanları göçe zorladıkları bilinmektedir. Bugün hala Japonya'da çözülememiş olan Koreli göçmenler sorununun henüz 5.yy'da başladığını görmekteyiz. Asuka Dönemi ve Taika Düzenlemesi 5.yy'da Yamato devleti, Paekche sarayından nitelikle zanaatçılar okuma yazma bilen bilge adamlar göndermesini istemiştir. Bu sayede erken Japonya'da Kore kökenli bir yazıcılar grubu oluşmuş, resmi yazışmalar bu grup tarafından yapılmıştır. 6.yy boyunca Yamato sarayı ilk kez Kore üzerinden Budizm ile tanışmış, Çin eğitimi etkilerinin de zemini hazırlanmıştır. Sui Haedanı yıllıklarında 581-600 yılları arasında Yamato sarayından gelen ilk elçilere ait veriler saptanmaktadır. Bu dönemden itibaren Çin İmparatorluğu ile Yamato devleti arasında birbiri ardına elçilik grupları gidip gelmeye başlamış, aynı zamanda çok sayıda öğrenci de eğitim için Çin'e gitmeye başlamıştır. Naumann, bu öğrencilerin Çin'de genellikle on yıllar boyunca kalarak ülkelerine her alanda kapsamlı bilgilerle döndüklerini belirtmiştir. Yazar, Yamato devletinde 7.yy'da, Çin İmparatorluğu örnek alınarak merkezi, bürokratik bir devletin kurulması yolundaki reform çabalarını, bu öğrencilerin etkisine bağlanmak gerektiğinin altını çizmiştir. Çin ve Budizm etkisi, 4. yüzyılın sonlarından itibaren Kore üzerinden Japonya'ya ulaşmıştır. 552 yılında bir KOre elçisi, Japon imparatoruna bir Buda Heykeli ve Budist şutraları getirerek ülkede önemli değişikliklerin olmasına neden olmuştur. Budizmi resmi din olarak kabul eden Japonya'da, Budizm taraftarları ve karşıtları arasında çatışma yaşanmıştır. Budizm'in savunucusu olan Soga Ailesi'nin zaferi kazanması ile aynı aileye mensup İmparatoriçe Suiko, yine aynı aileden Prens Shotoku Taishi'yi devlet işlerinden kendisine yardımcı olması için seçmiştir. Shotoku, Budist ahlakına dayanarak 604 yılında 17 maddelik bir ferman yayınlamış, ilk Budist manastırları ve tapınakları da o yıldan itibaren kurulmuştur. Shotoku Taishi tarafından ilan edilen beyanname halkın her koşulda imparatora itaat etmesini emretmiştir. Oysa o dönemin koşullarında imparatorluk makamı sadece dini saygınlığına sahip olmuş, siyasi gücün gerçek sahibi soylu aileler olmuştur. Prens Shotoku, bu fermanla Çin'den gelen Konfüçyus ve Buda öğretilerinin, halka itaatkar olmasını buyuran öğretisinden faydalanarak imparatorluk makamına güç kazandırmayı, yönetimi merkezileştirmeyi amaçlamıştır. Bir devlet kurma yolundaki reform çabaları nedeniyle Prens Shotaku, Japon devletinin gelişimi açısından önem taşıyan ilk tarihsel kişidir. İmparatoriçe Suiko adına ülkeyi yöneten Prens Shotoku, Koreli bilginler tarafından eğitilmiştir. Klasik Çin yazısını ve Budist yazımını çok iyi bilen Prens, devletin ilk yasaları olarak nitelendirebilecek fermanı oluştururken Çin ahlak öğretilerini ve devlet öğretilerini ve devletörgütlenmesini örnek almıştır. Bu fermanın ikinci maddesi Buda'ya saygı duyma talebini içermiştir. Böylece 6.yy'da Japon inanışına Kore üzerinden dahil olan Budizm inanışının artık yönetim tarafından güvence altına alındığını resmi olarak onaylamıştır. Ayrıca talimatnamenin kalan 16 maddesinin de Çin öğretilerini esas alması, Çin yaşayışının merkezi devlet fikri kadar benimsendiğini göstermektedir. Talimatname ile somutlaşan devlete yönelikyeni özsaygı, daha sonra hükümdarlar "imparator" ünvanı kazanmış, devletin yeni yapısı ve hükümdarın yeni ünvanı resmi yazışmalarda da kullanılarak dış ülkelere bu yeni konum duyurulmuştur.608 yılında Yamato sarayından ülkelerine dönen Çin delegasyonu yanında resmi bir yazı götürmüştür. Bu yazı Japon devletinin gelişimindeki yeni aşamayı haber veren bir selamla başlamıştır. "Doğunun İmparatoru, Batı'nın İmparatonu saygıyla selamlar." Nara Dönemi (710-794) İmparator Mommu'nun 707'deki ölümünün ardından annesi imparatoriçe olmuştur. İmparatoriçe Gemmyo'nun saltanatının ikinci yılında başkent Nara'ya taşınmış, yeni başkent meşhur Çin başkenti Hsi-an'ın planı örnek alınarak kurulmuştur. Nara Dönemi içindeki diğer imparatoriçe ise İmparatoriçe Koken'dir. Budist papazları ile işbirliği yapan imparatoriçeler bu dönemde büyük güç kazanmışlardır. Sekizinci yüzyılın başlarında, ülkenin ilk daimi başkenti Nara'da kurulmuştur. 710-784 yılları arasında Japon İmparatorluk Ailesi başkent Nara'da oturmuş ve otoritesini zaman içinde tüm ülkeye benimsetmiştir. Nara'nın daimi başkent olmasına kadar başkent olmasına kadar başkent ve peyitaht şimdiki Nara, Kyoto ve Osaka şehirleri arasında sık sık yer değiştirmiştir. Wills bu dönemi Japonya'da Budizmin ve Çin kültürünün, yönetim modelinin heyecanla alımlandığı bir dönem olarak tanımlamıştır. Yüksek sınıfa mensup aileler Çin modasına uyarak Çince öğrenmiş, Çin üslubunda şiir yazmak, Çin klasik kitaplarını okumak soylu sınıfın boş zaman etkinliği olmuştur. Bu sanat yapıları sayesinde Japonlar Çinlilerin hayat görüşü ve düşünüş tarzı ile tanışmıştır. Eberhard, Japon kültürü ile Çin kültürünün bu karşılaşmasının özellikle Japonların hayatına etki ettiğini, bireylerde bir iç gerginlik ve ikilik oluşturduğunu öne sürmüştür. Japonya'nın Çin ile resmi ve doğrudan ilişkileri 7.yüzyılda başlamakla birlikte, 5. yüzyılın sonlarından başlayarak Kore aracılığıyla ülkeye giren Çin bilim ve sanatı, Japon egemen sınıfların yoğun olarak etkilemiş, hayranlık uyandırmıştır. Tang Hanedanı zamanında Çin'in refah ve gelişmişliği Japonya'yı derinden etkilemiş, Çin'den gelen yazı, takvim ve saray adetleri derhal kabul görmüştür. Çin'in arşivleri, tapusicilleri, fermanları Japonya'da merkezi bir otorite kurma yolunda örnek alınmıştır. Yazılı bir ulusal tarih oluşturulmuş (Kojiki ve Nihongi), 20 ciltlik bir şiir derlemesi (Manyoshu) ve bir topografya raporu (Fudaki) hazırlanmıştır. Nara döneminde ülke toprakları illere, ilçelere ve karyelere bölünmüş ve Yamato yöresindeki Nara ilk başkent olmuştur. Ayrıca Budizm, birliğin resmi dini olarak kabul edilmiştir. Ancak Buda, Güneş Tanrıçanın yerini alamamıştır. İmparator öncelikle Tanrıça Amaterasu'ya danışmış, onun onayına aldıktan sonra BüyükBuda (Daibutsu) girişimine başlamıştır. Sanat etkinliklerinde Çin'deki T'ang dönemi sanatına öykünme görülmüş ve Kore'den getirtilen yapı ustaları Çin geleneğindeki ilk büyük tapınak külliyesi olan ve dünyanın en eski ahşap yapısı sayılan Horyuci'yi yapmışlardır. Bu dönemde Budizm'in yayılması, Kore'li Budist keşişheykelciler, doktorlar, ressamlar ve el sanatçıları sayesinde gerçekleşmiştir. Budizm, ülkede yeni bir kültür ve sanatın doğmasında etkili olmuştur. Sanat ve kültürde yaşanan bu gelişmenin merkezi, 710 yılında başkent olan Nara olmuş ve kentte çok sayıda Budist tapınak inşa edilmiştir. Adnan turani, Japon mimarisinin ve diğer sanatların, Budizmin ülkeye girmesinden sonra kendi karakterini bulduğunu söylemiştir. Bu dönemde, güçlü bir iktisadi ve siyasi yapıya sahip olan devlet, sanat ve edebiyatın gelişimini desteklemiştir. reformlarla büyük ailelerin gücü azaltılarak köylü mülkiyeti sağlamlaştırılmıştır. Başkent Nara'daki devlet üniversitesinde tarih, edebiyat hukuk ve matematik öğretilmiştir. Budist keşişleri dini faaliyetleri dışında sosyal görevler de üstlenmiş, imparatorluk desteği ile dispanserlerde faaliyet göstermişler, kanallar açmış, köprüler inşa etmişlerdir. Nara dönemi imparatorları, çeşitli adaları fethederek ileride tamamen ortadan kalkacak olan yerli halk Ainula'rı yenilgiye uğratmışlardır. Güneş İmparatorluğu ve Tanrısal Görev Franz Vonessen, mitleri "var oluş lisanının tercümesi" olarak nitelendirmektedir. Ancak bu tercümenin bize aktarıldığı dil artık bize yabancılaşmıştır. Mitleri anlamanın yolu onlarıiçinde bulunduğumuz rasyonel kavramlar dünyasına taşımak değil, bizim mitler gerçeğine geçmemizdir. Dolayısıyla yapılması gereken mitleri "açıklamak" değil, onları "anlamaktır". Japon miteolojisinde yerel mitoslarla yabancı efsaneler birbirine karışmış, Çin ve Kore etkileri Japon mitoslarının bugün bildiğimiz hale gelmesinde rol oynamıştır. Japon miteolojisinde yer alan öyküler, olaylar, Japon imparatorluk ailesinin kökenleriyle bağlantılıdır. Japonların kim olduğu, nereden ve ne zaman geldiği, ülkenin kurulması gibi sorular, japon miteolojisinin ilk yazılı kaynakları olan iki ana yapıtta toplanmıştır. Sonraki kuşaklara aktarılarak günümüze kadar ulaşan Japon mitleri en eski iki Japon edebiyat eserinde, 712 yılı başında tahta sunulan kojiki (Eski Olayların Kayıtları) ile 720 yılında tamamlanmış olan bir resmi tarih eseri olan Nihongi ya da Nihonshoki (Japonya Yıllıkları)dir. 712 yılında tahta sunulan Kojiki, efsanevi devirlerden başlayarak Ms 628'e, Nihongi ise MS 697 yılına kadar yaşanan tarihi olayları içermektedir. Eberhard, her iki kitabın esas kaynağının Kataribe denilen resmi hikayeci veya meddahların anlattıkları destansı hikayeler olduğunu belirtmiştir. Japon efsaneleri ve öyküleri, yazıya geçirilmeden önceki dönemde anlatıcılar sayesinde sözlü kültür ürünleri olarak nesilden nesile geçmiştir. Kataribe denilen bu anlatıcılar, büyük Shinto bayramlarında imparatorluk sarayı veya büyük ailelerin evlerinde verilen şölenlerde yaratılışa dair efsaneler anlatmış,böylece mitoloji konusundasözlü biranlatım geleneği oluşmuştur. Kojikive Nihongien eski japon kaynaklarıdır ancak bazı Kore ve Çin yıllıklarında da Japonya konusunda bilgiler bulunmaktadır. Çin ve Kore kaynakları daha eski ve daha güvenilir kaynaklar olmakla birlikle, resmi kaynaklar oldukları için sadece devletlerarası ilişkilere dair kayıtlar esas alınmış, binlerce tüccar ve rahibin raporları dikkate alınmamıştır. Kojiki'ye göre Güneş tanrıçası Amaterasu öz torunu Niningi'yi "Güzel pirinç ülkesini benim kendi soyum yönetsin" diyerek kutsallığın üç simgesi (kılıç, ayna, mücevher), bilim ve sanatların beş ustası ile birlikte Kiyushu adasına göndermiştir. Niningi'nin torunu olan ve sonradan kendisine "Jimmu Tenno" denmiş olan imparator, Seto denizi üzerinden Yamato ülkesine yürümüş ve ikinci denemesinde Japon Birliği'ni kurmayı başarmıştır. Adnan Turani, Japonya'da zamanın başlangıcının Güneş Tanrıçası Amaterasu'nun soyundan geldiğine inanılan Jimmu Tenno ile MÖ 660 yılında başladığını belirtmiştir. Japonlar kültür varlıklarının değerini, medeniyetlerinin yaşını vurgulamak için Japon Birliği'nin kurucusu sayılan Jimmu Tenno'ya gönderme yaparak "Jimmu'dan bu yana" derler. İlk tanrı imparator Jimmu'nun öyküsü, ünlü "Kojiki Destanı"nda anlatılmıştır. Kojiki destanı Japon hayatının sadece tarihi ve kültürel değil aynı zamanda sosyal gerçeklerin, iktidar ilişkilerini de anlamamız açısından oldukça önemlidir. 668 yılında tahta çıkan İmparatorTenchi 671 yılında öldüğünde oğlu ve erkek kardeşiarasında taht kavgası yaşanmıştır. Mücadeleyi kazanan Tenchi'nin kardeşi İmparator Temmu, bu mücadele sonucunda Çin tarzı imparatorluk düşüncesindeki "ilahi görev" anlayışının tehlikelerinin farkına varmıştır. İlahi görev anlayışına göre, aşağıdan gelip yükselmek isteyen ve bunda başarılı olan herkese bu görev verilmiş, bu durum "ilahi görev" olarak görülmüştür. Benzer örnekler Çin tarihinde görülmüştür. Örnek olarak, 618'de Sui Hanedanının yerine geçen T'ang Hanedanı gösterilebilir. İmparator Temmu da güç kazanan soylu ailelerin imparatorluğu ele geçirmesine engel olmak ve kendi hanedanının iktidarını kalıcı olarak güvence altına almak amacıyla "aile aktarımı" gerekçesini bulmuştur. İmparator Temmu 673'te resmi olarak tahta geçtikten sonra "İmparatorların güneş mirası sırasını ve evvelki nesillerin eski sözlerini ezberlemesi" için Hieda no Are adlı bir yardımcısını görevlendirmiştir. Bu arada imparator yıllıklarına ve aile mülkiyetindeki aktarımlara sokulmuş olan "yanlışlıklar" tümüyle ortadan kaldırılacak ve "doğrular saptanacaktı". "Doğruları" krallığın temeli olan "En yüce Niyet" yani imparatorun niyeti belirleyecekti. Hieda no Are'nin doğaüstü olaylarla ilgili anlatımı yalnızca Temmu tarafından gözden geçirilmiş ve onaylanmış aktarımlardan oluşmuş, anlatımlar Temmu'nun egemenlik talebini gerekçelendirmek ve güvence altına alma amacına hizmet etmiştir. Bu anlatımlar, Temmu'nun 686'daki ölümünden sonra, 711'de yazılı hale getirilmiş ve Kojiki'yi oluşturmuştur. Derleme çalışmaları 720 yılında tamamlanan Nihongi ise başka bir grubun benzer hedeflerinin bir ürünüdür. Taht kavgalarında imparatora karşı savaşmış olan soylu ailelerin yeniden güçlenmesiyle birlikte, bu aileler kendi haklarını ve ayrıcalıklarını gerekçelendirmeyi hedeflemişerdir. Hedeflerine uygun aktarımları yazıya geçirirken de "mitolojik gerekçelendirmeye" önem vermişlerdir. Yüksek sınıfa mensup ve Çin eğitimi almış olan bu grup, Çin yıllıklarıyla boy ölçüşebilecek nitelikte yıllıklar oluşturmayı da amaçlamışlardır. Hieda no Are'nin doğaüstü olaylara ilişkin anlatımları hem Çin yıllıkları karşısında mütevazi kalmış, hem de Temmu'nun hedeflerini destekleyen aktarımlardan meydana geldiği için onunla savaşmış soylu ailelerin ayrıcalıklarını güvencealtına almamıştır. Kojiki, Temmu'nun hanedanının yasallığını, tanrısal görevi ve miras çizgisini ortaya koymaamacına hizmet etmiştir. Kojiki ile temellendirilen "Güneş İmparatorluğu" başarıya ulaşmış, Jimmu Tenno'dan sonra günümüze kadar imparatorluk ailesi aynı kalmıştır. Sonuçta görülmektedir ki Japon mitleri politik amaçlarla kayda geçirilmiştir. Kültür ve yaşayışın günümüze dek devam eden kökenlerini içermesi yanında bu eserler, siyasi erki temellendirme işlevini üstlenmişlerdir. Kojiki ve Nihongi adlı iki eser temelde aynı hedefe yönelik olarak hazırlanmışlardır. Tüm nesiller boyunca devam edecek olan tek hanedanın egemenlik talebini mitolojik olaylara dayandırmak doğrudan tanrıların isteği ve mirası ile kutsallaştırarak hanedan değişiminin önünü kesmek amaçlanmıştır. Hiyerarşinin tanrıların buyruğu ile güvence altına alınmış olması, Japon İmparatorluğunda hanedan değişikliği yaşanmasının önüne geçmiş, halkın "Tanrı İmparator"a koşulsuz bağlılığını sağlamıştır. İmparatorluk ailesinin Japonca ismi " Bulutların Üzerinde oturanlar" anlamındadır ve sadece bu aileye mensup olanlarimparator olabilirler. Naumann'ın da belittiği gibi, Çin'deki kan bağına dayalı güçlü klan sistemi her zaman imparatorluk makamını ele geçirebilecek güçte yöneticilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yüzden Çin'de hanedan sık sık değiştiği halde Japonya'daimparator olmak için savaşarak yetkiyi ele geçirmek yeterli olmamış, sadece Tanrıça Amaterasu'nun soyundan geldiği iddia edilen hanedan yönetimde kalabilmiştir. Heian (Fujiwara) Dönemi (794-1192) Bozkırt Gübenç'in Budizmin Altın Çağı olarak nitelendirdiği bu dönemde İmparator Şomu'nun barış umudu gerçekleşmiş ve 350 yıl boyunca ülkede ölüm cezasını gerektirecek hiçbir şuç işlenmemiştir. T'ang Hanlığı'nın Canzan kenti örnek alınarak başkent Nara'nın kuzeyindeki Heian'da yeni bir başkent kurulmuştur. Yönetimde soylu ailelerin baskın olduğu bu dönemde imparatorlar, bu ailelerin isteklerine göre daha çocuk yaşta tahta geçirilmiştir. çocukyaştaki imparatorlar için vekil tayin edilmiş, bu vekil başbakandan daha büyük yetkilerle donatılmış, iktidarın gerçek sahibi olmuştur. Onuncu yüzyıldan 12. yüzyıla kadar bu vekiller güçlü Fjiwara ailesinden gelmiş, bu nedenle Heian Dönemi'ne Fujiwara ailesinden gelmiş, bu nedenle Heian Dönemi'ne Fujiwara Dönemi de denmiştir. 794 yılında Çin'in o zamanki başkenti örnek alınarak inşa edilen başkent, bugünkü Kyoto'dadır. Kyoto, yaklaşık 1000 yıl boyunca imparatorluk başkenti olarak kalmıştır. 1192'ye kadar devam eden Heian Dönemi'nin başlangıcını, başkentin taşınması belirlemiştir. Heian Dönemi, Japonya'da sanatsal gelişmenin görüldüğü bir dönemdir. Dokuzuncu yüzyılın sonlarında Çin ile ilişkilerin kesilmesiyle Japon uygarlığı özgün bir gelişme göstermiş, kendi niteliğini ve formunu bulmaya başlamıştır.Nara döneminde her alanda belirgin olan Çin etkisi bu dönemde gücünü yitirmiştir. Çin'den aynen alınan pek çok sanat formu özümsenmeye başlamış, Eberhard'ın tanımlamasıyla, yabancı bir kökten ulusal bir sanat doğmaya başlamıştır. Bu gelişme özellikle mimarş alanında, tapınak planlarında göze çarpmaktadır. Heian döneminde şehir dışında dağlar ve derelerde inşa edilen tapınakların planı, Çin mimarisinin simetrik planından uzaklaşarak doğaya daha yakın, doğal şartlara daha uygun çizilmiştir. Bu dönemde gelişmeye başlayan doğayla uyumlu, simetride uzak mimari anlayış sanatın her alanında etkili olmuştur. Okakura Kakuzo'nun da ünlü eseri "Çayname"de ayrıntılarıyla ele almıştır. Heian Dönemi içinde sanatın hemen her alanında eserler çoğalmış, bu dönemden günümüze, Toba'lı olan ve Toba Sojo* maslahını kullanan rahip tarafından fırça ile çizilmiş ola, rulo halindeki hayvan karikatürleri kalmıştır. 1053-1140 yılları arasında yaşamış olan Toba Sojo, özellikle hayvanları üstün bir gözlem gücü ile resmetmiştir. Dönemin Japon eserlerinin Turani, Japon profan* sanatının geliştiği en önemli dönemin Fujiwara ailesinin ülkeyi yönettiği Heian Dönemi olduğunu belirtmiştir. Fujiwara ailesi, sanatın gelişmesine destek olmuş, bizzat aile üyeleri arasından seçkin ressam ve şairler yetişmiştir. Özellikle Fujiwara sarayı ve çevresi, sanat ve uygarlıktaki bu gelişmenin merkezi olmuştur. Dönemin saray hayatını, kültürünü ve alışkanlıklarını iki soylu saray hanımının eserlerinde bulmak mümkündür. Sei Shonagon ve Murasaki Shikubu'nun eserleri, edebi değerlerinin yanında, dönemin kültürünü ve yaşayışını günümüze aktarması bakımından da dikkate değerdir. Yeni başkent Kyoto tapınakları, sarayları ve imparatorluk saray içindeki yaşayışıyla Çin estetiğinin izlerini taımıştır. Bunun yanında artık ulusal kültür gelişmeye başlamış Çin'deki Tang hanedanının çöküşünün başlamasıyla Japonya, Çin etkisinden kurtulup sanat ve inanış alanlarında kendi niteliklerini keşfetmeye başlamıştır. Saray kültüründeki bu özgünleşme şiirde de kendisini göstermiş, yaşanmışı yansıtan Japon tarzına yönelmiştir. Kadın yazarlardan Sei Shonagon'un (987-1011) Yastıkname (Makuro no Soshi) adlı eseri yetkinleşen Japon edebiyatının ürünlerindendir. Aynı dönemde yaşayan ve yine bir saray leydisi olan Murasaki Shikubu dünyanın ilk psikolojik romanı sayılan Genji Öyküleri'ni (Genji Monogatari) yazmıştır. Dönemin sanat ve kültür merkezi Fujiwaraların sarayı olmuş, şiir şölenleri, dans gösterileri ve müzik dinletileri ile canlanan saray hayatına esin veren de kadın olmuştur. Bu dönem içinde "Kokinshu" (Eski ve yeni koleksiyon) adlı eser basılmıştır. Bu kitap, binden fazla kısa şiir içermektedir. Everhard bu şiirlerin zarif ve ince bir uslupta olduğunu, duyguların örtük şekilde dile getirildiğini aktarmıştır. Bu şiirlerin büyük kısmının kadınlar veya kadınların üsubunu taklit eden erkek şairler tarafından yazıldığını söyleyen Eberhar, bu şiirlerde kullanılan saf Japonca'nın sadece kadınlar arasında yaygın olduğunu belirtmiştir. Yazar, Heian Dönemi kadın yazarlarının eserlerinde, dönemin saray yaşantısına yönelik, bilimsel kaynaklarda bulamayacağımız çok önemli bilgiler bulunduğunun altını çizmiştir. Bu eserlerde iyi gözlemlenmiş saray yaşamı, soyluların aşk maceraları ve samurayların kahramanlıkları canlı şekilde anlatılmıştır. Tüm sanatlarda gelişmeler kaydedilmiş, Katakana ve Hiragana alfabeleri geliştirilmiştir. Kadın yazarlar çağı açılmış, estetik yaşantıda avare (üzüntüye duyarlı) ve okaşi (nükteli, hoş sohbet) olma gelenkleri yaygınlaşmıştır. Resim, yazı ve tüm fırça sanatlarında özgün bir Japon ekolü oluşup gelişmeye başlamıştır. Sanatsal ve sosyal gelişmeler başkent yaşamını etkilemiş, saray yaşantısına incelik ve nezaket hakim olmuştur. Bu süreçte sarayın eyaletlerdeki savaşçı klanlar üzerindeki otoritesi zayıflamış, soyları eski imparatorluğa uzanan iki rakip asker ailesi olan minamotolar ile Tairalar arasında iktidar mücadeleleri başlamıştır. 1185 yılında Dannoura çarpışmasında Taira Klanını yenilgiye uğratan Minamotolar yönetimi ele geçirerek feodal yönetimi başlatmışlardır. Eberhard, Samuray, yani efendi-asker tipinin 12.yüzyılın başlarında ortaya çıktığını ve kısa zaman içinde Japonya'nın güçlü sınıfını oluşturduğunu belirtmiştir. Samuray sınıfının oluşumunda Çin'den gelen Budizm ve Konfüçyus öğretilerinin önemli etkisi olmuştur. Bu dünyayı önemsiz ve geçici gören Buda düşüncesi, temelinde üstlerine itaat etmek için her an ölmeye ve öldürmeye hazır olmanın bulunduğu bushido öğretisinin ortaya çıkmasında rol oynamıştır. Nara döneminde Japonya'ya Çin'den gelen Konfüçyus öğretisi de bu dönemde bir takım değişikliklere uğramıştır. Bu öğretinin beş temel kuralından en önemlisi olan oğlun babasına karşı itaatinin yerini, tebaanın imparatora itaati almıştır. Samuraylara göre bir erkeğin en önemli görevi efendisine göstereceği sadakattir. böylece feodal dönem başlamadan önce iktidarı ele geçirmek ve elde tutabilmek için gerekli olan itaatkar, her an ölüme hazır bir samuray sınıfı oluşturulmuştur. Asker sınıfının güç kazanması ile samurayların önem kazanması feodal dönemin başlamasında etkili olmuş, gerçek güç soylu ailelerden asker sınıfına geçmiştir.
  25. 1 point
    Bungou Stray Dogs 1-12. Bölümler eklenmiş, dosya boyutları ufaltılıp görüntü kalitesi iyileştirilmiştir. Çeviri: Khaos Düzenleme: S.Erturk Karaoker: S.Erturk Encoder: S.Erturk
  26. 1 point
    [ltr]Trinity Seven Filmi: Ebedi Kütüphane ve Simya Kız (2017) [1080p] Eklenmiştir. İyi seyirler...[/ltr] [ltr]Çevirmen:Eray.gns[/ltr] [ltr]Düzenleme:Deat H Note.[/ltr] [ltr]Encoder:S.Erturk[/ltr]
  27. 1 point
    1. Bölüm Eklenmiştir Encode için raw kullanılmıştır. Çeşitli filtreler ve codecler ile sansür en aza indirgenmiştir. Çevirmen: Chitanda Encoder ve Düzenleme: libero1i

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

 . 

Bizi Takip Edin.

×
×
  • Create New...