Jump to content
  • Sign Up

tenar

Members
  • Content Count

    20
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    7

tenar last won the day on January 26

tenar had the most liked content!

Community Reputation

21 Excellent

2 Followers

About tenar

  • Birthday December 31

Personal Information

  • Gender
    Kadın

Recent Profile Visitors

The recent visitors block is disabled and is not being shown to other users.

  1. Netflix'in en beğenilen yapımlarından biri olan Castlevania serisini duymuşsunuzdur. Duymadıysanız ve incelemek isterseniz sizin için daha önceden incelemiştik. Göz atmak için buradan bakabilirsiniz; Netflix'in en beğenilen yapımlarından biri olan "Castlevania"nın 3. sezon fragmanı yayımlandı. 5 Mart'ta çıkacağı duyurulan serinin fragmanı sezon hakkında ufak fikirler elde etmemizi sağlıyor; Fragmana incelediğimizde ise; Peki siz neler düşünüyorsunuz? Eski sezonları aratmayacak nitelikte güzel bir sezon olması dileğiyle.. Esen kalın.
  2. Daha önce başka live action yapımlarına da (Death Note, Cowboy Bebop) imza atan Netflix. 2017 yılında yaptığı duyurunun ardından tekrar gündeme geldi. Henüz "Studio Ghibli" ile yakın zamanda anlaşma yapan Netflix, twitter üzerinden yaptığı açıklama ile gündemimizde. 2017 yılında Eiichiro Oda onaylı bir One Piece live action serisi çıkacağı duyurulmuştu. Geçtiğimiz günlerde de Netflix kendi twitter hesabı üzerinden Eiichiro Oda senseinin el yazısıyla bir duyuru yaptı : Diyor ki; "2017'de bunun üretimini duyurduğumu biliyorum, ama bunlar zaman alıyor! Hazırlıklar yavaş yavaş sahne arkasında yürüyor ve nihayet büyük duyuruyu yapabilirim: Netflix dünyanın önde gelen film ve dizi izleme platformu muazzam üretim desteğini bize ödünç verecek! Bu çok cesaret verici!! 1. sezonun 10 bölümünde hikaye ne kadar ilerleyecek? Oyuncular kim olacak!? Lütfen biraz daha sabırlı olun ve bizi izlemeye devam edin!!" -Eiichiro Oda Serinin yönetmeninin Oda sensei olduğu söyleniyor. Senaristlerin ise "Agents of S.H.I.E.L.D." ve yine Netflix yapımı olan "The Defenders" den tanıdığımız "Luke Cage" yani 'Matt Owens', 'Steven Maeda', 'Marty Adelstein', 'Becky Clements' olduğu söyleniyor. Tomorrow Studios tarafından yapılan serinin ne zaman yayınlanacağı ise merak konusu. Bir diğer merak edilen şeyse Netflix'in uyarladığı serilerin yeniden düzenlemesi. Yani çıkacak olan bu One Piece live action serisinin ne kadarı yeniden düzenlenecek? Hep birlikte izleyip göreceğiz. Esen kalın. Kaynakça: https://kotaku.com/
  3. Kendi yarattığınız bir şeye hükmedemediğiniz zaman oldu mu hiç? Ya da sahibi olduğunuz ve yakından tanıdığınız bir şeye söz dinletemediğiniz ? İşte bugün dünyanın büyük sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığı hakkında konuşacağız. Yakın döneme kadar hayatımıza bu kadar müdahil değilken bu kavram yaklaşık 20 yıllık bir süreçte yaşamımıza iyice yakınlaşmış, gerek iş hayatı gerek sosyal hayattaki verimi düşürmüş, insanlar birbirleriyle olan bağları zayıflatmış hatta kişinin kendi iç dünyasıyla olan bağını bile zayıflatmış ve deyim yerindeyse iliklerimize kadar işlemiştir. Aslında işletilmiştir hatta çok daha doğru bir ifadeyle işledik. Kendi ellerimizle inşa edip bir anda kontrolümüzden çıkan bir virüs halini aldı teknoloji. Gerçi insan henüz kendi egemenliği altındaki somut ve belirli gelişme düzeyine sahip varlıklara bile tam olarak hükmedemezken büyüyüp dağılma, globalleşme düzeyi belirsiz olan soyut bir olguya hükmetmesi düşünülemezdi. Peki bu ehil varlık nasıl oldu da şu an kontrol edilemez dev bir güç haline geldi? Düzeltiyorum bizler nasıl yarattığımızın kölesi haline geldik? Bunun en büyük nedenlerinden birisinin internet olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun altında yatan sebepleri de çeşitlendirebiliriz nitekim: sosyal medya ve online oyunlar da başını çekmekte listenin. Durum bu olunca yeni neslin internet üzerinden etkileşimi artmakta, kitleler halinde teknolojiye bağımlılık çoğalmaktadır. Küreselleşmenin de en büyük kaynağıdır internet. İnsanları benzer yapan en belirgin şeydir de aynı zamanda. Hızla gelişen ve küreselleşen teknolojinin son yıllarda bağımlılığının görüldüğü ülkelerin başında ABD, Güney Kore ve Japonya geliyor. Ancak aralarında en ilginci Japonya... Nedeni aslında bizlere yıllarca Japonya'nın Türkiye ile karşılaştırıldığı, teknolojinin kölesi değil efendisi olarak gösterildiği şu tür görselleri hatırlıyorsunuzdur: Ancak aslında durumun birçok ülkedeki gibi yukarıdaki görselden daha çok şu görsele yakın olduğunu, Ülkenin hikikomori ve otakularla alakalı birçok politikası olduğunu öğrendiğinde daha ilginç geliyor Japonya'nın bu hali. Hele de Türkiye ile karşılaştırıldığında bu bağımlılık oranının çok daha yüksek olduğunu öğrendiğinizde. Daha ilginci ise diğer ülkelerdeki bağımlılığın genel sebebi internet ve teknolojinin doğru kullanılmaması iken, Japonya'da bu bağımlılık yerini daha bilinçli ve seçici bir çoğunluğa bırakmıştır yani genel anlamıyla hikikomori ve otakular. Eğitim bakanlığı ve sağlık bakanlığının büyük bütçeler ayırdığı, çeşitli yaptırımlarla güçlendirdiği politikalar uyguladı ve uygulamaya da devam ediyor. Örneğin maddi bir bağımlılıkmış gibi konuyu ciddiyetle ele alıyor ve bununla alakalı kamu tesisleri açıyor gerekli gördüğü takdirde internet orucuna bile sokabiliyor. Yöntemin ne kadar etkili olduğu tartışılsa da bakanlıklar bu tür uygulamaların ceza değil "teşvik" olduğunu savunuyorlar. Bağımlılık lise ve orta okul çağlarındakilerde daha fazla olduğu için yürütülmesi düşünülen bir diğer politika da zaman sınırlaması koymak. 18 yaş altı çocuklar için hafta içi 60 dk hafta sonları ve resmi tatillerde ise 90 dk ile sınırlandırmak. Nihayetinde uygulamalar genel anlamıyla çok da başarılı olamamaktadır. Zaten teknoloji çağındayız ve gelişen nesil bu gelişmelere açık, internete yabancı olmayan bir nesil. Hatta Japonya'da olay çok daha farklı; bilerek ve isteyerek bağımlı hale geliyor insanlar. Yapılan yanlış burada kanımca. Japon toplumu etkileşime kapalı bir toplum bunu zaten biliyoruz bireyler aileleriyle de belirli ilişki düzeyinde oldukları için sosyalleşme ihtiyacını farklı yollardan elde etmeye çalışıyorlar. Bildikleri, hakim oldukları ve çok daha rahat oldukları aşina yollardan. Teknolojiye karşı savaş açmak değil onunla uyum içerisinde kontrol edilebilirlik düzeyinde yaşamak yapmamız gereken. Kaynakça: https://www.japantimes.co.jp/ https://www.nippon.com/en/ Esen kalın.
  4. Mangakalar çizim, kurgu ve olay örgüsü yaratma konusunda kendilerini kanıtlamış insanlardır ( en azından büyük bir kısmı). Üstelik sadece Japonya ile sınırlı kalmayıp Uzak Doğu ve ardından tüm dünyaya ünlerini salmış ilgi çekici yazarlardır. Öyle ki birçok yapıma esin kaynağı olmuş ve küresel çapta önemli ödüller almış, aldırmıştır. Biz de bugün bu nitelikte önemli çalışmalara imza atmış kişilerin çok da bilinmeyen özelliklerini derledik. Gelin birlikte eserleri kadar özel yaşamları da ilgi çeken birkaç mangakaya bakalım: 1-HİDEAKİ SORACHİ / (Gintama) Shonen Jump'da en yavaş çizerin kendisi olduğu hakkında garip bir iddiası vardır. Çizimlerini en yavaş 2. çizerden namını korumak adına 1 gün daha geç verdiğini söyler. Manga çizmeye başlamasında Hayao Miyazaki'nin Gökteki Kale'si etkili olmuştur. 2-HAYAO MİYAZAKİ / (Studio Ghibli) Hayao Miyazaki 1941 yılında 4 erkek kardeşten 2. si olarak dünyaya geldi. Ağabeylerinin savaş uçağı üreten fabrikasında yöneticilik yaptı. İmparatorluk ailesiyle sıkı ilişkileri Marksizm'den etkilenmesine sebep olmuştur. 2002 yılına kadar Japonya'da yeterince tanınmıyordu. 3-NAOKO TAKEUCHİ / ( Sailor Moon) Sailor Moon karakterlerinin tasarlamasında gittiği lisenin denizci üniformaları etkili oldu. Üstelik astronomi ve manga klüplerine katılıyordu. 4-YOSHİHİRO TOGASHİ / (Hunter X Hunter) Hunter X Hunter için yanında asistanlığa başlayan Naoko Takeuchi ile evlenmiştir. 5-TİTE KUBO / (Bleach) Kubo Sensei günlük yaşamında oldukça utangaç bir insandır. Ancak anime/mangaların başka sektörlerle karşılaştırılması gibi durumlarda lafını esirgemez. Bu nedenle "The Boss" gibi lakaplarla anılır. Kariyerinin başlarında birçok mangakadan "Bundan mangaka olmaz." gibi eleştiriler almıştır. Kubo Sensei tam bir rock müzik tutkunu. Ayrıca modayla ilgilenmeyi seviyor. Bleach ilk çıktığı zamanlarda Yoshihiro Tagashi'nin yazdığı Yuu Yuu Hakusho ile olan benzerliği için de eleştiri almıştı. 6-SATOSHİ TAJİRİ / (Pokemon) Çocukluğunda böcek kolleksiyonu yaptığını ve buradan esinlendiğini söylemiştir. Ayrıca video oyun tasarımcısı olan Satoshi Tajiri, Mario spin-off'larının geliştirilmesinde de rol aldı. 7-MASASHİ KİSHİMOTO / (Naruto) Masashi Sensei'nin Naruto ve Hinata'nın ilişkilerini oluştururken kendi evliliğinden ilham aldığını söylemiştir. Birçok mangaka gibi Quentin Tarantino etkisindedir. Ayrıca Naruto'nun dövüş sahnelerinde Jackie Chan'i esas almış, film tekniği kulanmış yani aynı sahneyi 2-3 farklı açıdan göstererek daha çarpıcı kılmayı amaçlamıştır. 8-HAJİME ISAYAMA / (Attack On Titan) Mangaka olmadan önce internet kafede çalışan Iseyama Sensei'nin mangaya başlama sebebi internet kafeye gelen sarhoş bir müşteridir. Kafasında şimşekler çaktıran olayda asıl korkunç olan varlığın insan olduğunu anlamıştır. 9-EİİCHİRO ODA / (One Piece) Oda Sensei de Masashi Kishimoto gibi Quentin Tarantino etkisindedir. One Piece'i yayınlamaya başladığında lakabı Japonca haftanın günleridir. Küçükken futbolu çok sevdiği için arkadaşları ona "Odacchi" ismini takmıştır. Kendisine "Eğer bir manga karakteri olsaydın hangisi olurdun?" diye sorulduğunda: Nico Robin olduğunu söyleyerek eller çıkartarak 20 kez daha hızlı manga çizerdim, demiştir 10-MACHİKO HASEGAWA / (Sazae-san) Kendisi şu ana kadar yayınlanmış en çok bölümlü mangayı yazmıştır. Ve ilk kadın manga sanatçılarındandır. Hasegawa hiç evlenmemiştir ve ablasıyla yaşamıştır. Ablasıyla birlikte sanat kolleksiyonu yapmıştır. Kolleksiyon şu an kendi adını taşıyan sanat müzesinde sergilenmektedir. Bıraktığı vasiyetnameye göre cenazesinden sonra 35 gün gizli tutulmuştur ölümü. Bonus: Japonya' da en çok bilinen mangaka Tezuka Osamu'dur. Animenin Babası olarak görülür. Yani Japonya'nın Walt Disney' idir. Kaynakça: https://tr.wikipedia.org/wiki/Anasayfa Esen Kalın.
  5. Flying Dog şirketinin 10. yılı anısına çıkacak filmin 2. tanıtımı dün yayınlandı. Yönetmen koltuğunda Kyohei Ishiguro'nun oturduğu kaliteli bir romantik movie bizi bekliyor gibi gözüküyor. Shigatsu wo Kimi no Uso'nun da yönetmenliğini yapan Ishiguro Sensei bu orijinal film de bizleri şaşırtacak gibi. 15 Mayıs'ta Japonya'da gösterime girecek olan filmin hikayesi şu şekilde: "Cherry pek de sosyal olmayan, insanlarla iletişimde zorlanan, sürekli kulaklıkla dolaşan, haiku seven bir çocuktur. Bir gün sıradan bir alışveriş merkezinde, diş tellerini kapatmak için maske kullanan Smile ile tesadüfen karşılaşır. Hikaye sosyal medyanın ve müziğin etkisiyle ilişkilerinin derinleşmesini konu alıyor." ("17. yazımda seninle tanıştım.") ("Oğlan kızla buluşuyor.") İlk yayınlanan tanıtım; 2. tanıtım; Kaynakça: https://www.crunchyroll.com/ https://www.animenewsnetwork.com/ Esen Kalın.
  6. Selam! Krallığımıza hoş geldin.
  7. Yeni yıl dünyanın birçok ülkesinde farklı şekillerde coşkuyla kutlanır. Çoğu ülke yılbaşını inançları doğrultusunda ve hatta çoğunlukla da yozlaşmış bir şekilde kutlar. Ancak Uzak Doğu her şeyde olduğu gibi bu önemli günde de genel inançlarının yanına bir miktar mistisizm ekler. Bulunduğu coğrafyada mistisizm ile öne çıkan ülke de pek tabii Japonya'dır. İşte biz de bugün -hazır yeni yıl da oldukça yaklaşmışken- Japonya'nın (geleneksel) yılbaşını nasıl kutladığını inceleyeceğiz. Bildiğiniz gibi festivaller Japon kültüründe büyük bir yere sahip. Havai fişekleriyle, yemekleriyle, kıyafetleriyle, geçitleriyle oldukça renkli olan Japon festivallerinin en gösterişlisini yeni yılı karşılamak için yapıyorlar Japonlar. Festivalin adı "Shogatsu" anlamıysa Ocak ayı. Ancak bu festival 31 aralık gecesi başlayıp genellikle Ocak ayının ya ilk 3 günü ya da ilk haftası kutlanıyor. Ve bu zamanlarda iş yerleri ve okullar tatil edilir. Japonlar için bu tatillerin önemi de büyüktür. Aileyle birlikte olup en güzel dileklerle yeni yıla hazırlanmak mutluluk kaynağıdır. Kutlamalar ilk olarak 31 Aralık gece yarısında Budist tapınaklarının 108 defa çan çalmasıyla başlar. Anlamıysa Budizme göre 108 dünyevi zevk vardır ve çanlar 108 kere çalındığında bunların uzaklaştırıldığına inanılır. Ardından Tokyo'da bulunanlar büyük imparatorluk sarayına giderler. 1 Ocak sabahının şafağında Japon imparatoru halk için dua eder. Japon halkı geleneksel kıyafetleriyle (kimono) tapınaklara gider, yeni yıl için iyi dileklerde bulunurlar ve sağlık-mutluluk için dua ederler. Tüm aile bir arada toplanır, oyunlar oynar ve hediyeleşerek birlikte güzel vakit geçirirler. Çocuklara küçük keselerde para dağıtılır. Ve yılbaşı için yemek tabi ki çok önemlidir. Çin yeni yılında olduğu gibi özel yemekler hazırlanır. Farklı olarak Japonlar yılbaşı süresince yedikleri yemeklere çeşitli anlamlar yüklerler. Açılış olarak yılbaşı akşamı sağlıklı bir yıl için gece yarısı soba (karabuğdaydan yapılan bir noodle) yerler. Yaklaşık 3 gün boyunca anlamları farklı olan geleneksel yemekler yerler. Zoni çorbası yılbaşının olmazsa olmazlarındandır. Keza osechi-ryori (çeşitli konserveler) de. Kagami mochi gelecek yılları temsil eder. Toso (baharatlı bir içecek) huzur ve mutluluğu, çipura hayırı, ringa balığı da refahı temsil etmektedir. 2 Ocak'ta normalde kapalı olan Japon İmparatorluk Sarayı'da o güne mahsus ziyaretçilere açılır. Tüm bunlara ek olarak geleneksel kutlamaların yanın da tüm dünya da yapılan kutlamalar da yapılmaktadır. Yılbaşı için henüz erken olsa da şimdiden Anisekai ekibi olarak mutlu bir yıl diliyor ve birlikte nice yıllara diyoruz. Kaynakça: https://www.tsunagujapan.com/8-kinds-of-food-served-during-the-japanese-new-year/ https://www.thoughtco.com/shogatsu-japanese-new-year-2028020 Esen Kalın.
  8. Yaklaşık bir seneden beri duyurusu yapılan ve sürekli yeni haberleriyle karşılaştığımız Made In Abyss'in çıkacak olan yeni filmini duymuşsunuzdur.Duymayanlar içinse biz söylemiş olalım Kadokawa bu senenin başlarında açıklamıştı 3. filmin geleceğini. Filmin adıysa "Fukaki Tamashii No Reimei" yani "Derin Ruhun Şafağı". Filmi Twitter hesabından açıkladıktan sonra Kadokawa Youtube hesabından da yazın filme ait ilk fragmanı yayınlamıştı. İlk fragmanı izlemeyenler için buraya bırakıyorum: Geçtiğimiz haftalarda da ikinci fragmanı yayınlayarak ilgiyi zirveye taşıdı Kadokawa: Ancak film hakkında hala çok bir bilgimiz yok. Yalnızca yeni karakterler göreceğimizi, eski karakterlerin geçmişini kurcalayacağımızı ve ilk sezonun öncesini de kapsayan bir devam filmi niteliğinde olduğunu biliyoruz filmin fragmanlarından. Sadece müziklerin yeniden Kevin Penkin'in elinden çıkmasını umuyorum. Zira ilk sezonu izleyenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. 17 Ocak 2020'de gösterime girmesi planlanan film çoktan ilgileri üzerine çekti. Bizlere de aynı ilgiyle ve sabırla prömiyeri beklemek düşüyor. Esen Kalın.
  9. tenar

    Eve'den Yeni Albüm

    Bugün Eve'nin yeni albümünün müjdesini vermek için karşınızdayım! Bildiğiniz üzere Eve genelde vocaloid, opening/ending, soundtrack parçalarını coverlayan, oldukça naif,temiz ve shota tarzı bir sese sahip olan bir sanatçı. Ve yaptığı coverlar genelde orijinalinden daha çok seviliyor. Ancak sadece cover yapıyor diyerek hakkını da yiyemem. Özelikle bu kış sezonun en sevilenlerinden 'Dororo'nun 2. ending yapım projesinde gördük kendisini. Fakat çıkardığı son parçadan sonra yaklaşık 1.5 aydır göstermedi kendisini. Meğerse kendisi başka bir proje üstünde çalışıyormuş da haberimiz yokmuş. Yeni albümünün gelecek yıl 12 Şubat'ta yayınlanacağını bildiriyor Eve. Üstelik yeni albümünün adı da 'Smile'. Umarız albümün adı gibi şarkılar da bizde aynı etkiyi uyandırır. Merak ve beklenti içerisindeyiz. Ve tabiki Eve kalitesinden de şüphemiz yok. Şuraya incelemek isteyenler için resmi sitesini koyuyorum; http://eveofficial-smile.com/ Esen kalın.
  10. Weeaboolar. Her yerdeler. Belki de gizleniyorlar. Ama sürekli etrafımızdalar biz onları görmesek, duymasak da hep oradalar... Bugün sizlerle global anlamda bir hastalık haline gelmiş "weeaboo"luktan konuşacağız. Ancak daha öncesinde gözünden kaçmış olanlar için açıklayalım bakalım weeabooluk neymiş: Weeaboo Japon olmadığı halde Japonya'ya dair bildiği ne varsa el üstünde tutarak, kutsal sayan, gereğinen fazla ilgi gösteren, gerekirse yaşayan-gerçeklik duygusunu kaybetmiş bir şekilde- ve bunu dışavuran elemanların tümüne denir. Daha açıklayıcı olmak gerekirse bu insanlar Japon'dan çok Japoncu insanlardır. Yani yaşam amaçları buymuşçasına ortamlarda Japonya'yı,Japonları över; milletini, kültürünü, örf ve adetlerini yerin dibine batırmaktan da geri durmaz. Ancak meziyetleri anime izlemek, manga okumak ve birkaç forum da takılmaktan öteye gidemez. Şimdi bu şekilde anlatınca kulağa otaku gibi gelmiş olmasından korkarım. Zira bu tür, zararsız otakulardan daha farkı bir aura yayar etrafa. Daha öz ve kısa anlatmak gerekirse de Japon olmadığı halde Japon'muş gibi davranan hastalıklı insanlardır.( tabi bunun başka versiyonları da var ameriboo,russianboo vs..) Weeabooluk en başta Avrupa ve Amerika'da boy göstermeye başladı. Ve tabiki bizim ülkemizde de oldukça yaygın durumda. Özellikle son 3-4 senedir internetin de etkisiyle fazlaca artmış durumdalar. Alakasız bir videonun ya da gönderinin altındaki: _ Sabriye-chan kawaii _Mahmut-kun sugoi _ arigatoouu!! _sumimasen gibi weeabooluk belirtilerine kolayca rastlayabilirsiniz. Lakin her Japonca konuşan weeaboodur demiyorum. Zaten weeaboo demek bu demek değil. Sadece tüm dünya da yadırganan nokta animelerden, mangalardan öğrenilmiş dil bilgisi,kelimeler ve Japonya' ya dair aktüaliteden uzak malum bilgileri kendi milliyetlerini, geleneklerini ve yaşam tarzını aşağılayarak mekan farketmeksizin insanlara bunu lanse etmeleri... Lafı daha da fazla uzatmadan bitiriyorum ama eğer siz de kendinizde weeabooluk olduğundan şüpheleniyorsanız internetteki testlere bir göz atın derim. Zaten tüm mesele bu olmak ya da olmamak. Şuraya da aklınız da weeaboolar hakkındaki fikirlerinizin netleşmesi için bir video bırakıyorum : Esen Kalın.
  11. Bugün 2019 ilkbahar sezonunun en sevilenlerinden Kimetsu No Yaiba'dan güncel bir haberle karşınızdayım. 6 Nisan'da başlayıp 28 Eylül gibi kısa bir zaman önce sona eren serinin tiyatrosunun sergileneceği duyuruldu. İlk etapta Japonya'da sergilenecek olan oyun şimdiden büyük ilgi topladı bile. Shounen Jump'ın düzenlediği bu gösteri; İlk olarak 18-26 Ocak 2020 tarihleri arasında Tokyo'daki Galaxy Tiyatrosu'nda, Daha sonrasında ise 31 Ocak 2 Şubat tarihleri arasında Kobe AiiA 2.5 Tiyatro Salonunda izleyicisiyle buluşacak. Merakla beklenen oyun 2016 yılından beri Touken Ranbu serisinde emeği geçen "Suemitsu Kenichi" tarafından yazılmış ve yönetilmiş. Oyunun şimdiik seanslara bölünerek oynanılacağı düşünülüyor. Şimdi gelelim kitlelerin merakla beklediği kadroya: 1-TANJİRO KAMADO / RYOTA KOBAYASHİ 2-NEZUKO KAMADO / AKARİ TAKAİSHİ 3-ZENİTSU AGATSUMA / KEİSUKE UEDA 4-İNOSUKE HASHİBİRA / YOGO SATO 5-GİYU TOMİOKA / REO HONDA 6-SAKONJİ UROKODAKİ / TOMOYUKİ TAKAGİ 7- TAMAYO OJOUSAN / MİMİ MAİHANE 8- YUSHİRO / HİSANORİ SATO 9- MUZAN KİBUTSUJİ / YOSHİHİDE SASAKİ Açıklanan kast şimdilik bu kadar oyunun sitesinden de duyurulduğu üzere: https://kimetsu.com/stage/ ( -ki oldukça güzel bir site) Zaten geriye pek bir şey de kalmıyor şeytanları nasıl sahneleyecekleri dışında. Kaynakça; https://www.crunchyroll.com/anime-news/2019/10/20/demon-slayer-kimetsu-no-yaiba-stage-play-reveals-visuals-of-tanjiro-nezuko Dipnot: Daha kaliteli bir Kimetsu no Yaiba -anime- deneyimi için Veteransubs öneriyoruz. Esen Kalın.
  12. "Resme bayılıyorum, ve hep sanatımı ifade ederken geleneksel Çin boyama tekniği 'mürekkep sıçratma' nın etkisindeyim." Bugün sizlerle birlikte çizimleriyle adından çokça bahsettiren bir isim üzerinde duracağız. Kendisi "XUEDAİXUN" ... Belki bu isme bir yerlerden aşinasınızdır, değilseniz bile resimlerini görmeniz çok daha olası. Genelde hayvanların üzerinden insan çizimlerine atıfta bulunan ve daha çok bu türdeki çizimleri popüler olan bir çizer. Ancak önce biraz kendisinden kısaca bahsetmek istiyorum. Yazının başında da belirttiğim ve kendisinin de belirttiği gibi çizim tekniği olarak geleneksel Çin sanatı olan "mürekkep sıçratma" tekniğini kullanmayı seviyor. Ayrıca sevdiği diğer bir şeyse yakışıklı erkekler. Ve tabiki bunları yine mürekkep sıçratma tekniğiyle bilgisayar ortamında tasarlıyor. Ek olarak Xuedaixun hissettiklerini birebir olarak resme aktarma konusunda da çok hassas. Çin'in Henan eyaletinin başkenti olan Zhenzou 'da ikamet eden çizerin henüz cinsiyetini bilmesek de çizimlerinin, illustrasyonlarının sahip olduğu naiflik insan da hoş bir etki bırakıyor diyebilirim. Özellikle renk seçimlerindeki pastel tonların fazlalığı çizim tekniğine oldukça adapte olmuş gibi gözüküyor. Daha önce hayvanların insanların üzerindeki izdüşümünü konu ettiği çizimlerinin daha revaçta olduğundan da bahsetmiştik ancak yazarın söylediğine göre aslında hayvanları insan olarak resmetmek değil hedefi onların hareketlerini, davranışlarını ve mimiklerini en doğru şekilde yansıtabilmek diğer bir değişle hayvan doğasını insana yöneltme olarak tanımlıyor yaptığı işi. Son olarak Xuedaixun'un farkedilmesi zor ama ilginç bir karakter seçiminden bahsetmek istiyorum sizlere. Genel olarak Çin kaynaklı novel,manga,anime gibi mecralarda bulunan eşcinsel temalı karakterleri seçerek kendine göre yorumluyor bu çizer. Daha doğrusu çizdiği karakterler genel olarak eşcinsel tema üzerindeki karakterler. Eğer Xuedaixun'un daha fazla çizimine ulaşmak istiyorsanız kendi hesapları için: https://www.deviantart.com/xuedaixun/gallery https://www.weibo.com/xuedaixun?is_hot=1 Dipnot: Bu yazıya vermiş olduğu fikir ve katkılarından dolayı baş editörümüz olan "creative-miss" e teşekkür ediyorum. Esen Kalın.
  13. Dram animelerini sever misiniz? Eğer bu türü seviyorsanız bu listeye bir göz atmanızı öneririm. Zaten biliyoruz ki Japonlar bu işi çok iyi yapıyor. Daha doğrusu bu dram sektöründe oldukça iyi stüdyolar var. Gerek konusu gerekse karakter işleyişi, müzikleri, çizimleri,renklendirme ve efektleriyle bizlere hem görsel şölen sunup hem de hikayeyi güzel işleyen animeleri izlemeye doyamıyor insan. Ben de bu liste de aralarında öyle animelerin de bulunduğu dram movie lerini derledim sizler için... İşte en beğendiğim 7 dram moviesinin listesi sizlerle... 7-MOMO E NO TEGAMİ Stüdyo: Production I.G Yapım yılı:2011 Yazan: Hiroyuki Okiura Miyaura Momo babasının beklenmedik ölümü üzerine Seto İç Denizi'nde eski uzak bir adaya akrabalarının yanına taşınır annnesiyle birikte.Babası ölmeden önce Momo !ya bir mektup bırakmıştır ve de. Mektupta sadece iki kelime yazmaktadır: Sevgili Momo,Bir gün evden garip sesler duan Momo tavan arasına bakar ve orada youkailer ile alakalı eski bir kitap bulur. Ardından gelen 3 youkai ile başı derde gelen Momo'nun mektupla ve youkailerle uğraşmasını konu alır anime. 6-COLORFUL Stüdyo: Ascension Yapım yılı:2010 Yazan:Mori Eto Bu hikaye de bir ruh işlediği bir günah sebebiyle reenkarnasyon döngüsünden atılır ancak bir melek ona gelir ve bir şansının daha olduğunu söyler daha doğrusu onu seçmiştir. Bu seçimle birlikte ruh Makoto Kobayashi adında intihar etmiş 14 yaşında bir çocuğun bedenine girer. Ruhun Makoto'nun yaşamına ve ailesine girmesiye işler biraz değişir. 5-HOTARUBİ NO MORİ E Stüdyo: Brain's Base Yapım Yılı:2011 Yazan: Midorikawa Yuki Yazlarını amcasının yanında geçiren Hotaru Takegawa Orman gezisine çıktığı bir gün kaybolur. Yardımına gelen bir maskeli orman youkaisi Gin ona yardım eder. Ancak Gin insanlara dokunamaz. Bir şekilde Hotaru'ya yardım eden youkai bir daha ormana gelmemesi konusunda çocuğu uyarır. Ancak yolları bir dahaki yaz tekrar kesişen ikili yakın arkadaşlar olurlar. Hikayenin devamında karmaşıklaşan ilişkileri ve olayları konu alır anime. 4-KOE NO KATACHİ Stüdyo:Kyoto Animation Yapım Yılı:2016 Yazan: Yoshida Reiko Shouya İshida okullarına yeni transfer olmuş işitme engelli Shouka Nishimaya 'ya sınıf arkadaşlarıyla birlikte zorbalık etmeye başlarlar. Acımasız zorbalıklara karşı koyamayan Nishimiya okuldan ayrılmak zorunda kalır. Tüm olanlardan Shouya'yı sorumlu tutan sınıf arkadşlarları onu dışlarlar ve zorbalık ederler.Tüm ilkokul ve ortaokul hayatı böyle geçen Shouya liseye geldiğinde diğer insanlara karşı tamamen ilgisiz bir konumda ve yaptıklarından dolayı pişmanlık duymaktadır.Bir gün tesadüfen Nishimiya'yı görmesi işleri değiştirecek midir? 3-KİMİ NO NA WA Stüdyo: CoMix Wawe Films Yapım yılı:2016 Yazan: MAL Rewrite Oldukça küçük bir kasabada lise öğrencisi olan Mitsuha Miyamuzu ve Tokyo da bir lise öğrencisi olan Taki Tachibana bir gün birbirlerinin bedenlerini değişmiş olarak uyanırlar. Kendilerine ait olmayan odalar ve bedenlerde uyanan ikili. Birbirinden çok farklı yaşam tarzlarına alışmaya çalışırken birbirlerini aramaya başlarlar.Kaderin ve merakın sizi esir tuttuğu bu animeyi seveceksiniz. 2-SAYONARA NO ASA Nİ YAKUSOKU NO HANA WO KAZAROU Stüdyo: PA Works Yapım Yılı:2018 Yazan: Okada Mari Iorph halkı yüzlerce yıl yaşayabilen, huzur içinde dokuma işiyle uğraşan bu halk bir gün Mezartre krallığının açgözlülüğüyle karşılaşır. Hikaye Iorphlu Maquia 'yı konu alır. Maquia dıi dünayaya çılmaktan çor korkar ama bu işgalden sonra hayat onu içine alır. Tahrip edilmiş bir köye kaçan Maquia orada ölü bir annenin yaşayan bebeğini bulur. İnsanlar hakkında bir şey bilmese de bebeği orada bırakamaz. Adını Ariel koyar ve bir şekilde çocuğu büyüterek mücadele etmeye başlar. 1-HOTARU NO HAKA Stüdyo: Studio Ghibli Yapım Yılı:1988 Yazan: Nosaka Akiyuki 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya'da hayatta kalmaya çalışan iki kardeşi konu alır. Setsuko ve ağabeyi Seita umutlarını,evlerini,geleceklerini kaybetmiş bir şekilde hayata tutunmaya çalışırlar. İnsanların acımasız yüzlerini, savaşın getirdiği felaketleri göğüslemeye çalışırlar. Seito yaşı küçük olduğu halde ufak kardeşine göz kulak olmaya çalışır. Açlıkla, hastalıkla, insanlarla, bombardımanlarla bir şekide hayata tutunmaya çalışan bu küçükleri kaderlerinde ne bekliyor. Savaşın acımasızlığını bütün çıplaklığıyla birkez daha gözlerin önüne seren bu anime benim en beğendiğim animelerden birisi sadece konusuyla bile birçok yapımı eskitmiş bu anime. Ancak sizden ricam bu animeyi bir hikayeyi izler gibi değilde gerçek bir bilinçle izlemeniz. kaynakça:https://myanimelist.net/ Esen Kalın.
  14. Saçma ve uyuşmayan kıyafetler absürt takılar, mantıksız amblemler, alakasız renkler... Bugün pek çoğumuzun yabancı olduğu bir konuya değineceğim. Ve dürüst olmak gerekirse bu konu hakkında kapsamlı bir araştırma yapmadan önce- daha önce duymuş olsam da- eksiklerim vardı. Üstüne öğrendiğim bilgiler beni hem şaşırttı hem de-ilginç ama-mutlu etti. Sizleri daha fazla sıkmadan konuya geçmek istiyorum. İlk olarak modaya hakimseniz ya da takip ediyorsanız daha önce bir yerlerde duymuş olabilirsiniz harajuku akımını. Harajuku bir moda akımını temsil etmeden çok daha önce sadece Tokyo'da bir bölgeyi temsil ediyordu. Ancak bu bölge sıradan bir bölge değildi elbette bu akımın doğması için adeta taşıyıcılık yapıyordu. Belirli zamanlarda gençlerin toplanıp sokak performansı sergileyip eğlendikleri bir mekandı ,bir caddeydi Harajuku. Daha sonraları gençlerin, sokak sanatçılarının toplandıkları bu yer 80'lerden sonra insanların tarzlarını sergiledikleri bir yer haline geldi. Harajuku modası kişinin giyinirken tamamen özgün olmasına dayanıyor. Diğer bir deyişle çılgın, özgür ve hatta anarşist bir tutum sergileniyor.Kat kat giysiler, punk tarzı kıyafetler, rengarenk kumaşlar, abartılı takılar, pastel ve neon tonlar, mottolu tişörtler, sevimli-gotik harmanlanmış kıyafet ve aksesuarlarla örülü bu akım Japon gençlerinin büyük bir çoğunluğunu ele geçirmiş durumda. Üstüne son zamanlarda da dünyaya yayılmakta bu akım... (sevimli-gotik tarza bir örnek) Şimdi gelelim bu eşsiz modanın(!) arkasında gizlediği mesajlara. Bu akımın sokaktan ve kısmen anarşiden doğduğuna değinmiştim. Ve şöyle bir baktığımızda sokaktan ve anarşiden doğan bir akımın tam olarak modaya bağlı yahut modadan kaynaklı olduğunu düşünmek doğru olmaz. Zaten bu anlayışa sahip olanların düşünüş tarzı da tam olarak böyle. Yani Harajuku tarzı aslında taban tabana modaya zıt bir şey. Saçma ve uyuşmayan kıyafetler absürt takılar, mantıksız amblemler, alakasız renkler... Modanın zorlama estetikçi anlayışına, tek düze insan yaratmasına, belirli kalıplar yaratıp bunları bize dayatmasına, özendirmesine karşı dimdik ayakta duran bir akım Harajuku. Daha doğrusu öyleydi.. Ancak en özgürlükçü düşüncelerden bile kazanç sağlamayı kendine görev bilmiş kâr ortakları bu moda akımını da yavaşça yerle bir ediyor. Özgün ve farklı Harajuku tarzı giysileri reklamını yaparak piyasaya sürüyor. Bizlere de maalesef ki oldukça geç tanıştığımız bu akımın çöküşünü izlemek düşüyor. Harajuku adına birkaç örnek: Eğer bu konu ilginizi çektiyse detaylar için: https://seyler.eksisozluk.com/baslarda-asagilanmasina-ragmen-sonrasinda-devrim-yaratan-giyim-stili-harajuku-style http://tokyofashion.com/ ESEN KALIN.
  15. Tarih öncesi çağlardan bu yana Japonya'da anlatılagelmiştir yokai/ayakashi hikayeleri... Peki nedir bu yokai? Kısaca değinecek olursak: Başlarının arkasında fazla ağızlı kadınlar, sadece kötü rüyalarla beslenen fil-ejderhalar, bebek zombiler, konuşan tilkiler, şekil değiştiren kediler, ateş püsküren tavuklar gibi farklı yeteneklere sahip olan büyülü yaratıklardır. Birbirinden farklı özellikler barındırırken genelde belirli bir yerin sahipliğini yaparken, insan kılığına girerken yahut insan eti yerken görebilirsiniz yokaileri.( tabi ki inanıp inanmamak sizlerin tercihi.) Peki Japon folklorü bu kadar zengin bir yokai skalasına sahip olurda bunların bir geçit töreni olmaz mı? Hyakki Yagyo yani "100 Şeytan'ın Geçiti" işte tam da burada gösteriyor kendini.Tüm yokai, oni(farklı bir çeşit yokai-iblis), hayalet ve diğer tüm doğaüstü yaratıkların evlerini terkedip belirlenen bir gecede Japonya sokaklarında yaptıkları yürüyüştür Hyakki Yagyo... Hyakki Yagyo törenini en tehlikeli kılansa geçitteki davetlileri herhangi bir şekilde görmek. Nasıl bişeymiş bu yokai? deyip pencereden baktığınız dakika ölüm fermanınızı imzalıyorsunuz Japonlara göre. Yokailer ya sizi öldürüyor ya da kölesi yaparak hayatınızı hapsediyor bir inanışa göre. (İngiltere Müzesi'nde sergilenen bir parşomen) Peki bu geçit töreninden korunmanın hiç mi yolu yok? Bir Ortaçağ Japon ansiklopedisi olan Shugaisho'ya göre geçit törenini kontrol altında tutmanın tek yolu Çin Zodyaklarıyla belirlenen gecede evden dışarı çıkamamak yahut harf harf hecelenen bu büyüyü söylemek: KA-TA-SHİ-HA-YA, E-KA-SE-Nİ-KU-RU-Nİ, TA-ME-RU-SA-KE, TE-E-Hİ, A-SHİ-E-Hİ, WA-RE-SHİ-KO-Nİ-KE-Rİ. (Harvard Sanat Müzesi'nde sergilenen bir parşomen) Yokailerle ilgilendiyseniz eğer 'NATSUME YUUJİNCHOU' serisine bir göz atın derim. Esen kalın.

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

 . 

Bizi Takip Edin.

×
×
  • Create New...