Jump to content

creative-miss

Blog Yazarı

creative-miss last won the day on May 4

creative-miss had the most liked content!

Community Reputation

3 Neutral

Following 3 members

2 Followers

About creative-miss

  • Birthday 08/24/1998

Personal Information

  • Gender
    Kadın

Recent Profile Visitors

121 profile views
  1. İnsan hayal gücü sınır tanımaz bir noktaya ulaşmaya başladı. Fantastik kurgu hayranı birisi olarak son zamanlarda (bir kaç aydır) Çin Roman/Novel akımına kendimi kaptırdım. Yeni yeni Türkiye'nin tanıştığı bu tarz belki üç senedir çok sevilen bir türe dönüştü batı dünyasında. Manga ve anime yapımlarının ne kadar pahalı ve zor olduğu göz önüne alınarak bu web roman tarzı ile fantastik evrenleri yaratıp okuyucunun hayal gücüne bırakan biçimi daha yaygın hale getirdi. Web Romancılık yeni bir akım değildi. Bir çok forum, site kurularak kağıt üstünde okuma terk edilmeye başlanmıştı. Öyle ki herkesin yazar olabileceği ve hayal dünyalarını, düşüncelerini yansıtmak için paraya ihtiyaç duymayacağı bir evren oluşmaya başlamıştı. ''Wattpad'' gibi büyük kitlelere ulaşılabilecek e-book sistemleri gelişmeye başlamış ve artık insanlar kendi eserlerini yayınlar hale gelmişti. Öyle hızlı bir yükselişe geçmişti ki ''internet roman yazarlığı'' karman çorman bir hale gelmeye başlamış ve binlerce hatta milyonlarca roman etrafı doldurmaya başlamıştı. Genç Kız Edebiyatından, Bilimkurguya kadar her tarzda milyonlarca roman türüyordu. İnsanlar artık ''kalite'' denilen unsuru arar olmuş ve yavaş yavaş yıldızı parlayan yazarlar dışında bir çok kişinin profili unutulmaya başlanmıştı. 2006-2007 yılları arasında kurulan bir Çin Web romancılık sitesi (https://www.qidian.com/) ise dikkat çeker bir konuma gelmeye başlamıştı. ''Epic'' tarzdan ''romantizme'' kadar bir çok internet romancılığı servisi sunmaya başlamıştı. Daha çok kahramanlık ve ölümsüzlük gibi eserlerin kendini göstermesi ile aranan farklı lezzet bulunmuş gibiydi. Manga ve animelerde aranan ölümsüz kahraman motifini işleyen romanlar bu tarzın sevenleri tarafından ilgi ile takip edilmeye başladı. (''qidian'' sitesinden...) Sadece bu tarz değil romantizm tarzını, güncel yaşam tarzını taşıyan ve okuyucuya sunan yeni romanlar ortaya çıkmaya başlamıştı. Geçmişi savaşlara ve yaşam döngülerinin kutsallığına bağlı olan Çin edebiyatı yeniden yaşam bulmaya başlamıştı. Ölümsüzlük arayışı, ejderhalar, elementlerin kontrolü ve Taoculuk felsefesinin öğretileri, fantastik sayılacak kadar mitleşmiş destanlardan arda kalan uçan kılıçlar, dünyalar ve evrenler arası geçişlerin ortaya çıktığı bu romanlar Manga ve anime tadı vermeye başladıkça okuyucu kitlesi daha çok artmaya başlamış ve popüler bir yapı haline dönüşmüştü. Bu tarzın basımlı kitaplarda ilk öncüsü olan J.R.R. Tolkien'ın hayranlarının zamanla Çin edebiyatının yeni akımı olarak görülen bu Web Romancılığa bağlandığını görüyoruz. Bu bağımlılık neydi peki? Tolkien'ın bize sunduğu dünya bambaşka ve baştan yaratılmış bir dünyaydı. Orta Dünya'da insanlara savaş açan Orklar, altına tapan cüceler, bilgeliğin temsilcisi ve bencil Elflerin ve birbirinden farklı öykülerin şekillendiği yeniden yaratılmış bir dünya... bu dünyayı sarsan savaşlar ve yaşanmışcasına kurgulanan bir tarihi vardı. Gerçeklikten uzak ama bir o kadar gerçek. İnsanların hayal dünyasına bırakılmış karakterler ve karakterilerin zaman içinde gelişmesi, büyümesi, olgunlaşması ve olayların ilerleyişinde sosyolojik bültenin asla terk edilmemesi. Tolkien'in sunduğu ve bir daha bulunamaz bu tadı veren tarzın, yeni akım Çin Edebiyatı olarak nitelendirilecek Web Romancılıklar ile yakalandığını görüyoruz. Özlelikle ''Xuanhuan'' ve ''Xianxia'' tarzlarında gördükçe daha fazlası istenmeye başlanıyor web romanlar. (J.R.R. Tolkien'ın çalışma odasından bir resim.) Tolkien gibi fantastik dünya sunup her an yeni bir şey keşfetme şansı kılıyor bu türler. Bunun yanı sıra tarz olarak kendini sınırlamıyor ve Çin Hükümetinin ağır yasalarından kaçınarak sansürsüz yayın hakkı elde etmiş olmaya başlamıştı. Konu kısıtlamaları olmayan ve editörlerce sansürlenmeyen romanlar okumak için hem Çin Toplumu hem de uluslararası okuyucular için yeni dünyalar keşfetmeleri için şansı vermişti Çin Web Romancılığı. Romantizmi, savaşı, efsaneleri ve fantastik dünyaları çizimsiz, sansürsüz ve hayal gücüne bırakacak şekilde yaratmak çok iyi bir anlatıma sahip olmayı gerektirmişti. Her detayın doğru betimlendiği ve dünyaların iç içe geçip tek bir noktaya odaklanmamış Çin Web Romanları okuyucuyu kendine bağlar hale gelmişti. Serilere dönüşen onlarca roman olmuş ve okuyucunun yorumları ile hikayenin akışına yön verilmesi ise okuyucuyu olaya dahil ederek ona hak sunmaya başlamıştır. Bazıları bitmek bilmeyen serilere dönüşmüş ve buna rağmen yüklendiği anda bir bölümü milyonlarca kişi tarafından okunur olmuştu. Beş bin sayfayı aşmasına rağmen sıkmadan ve yormadan okuyucusunu yaratılan dünyada kendini kaybetmesini sağlayan yazarların yeni projeleri için destek fonları verilir hale geliyor Web Romancılıkta. Tıpkı anime ve manganın doğuşu gibi yavaş yavaş başlayıp birden patlamıştı. Meslek biçimi almaya başlamıştı ve yazarların karakterleri ''Fanart'' şeklinde forumlarda tasarlanır olmuştu. Takipçilerinin okumaktan daha çok yaşamaya başladığı bu edebiyat tarzı hükümetin dikkatini çekmiş ve bazı kitapların basılmasına izin vermeye başlanmıştı. Çin Geleneksel kültürünü ve dönemin imparatorlarını alaya aldığı düşüncesine ya da eş cinsellik gibi unsurları içermesine rağmen sansürsüz şekilde basılması için izin verilmesi bir çok yapımcıyı ceseratlendirmiş olmalı ki bazı romanların dizileri, filmleri, animeleri ve webtoonları çıkmaya başladı. (Ma Dao Zu Shi Animesi, ''The grandmaster of demonic cultivation'' romanından uyarlanmıştır.) Şunu göz ardı etmemek gerek. Web Romancılık aslında Çin gibi animelerinde ve mangalarında sansürü sıkça uygulayan ülkelerde yazarların ve senaristlerin kendi hayal dünyalarını sunmak için bir fırsat haline gelmeye başlamıştır. Destek fonu bulamayan amatör yazarların okuyuculara ulaştığı ve zahmetsiz ancak bolca emeğin bulunduğu yeni bir okuma kültürünü oluşturmaya başlamıştır. Sadece okuma kültüründe değil Çin Anime sektöründe de yeni akımların oluşmasına ve daha cesur adımların atılmasına sebep olmuştur Çin Web Romancılığı. Kaynakça: http://www.chinadaily.com.cn/china/2017-04/17/content_28966407.ht https://en.wikipedia.org/wiki/Classic_Chinese_Novels (VPN değiştirici ile ulaşılabilir link.)
  2. Pirinç saplarından sıkı sıkı dokunan hasır yer kaplama minderi Japon geleneksel evlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Yeri kaplamak için örülen bu minder sadece estetik zerafet ve ergonomik açıdan önemli değildir. Hem ruhani, hemde saygın bir kişiliğin oluşması için önemlidir. Minimalist ve sade ev düzenleri ile dikkat çeken Japon ev döşeme geleneğinin temel taşıdır Tatami Minderi. Yapım aşamasından, kullanımı boyunca ev halkının ve o evde yer alan herkesin ruhunu ve kişiliğini sembol eden nitelikler taşır. Örülme aşaması oldukça önemlidir. Öyle ki bir çocuğun doğması ve büyümesi ile özdeş görülen bir yapısı vardır. Ham maddesi pirinç sapları olan bu sıkı sıkıya dokunmuş minderin kişilikle bağdaştırılan öyküsünü Bozkurt Güvencin ''Japon Kültürü'' kitabından öğrendiklerimle anlatmak istiyorum. Japon insanın kişiliği tıpkı hasır örgüler gibi işliyor. Hasırı örerken hissedilen enerji çok önemlidir. Bir çocuğu yetiştirmeye bezerliğini buradan yakalıyor Japon Toplumu. Tatami örülürken bir güve bile zarar görmemeli, hiçbir ruh incinmemelidir. Negatif enerji örgülerin dışında bırakılmalıdır. Çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gereken unsurlarda bununla ilişkili olur Japonlar için. Tatami örülürken negatiflik uzak tutulmalı. Çocuk büyütürken onu kötü enerjiden uzak tutmak gerekir. İçine sızan kötülük onun haneye zararlı bir varlık olmasına sebep olabilir. Tatami'de kötü bir enerji yüklenirse üstüne basanın başına kaza ya da haneye bela gelmesine sebep olabilir. Örgüler sıkı olmalı ama kopmaması için gerektiği kadar sıkılmalıdır. Daha fazla sıkarsak kopar diyor Tatami ören ustalar. Çocukta kısıtlanmalı, disipline edilmeli. Fakat fazla sıkıştırılıp, çekiştirilir ise haneden ve aileden koparak sıkıntılara yol açacağından söz ediliyor. Çocuk, tatami gibi doğru enerji ile örülüp, doğru sıkılıkta tutulur ve doğru şekilde biçimlendirildirse; gurur duyulan, hanede faydalı ve toplum içinde saygın bir kişilik haline gelir. Kişiliği, tıpkı Tatami gibi olur. Temiz, düzenli ve güzel görünecek, Doğa ile uyum içinde olacak, Dayanıklı, kırılgan olmayan ve dayanışmaya yatkın bir ruhu olacak, Yumuşak basana bir halı gibi yumuşacık olacak, sert basana bir çelik kadar sert olacak şekilde kişiliği imlek imlek örülmüş olacaktır. Bu niteleklilerde bir Tatami nasıl evin kusursuz ve düzgün aynı zamanda güzel görünmesini sağlıyor ise bu koşullarda örülmüş bir kişilkte, hanesini ve ailesini mükemmel gösterecektir. Öyle ki, Tatami aynı zamanda bir zenginlik belirtisidir. Hiyerarşik bir toplum yapısına sahip Japon toplumunda Tatami zenginlik belirtisi olarak eski çağlarda kendisini gösteriyordu. Evin her köşesini kaplatabilen kişiler çok zengin ve saygın insanlardı. Tatamiyi, genellikle evlerin kutsal sayılan mekanlarına seriyordu geri kalan orta sınıf ve alt sınıf insanlar. Bu durumda zengin ve saygın ailelerin çocukları daha bir saygın kişilkte olması gerektiği kabul ediliyordu. Hanelerin zenginliğini gösteren tatami gibi hanenin çocuklarının kişiliğide saygınlığı gösteriyordu. Paralel işleyen bir yapıya sahiptir. ;Bozkur Güvenç kitabında bu noktaya değinmiş olmasada tatamiler zenginlik belirtisi olarak sayılır ve o hanenin çocuklarının kişilikleri saygınlık unsurunu oluştururdu. Her ne kadar Tatami kusursuz olarak işlenip kullanılmaya başlasa da bir büyük düşmanı vardır. ''Küf'', emekle ve sabırla örülen tatamiyi yavaş yavaş çürütüp çirkin ve kokan zararlı bir maddeye dönüştürebilir. Tataminin küften korunması gerekir. Kişilikte her an için küf kapıp çürüyebilecek bir unsur olarak görülür bu yüzden. işlenen her suç, delinen her yasak ve yapılan her hata küf gibi insan kişiliğini bozduğundan söz edilir. Bu yüzden insanın kişiliğini koruması için bir terbiyeye yani bakıma ihtiyacı vardır. Tatami'nin bakıma ihtiyacı olduğu gibi insan kişiliğide bakım yapılmalı ve görevlerini hatırlamalıdır. Küf öyle illet görülür ki fark edilmezse bütün evi çürütebileceğinden söz eder Japon Toplumu. Tanrıların bile küften kaçındığından söz edilir. Kötülük ve laneti temsil eden küf korunulması gerekilen ilk şeydir. Döşemeleri yavaş yavaş çürütür ve hanede hastalıklara sebep olur. İnsanın kişiliğinde de yavaş yavaş çürümeler olur ve hastalıklı bir duruma gelineceğinden söz edilir. Japon toplumunun pirinç saplarından kişiliğin imlek imlek örülmesine dair öyküsü daha geniş ve uzun uzun anlatılabilir. Her imlekte bir hayat öyküsü ile genç zihin ve ruh eğitilir aslında. Bozkur Güvenç'in kitabında söz ettiği gibi; Tatami, Japon toplumunu oluşturan bireylerin kişiliklerinin imlek imlek örülmesi kadar derin bir anlam taşıyan hasırdan bir yer döşemesidir. Kaynakça: ''Japon Kültürü'' Bozkurt Güvenç (5. Baskı)
  3. ''Yaşamım utançlarla doludur. İnsan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikrim yok.'' satırları Osamu Dazai'yi bize anlatan kelimelerle doludur. ''İnsanlığımı Yitirirken'' adlı kitabında geçen bu satırların her bir kelimesi onun için anlam yüklüdür. Buhranlı ve yalnız satırları yazan kalemin sahibi olan Osamu Dazai'yi ve eserlerini biraz tanıyalım. Gerçek adı Tsushima Shuji olarak biliniyor. 19 Haziran 1909'da dünyaya gelmiştir. Varlıklı bir ailenin on iki çocuğundan birisidir. Otuz dokuz senelik yaşamını 13 Haziran 1948'de bir intiharla sonlandırmıştır. Bu İntihar, hayatını sonlandırmak için ilk girişimi olmamıştır. Daha önce dört başarısız intihar girişiminde bulunmuş ve doğum gününde bulunacak bedenin nefes alışına beşinci girişimi ile son vermiştir. İlk intihar girişimi ise 20 yaşında iken uyku hapları içerek olmuştur. İntiharını hak gördüğü sözcükler ise bir romanında şöyle yer almaktadır; ''İnsanın yaşama hakkı olduğu gibi ölme hakkı da olmalıdır.'' Ailesi ile kavgalı ve sürtüşmeli bir ilişki içinde bulunmaktaydı. Kominist partiye üye oluşu ile ailesi tarafından red edilmiştir. Bu olaydan sonra Osamu Dazai ve ailesinin arası açılmaya ve yabancılaşmaları başlamıştır. Ailesinden atılmış olmanın verdiği içsel buhranı onun insanlığa karşı daha hızlı yabancılaşmasına sebep olmuştur. Ailesinin onu yabancılaştırmasının sonucunda hatalarla ve utançlarla dolu bir yaşam çizmiştir kendine. ''Doğmuş olduğum için beni affedin.'' sözleri intihar notunda ilk satırlarda yer alır. Ailesine olan ''intikam çabası'' ve insanlığa olan aşinasızlığı ile yaşamını tamamen anlamsız kılmaya adamış bir yazardır. Yaşamını anlamsılaştırmış yazarın bir çok başarılı eseri vardır. Eserlerini başarılı kılışı ise her romanında bir karekterin kendi buhranlı bilincinin bir yansımasından kaynaklıdır deniyor. Sıradan yaşamlar içinde gerçek renklere boyanmış karakterler ve kitap kahramanlarında kendi bilincini yansıtırken orada kendimize ait renkler bulmamızı sağlamıştır. ''Batan Güneş'' adlı eserinde yüksek bir başarı sağlamıştır. Yazarlık yeteneğini karartan trajik olaylara rağmen başarısı uluslararası bir seviyeye ulaşmaya başlamıştır. Yabancılaştığı insanlara karşı kendini sorumlu hissetmeden sadece duygusal buhranlarının verdiği ilhamla ele aldığı eserlerinde onu tanımak mümkündür. Hakkında anlatılan bir çok öykü olmasına rağmen onu iyi tanıyabilmek için romanlarında satır aralarında aramak gerekiyor gerçek Osamu Dazai'yi. Satır aralarına sıkışmış bilinci ve iç seslerini her kelimenin ardından hissetmeyi mümkün kılıyor. Yeteneği onu parlayan bir güneş olarak yaşamaında ortaya çıkarmadı. Ölümünden sonra kurgu yeteneği ile Japon halkının ve uluslararası bir çok okuyucunun aklında yer edinen bir yazar olmayı başarmıştır. Satır aralarında onu aramadan daha kolay şekilde zihnindeki Osamu Dazai'yi ve yaşamış olan Osamu Dazai'yi bize sunduğu ''Mor Bir Serserinin Gezi Notları'' romanı biyografisi olarak bilinmektedir. Hayatı boyunca insanlığa kaybolmuş duygularını ve yitip giden renkleri anlattığı romanları göze çarpmaya başladığında ölmüştü. Morfin bağımlılığı ve verem hastalığı ile mücadelesi ile trajik olayların zincirinde yakaladığı renkleri sunması onu başarılı bir kurgu yazarı yapmıştır belki de... Başarısızlıklarının ardından 1948'de intihar ettiğinde arkasında sonu yazılmamış ''Hoşçakal'' adlı bir roman bırakarak bitmemişliği anlattığı düşünülmüştür. Romanlarında kurgu ve kendi yaşamlarımızdan parçalar buluyor oluşumuz ile ölümsüz bir yazar olduğunu söylemekten çekinmemin tek sebebi yaşamını bu kadar anlamsız ve ölümlü kılan Osamu Dazai'ye saygısızlık olacağını düşünmemdir. Döneminin Japon Edebiyatında ki ustaları ve çırakları anılırken ilk başa konulan bir yazardır artık o. Osamu Dazai'nin Türkçeye çevrilmiş eseri; ''Buruk Ayrılık'' ''İnsanlığımı Yitirirken'' ''Batan Güneş'' ''Mor Bir Serserinin Gezi Notları'' Kaynakça: https://www.britannica.com/biography/Dazai-Osamu http://yabai.com/p/3137
  4. Japonya'nın yerli inancı olarak bilinen Şintoizm'i biraz sizlere tanıtmak istiyorum. Mö. VII yy'dan bu yana varlığını sürdüren Şintozim inancı Japonya'nın yerli ve yüz yıllardır geleneklerini korudukları bir inanç olarak hala devam etmektedir. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin isteği sonucu resmi din olmaktan çıkarılmasına rağmen İmparatorluk ve halk tarafından terk edilmeyen bir inanç olarak devam etmektedir. Şintoizm inancı hala nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. Tapınak ve mabetler sık sık ziyaret ediliyor ve genç kuşaklar aileleriyle gittikleri kutlama ve törenlerin yanı sıra arkadaşları ve yakın çevresi ile yılbaşı gibi özel gün ilan edilen tarihlerde hala tapınakları ziyaret etmeye devam ediyor. Japonca ''Kami-nomiçi'' olarak geçen inancın anlamı ''Tanrıların yolu'' demektir. İnançta aşağı yukarı 80 milyon kadar tanrı ve tanrıça bulunmaktadır. Erkek ilahlara ''izogani'' denirken, kadın ilahlara ''izonami'' denilmektedir. İlahların çok olmasının nedeni ise inancın ''Animizm'' temelli oluşudur. Yani, her nesne ve varlığın bir ruhu olduğu ya da bir ruh tarafından yönetildiğine inanılmasıdır. (Güneşin Tanrısı Amererasu) Tanrıların ve ölülerin yaşayanlara ihtiyaçları olduğu bu inançta; ''hatırlanmak'' ve ''dua etmek'' ayrıca ''ikramda bulunmak'' oldukça önemlidir. Kutsanmak ve temiz olmak ise yaşayanlar için önemli bir unsurdur. Temizliğe verilen önem o kadar dikkat çeker ki bütün doğa kutsal ve bütün topraklar kutsal olduğu için her yeri temiz tutmak gerektiğini düşünür Şintoistler. Eğer buna dikkat edilmez ise orada bulunan ruhlara ve tanrılara saygısızlık yapıldığı için lanetleneceklerinden söz ederler. Belli bir merkezli bir inanç olmadığı için güneşin aydınlattığı her yerin ruhlarla dolduğunu ve kutsal olduğunu savunur. Ruhların doğada var olan varlıklar olduğunu düşündükleri için ''Doğa en kutsal olandır'' kavramının etrafında şekillenmeye başlar. Her tanrı kendince bir görevden sorumlu ve farklı meslek gruplarına sahiptir. Tanrı ve ruh kelimesinin karşılığı ''kami'' olduğu için ölen her bedenin ruhu bir noktadan sonra kademe atlayarak güçlü bir ruha dönüşebilir ve ''kami'' statüsüne varabileceğine dair bir inanç içindedir şintoistler. Bu noktada ''kami'' olmak bir kahramanlık ya da ruhani güçle alakalıdır. Bir çok inançta ki gibi mitosları ve mitolojisi bulunan inancın yazılı net bir kaynağı yoktur. ancak daha sonlarada yazdırılmış olan iki metin vardır. Bunlardan birisi ''kojiki'' olarak geçer. Mitosların ve kült olmuş yaratılış mitosları bu metinde yer almaktadır. Üç büyük dinin kitabından farklı bir şekilde insanlara yaşam standartlarını çizmekten kaçınılan bu metinlerde, kahramanlar, mitoslar, tanrıların yaratılışı ve insanın yaratılışı yer alıyor. (Budizm: Dharma Çarkı ''yasanın çarkı'') Japonya'nın geleneksel ve milli inancı Şintoizm olsada bir çok inanç bulunuyor bünyesinde. Bunların kimi bin kişilik bir tebaaya sahiptir. Budizm ise Şintoizm kadar güçlü bir inanç olarak karşımıza çıkar Japonya da. ''Biz Şintoist olarak doğar, Budist olarak ölürüz'' cümlesi ile iki dinin barışık bri şekilde ilerlediğini görüyoruz. Aralarında güçlü bir iş bölümü bile vardır. Doğum ve evlilik gibi kutsanma törenlerini Şinto rahipler yaparken, ölü ve cenaze kutsamalarını Budist rahipler yapmaktadır. Şintoizme Japonya'da şu an inan sayısı 119 milyon olarak biliniyor. Her eylem için bir tanrının yer aldığı ama geleneksel olarak birbirinin aynısı ibadetler bulunduran, özgür bir inancın temelde tek bir kuralı var; ''Doğaya saygılı ol!'' Varoluşun kaynağını korumaya yönelik bu inanç bir çok inançtaki mitoslar ile benzer yapıya sahip. Ancak yüzlerce yıl bozulmayan bir gelenekle kendini korumaya ve inananlar tarafından korunmaya devam ediyor. Kaynakça: ''Şinto-Kamilerin Yolu'' Sokyo Ono'nun Kitabı ...
  5. Öncelikle hepinizle tanışacağım ve çalışacağım için çok mutluyum. Aranıza yeni katıldım. Bana kısaca ''Miss'' diyebilirsiniz. Uzun süredir animeleri takip ettiğim bu sitede sonunda cesaret bulup bir görev alma girişiminde bulundum ve beni kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sanırım çocukluğumdan beri anime izleyip manga takip ediyorum. Ancak son zamanlarda gerek üniversite, gerek kazılar ve projeler derken yoğunluktan bu dünyadan biraz koptum. Kendimi tekrar toplamak ve tekrar bu dünyanın bir parçası olmak için blog yazarı olma kararı aldım. Yeni blog yazarı olarak aranızda bulunuyorum. Antropoloji öğrencisiyim. Bunun yanı sıra kendi yazdığım ama sadece birisi yayınlanan romanlarım ve denemelerim var. Hem ressam hem çizerim. Hala karakalem ve kağıt kullanan bir fosilim. Burada sizlerden öğreneceğim çok şey olduğuna inanıyorum. Beni aranıza kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

Bizi Takip Edin.

×
×
  • Create New...