Jump to content
  • Reklam

Nosferatu Alucard

Blog Yazarı

Community Reputation

1 Neutral

About Nosferatu Alucard

  • Birthday 03/23/1997

Personal Information

  • Gender
    Kadın

Recent Profile Visitors

The recent visitors block is disabled and is not being shown to other users.

  1. Fragmanı 7 saat 20 dakika süren bir film düşünün. İsviçreli yönetmen Anders Weberg’in yönetmenliğini üstlendiği “deneysel” çalışması Ambiance tam olarak böyle bir yapıt. Filmin kendi gösterim süresi 720 saat olacak. 30 güne tekabül edecek şekilde gösterimde kalacak olan film, sinema severlere farklı bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. Fragman için: 2014’de yayınlanan ilk teaser 72 dakikalık bir süreye sahipti ve Temmuz ayına kadar yayında tutulmuştu. 2016’da yayınlanan ilk “kısa” fragman ise 7 saat 20 dakikalık bir süreye sahipti. 2018 yılında da 72 saatlik uzun fragman yayınlandı. Toplamı 720 saat olan bir film için çok anormal bir durum olmasa da izleyiciye zorlu bir seyir süreci yaşatacak gibi görünüyor. Fragmanın hızlandırılmış versiyonu için: Weberg bu filmin son çalışması olacağını ve izleyiciyi “uzay ve zamanın ötesinde bir yolculuğa çıkarmayı hedeflediğini” söylemişti. 31 Aralık 2020 yılında dünyanın her yerinde eş zamanlı gösterimine başlayıp 1 ay sürecek olan bu yapım, finalini gerçekleştirdiğinde Weberg’in ifadelerine göre yine: “Eş zamanlı” olarak imha edilecek. Yaptığı bu çalışmayla bizlere sinema ve sanat algısını yeniden sorgulatan Weberg, eserden geriye hiçbir şey kalmayacağı konusunda da yine iddialı. Bugünün dünyasında videolar arasında kaybolmuş olan bir neslin bu yapıma bakış açısı da merak konusu. Sanat olgusu konusunda da eleştirmenlerin mercek altına alacağı bir yapım olacağa benziyor. İşin ucunda bize de bu bir aylık sürenin ne şekilde, hangi salonlardan ve nasıl ayrılacağını bekleyip görmek kalıyor.
  2. Anime en basit tanımıyla Japonya'da ortaya çıkıp gelişen,kendine özgü çizim teknikleri barındıran, hikayesi olan ve bu hikayeleri farklı gösterim formatlarına adapte ederek izleyici beğenisine sunan bir görsel sanattır. Çizili eserler olan mangalardan uyarlama yapılması oldukça yaygın bir durumken zaman zaman bilgisayar oyunlarının uyarlamaları ( Örn: Sengoku Night Blood) ve çeşitli edebi eser uyarlamalarını da görmek mümkün (Hayao Miyazaki'nin ünlü yapımı "Howl's Moving Castle" da ayrıca İngiliz yazar Diana Wynne Jones'un 1986 yılında yazdığı bir romandan uyarlamadır). Hayal gücünüz, beceriniz ve yaratıcılığınız dahilinde pek çok farklı özneyi bir anime halinde sunabilirsiniz. Kavramsal olarak baktığımızda da aslında karikatürize animasyon diyebiliriz anime için. Tahmin edilene göre ilk anime 1907 yılında yapılmıştır. (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=Dry3ylvqmNM ) Tabii ortaya çıkan ilk yapımlar bugünkü anime anlaşıyımızdan oldukça uzak. Gelişen dünya ve teknoloji; her alanda kendini gösterdiği gibi bu alanda da kendini göstermiş ve bugünkü zenginliğine, birikimine ulaşmıştır. İlk ortaya çıkan eserler genellikle sessiz, canlı müzik eşliğinde yahut bir anlatıcıyla, süreleri çok kısa olarak izleyiciye sunuldu. Bugün baktığımızda ise izlediğimiz serilerin bu noktadan çokça uzakta olduğunu görebiliyoruz. Anime dünyasının gelişimini de sinemanın gelişimi gibi düşünmek oldukça mantıklı olacaktır. Öncesinde sadece planlardan ve sahnelerden oluşan, sessiz filmler yerini daha sonra sesin filme dışarıdan eklenmesine bırakmış; en son da artık bugünkü haline varana kadar bir gelişim sürecinin içine girmesiyle devam etmiştir. Bir başka soru da animelerin neden izlendiği, kendini nasıl izletebildiği? İlk eserlerin ortaya çıkış tarihleri aslında bir nebze komiktir. 1916-1917 yıllarında artık ciddi olarak bu görsel sanat oluşmaya başlamıştır. Tarihsel olarak da 1.Dünya Savaşı gibi bir gerçeklik mevcuttu. Ancak sosyolojik olarak sanıyorum ki şuna varabiliriz: Toplumların her zaman gerçek dışı ve sahip olamadıkları şeylere olan odağı o günlerin şartları içinde de bugünden farklı değildir. İnsanlık kendi iyiliği için hayattan beş dakika da olsa uzaklaştıran aktivitelere ihtiyaç duyuyor. Gelip geçen savaşlar, ters düz olan bir dünya, ekonomik krizler ve daha fazlası toplumun hayattan biraz da olsa uzaklaşma güdüsünün önüne geçemedi; hatta ileri taşıdı diyebiliriz. Elbette tarihi gerçeklikleri, yaşanmış olayları, acıları, ülkelerin tarihi ya da politik dönemlerini ele alan anime ve mangalar mevcut(Örn:Samurai 7). Tamamiyle bir ütopyalar ya da distopyalar bütününden bahsetmiyorum, ancak salt gerçekliği bir belgesel edasında oturup izlemiyoruz neticede. Kazanım makası bugün bile darken o günü düşünmek bizler için gerçekten zor. Ancak anlaşılan odur ki bu gerçeklik; görsel sanatların ortaya çıkışına ve gelişimine engel olamamıştır. Animenin endüstriyel bir sanat olduğu aşikar ancak tebeşirle tahtaya çizip bunu oynatmak ile, bugün kullanılan araç gereçleri yan yana koyamayız. Yine de ortaya çıktığı döneme bakınca ne tür zorlukları arkasında bırakarak ilerlediğini anlayabiliriz. Bu ilerleyiş, animenin toplumda kendisine yer açmasına ve yaratıcısının ısrarına borçludur. Hem görsel bir sunu olması, hem de keyif vermesi bu süreci oldukça kolaylaştırmışa benziyor. İlerleyen teknolojinin etkileri demiştim; bu etkileri gerek çizim tekniklerinde ki değişimlerde, gerek sürelerin ve formatların uzamasında, gerekse görsel kalite konusunda sunum çeşitliliğini ilerletmesinde gözlemleyebiliriz. Bugün karşısında oturduğumuz bilgisayar ve televizyon ekranları artık 2005 yapımı bir seriyi izlerken bile bir miktar rahatsızlık duymamıza sebep olabiliyor. Önceden yapılmış bazı seriler yakın tarihlerde tekrar uyarlanarak bizlere sunulduğunda aradaki görsel fark, ilerlemeyi görebilmemiz açısından bizlere referans oluyor. Yine de her dönem, kendi alıcısını elbet bulmuş ve bulmaya da devam ediyor. Anime izlemek bizler için bugün "nefes alma noktası" gibidir: Tıpkı uzun yolculuklarda dinlenme tesislerinde durup yolculuğa biraz ara vermek gibi. Görsel sanatların oluşum yapısı, ortaya çıkış prensibi yahut talep edilmesi nedenleri de zaten buralardadır. Bizleri çok farklı dünyalara sevk edip çoğu zaman asla yaşayamayacağımız, başımıza gelmeyecek olayları, normal hayatta göremeyeceğimiz karakterler ile; sınav stresinden, gelecek kaygısından, yaşamın kendisine karşı duyulan tüm endişelerden, gerek eğlendirerek, gerek ağlatarak, gerekirse de deheşete düşürerek uzaklaştırabiliyor. Şüphesiz ki görsel sanatlar ve anime sektörü, bu ilerleyişini farklı biçimlere girerek de olsa sürdürecektir. İçinde yaşadığımız Dünya koşulları bizleri mental ve düşünsel olarak artık daha fazla yorduğundan, bu ilerleyişi destekleyeceğiz gibi duruyor. Sektörün genişlemesini ve globalleşmesi konusunu ise farklı kısımlardan ele alabiliriz. İlk olarak,bana öyle geliyor ki, bu bir Doğu-Batı kapışması. Animelerin animasyon sektöründe ABD ve Avrupa tekelleşmesinin önüne geçtiği ve rakip olarak tam karşılarına dikildiği bir gerçektir ki onlar da artık anime ve manga yapımına yönelmiş durumda. Onlar da bu sektörü dışarı atmak yerine açılan pazardan faydalanmayı tercih ettiler. Ancak elbette anavatanı olan Japonya kadar hiçbir yerde iş yapmıyor. Toplum genelinde kitlelerde özellikle; yer edinen, beğenilen, en çok izlenen serilere hem yapılan yatırımlar (tematik parklar ve endüstriyel anlamda üretilen ve satılan eşyalar gibi) hem de bunlardan elde edilen kazanç düzeyi görmezden gelinemeyecek durumda. Otobüslerin dışına Miyazaki'nin yarattığı karakterlerin olması, cosplay'ler ile karakterlerin günlük hayatta karşımıza çıkmaları gibi durumlar bu sektörü beslemeye devam edecektir. İşin bir noktada sanki seri üretime geçilmiş gibi olması durumu, çizerleri ve yaratıcıları maddi açıdan mutsuz ediyor olsa da, izleyici kitlesi olan bizleri, yine aynı teknolojik gelişmeler yüzünden hızlı üretime ve tüketime adapte oluşumuzdan dolayı halimizden memnun olmamızı sağlıyor. Bir serinin yeni sezonunun çıkmasını 3-4 seneden fazla beklemek işkence halini almaya başladı. Haliyle bu durum bizleri memnun etse de arkadaki yaratıcı kitleyi gerek maddi gerekse manevi anlamda zorlayacaktır. En çok izlenen olma kaygısı ve çabasına girmiyorum bile, 2011 Bahar Sezonunda gördüğümüz Deadman Wonderland serisi, o sezonda çıkan diğer pek çok seri dolayısıyla arada kaynamış, hakettiği trajı yakalayamamış ve 2.sezon masraflarını bile çıkaramamıştır. Bu gibi durumlar, yaratıcıları epey zor durumlara sokmakta ve şirketlerin politikalarını etkilemektedir. Genişleyen bir sektör var ama; piyasada bugün baktığımızda, yaratıcılar için bu durum faydadan çok zarar olabiliyor. Tüketim toplumu sonunda mutlaka buna sebebiyet veriyor. Tüm bunlara rağmen animeler, hayatımızdaki duruşlarıyla ve yüklediğimiz anlamlarla yerlerini korumaya devam edeceklerdir...
  3. Herkese merhaba ^^ Aranıza yeni katılmış bulunuyorum. Uzun zamandır bu tarz forumlara girmiyorum pek ne demem gerekir bilemiyorum açıkçası :') Üniversite öğrencisiyim, 22 yaşındayım, İstanbul - Eskişehir arası bir hayat sürüyorum. Sanırım hakkımda anlatabileceklerim bunlar. En sevdiğim seri Hellsing, kullanıcı adımla da belli ediyorum bir miktar sanırım bunu. Pek çok favori serim var tabii ancak en üst noktada olan seri benim için bu ^^ MyAnimelist profilimi de daha sonra profilime ekleyeceğim, dilerseniz bakabilirsiniz oraya da. Umarım birlikte iyi geçiniriz ^^ ~

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

 . 

Bizi Takip Edin.

×
×
  • Create New...