Jump to content
  • Sign Up

tenar

Blog Yazarı
  • Content Count

    13
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    3

tenar last won the day on October 17

tenar had the most liked content!

Community Reputation

12 Good

2 Followers

About tenar

  • Birthday 12/31/2000

Personal Information

  • Gender
    Kadın

Recent Profile Visitors

541 profile views
  1. Yaklaşık bir seneden beri duyurusu yapılan ve sürekli yeni haberleriyle karşılaştığımız Made In Abyss'in çıkacak olan yeni filmini duymuşsunuzdur.Duymayanlar içinse biz söylemiş olalım Kadokawa bu senenin başlarında açıklamıştı 3. filmin geleceğini. Filmin adıysa "Fukaki Tamashii No Reimei" yani "Derin Ruhun Şafağı". Filmi Twitter hesabından açıkladıktan sonra Kadokawa Youtube hesabından da yazın filme ait ilk fragmanı yayınlamıştı. İlk fragmanı izlemeyenler için buraya bırakıyorum: Geçtiğimiz haftalarda da ikinci fragmanı yayınlayarak ilgiyi zirveye taşıdı Kadokawa: Ancak film hakkında hala çok bir bilgimiz yok. Yalnızca yeni karakterler göreceğimizi, eski karakterlerin geçmişini kurcalayacağımızı ve ilk sezonun öncesini de kapsayan bir devam filmi niteliğinde olduğunu biliyoruz filmin fragmanlarından. Sadece müziklerin yeniden Kevin Penkin'in elinden çıkmasını umuyorum. Zira ilk sezonu izleyenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. 17 Ocak 2020'de gösterime girmesi planlanan film çoktan ilgileri üzerine çekti. Bizlere de aynı ilgiyle ve sabırla prömiyeri beklemek düşüyor. Esen Kalın.
  2. tenar

    Eve'den Yeni Albüm

    Bugün Eve'nin yeni albümünün müjdesini vermek için karşınızdayım! Bildiğiniz üzere Eve genelde vocaloid, opening/ending, soundtrack parçalarını coverlayan, oldukça naif,temiz ve shota tarzı bir sese sahip olan bir sanatçı. Ve yaptığı coverlar genelde orijinalinden daha çok seviliyor. Ancak sadece cover yapıyor diyerek hakkını da yiyemem. Özelikle bu kış sezonun en sevilenlerinden 'Dororo'nun 2. ending yapım projesinde gördük kendisini. Fakat çıkardığı son parçadan sonra yaklaşık 1.5 aydır göstermedi kendisini. Meğerse kendisi başka bir proje üstünde çalışıyormuş da haberimiz yokmuş. Yeni albümünün gelecek yıl 12 Şubat'ta yayınlanacağını bildiriyor Eve. Üstelik yeni albümünün adı da 'Smile'. Umarız albümün adı gibi şarkılar da bizde aynı etkiyi uyandırır. Merak ve beklenti içerisindeyiz. Ve tabiki Eve kalitesinden de şüphemiz yok. Şuraya incelemek isteyenler için resmi sitesini koyuyorum; http://eveofficial-smile.com/ Esen kalın.
  3. Weeaboolar. Her yerdeler. Belki de gizleniyorlar. Ama sürekli etrafımızdalar biz onları görmesek, duymasak da hep oradalar... Bugün sizlerle global anlamda bir hastalık haline gelmiş "weeaboo"luktan konuşacağız. Ancak daha öncesinde gözünden kaçmış olanlar için açıklayalım bakalım weeabooluk neymiş: Weeaboo Japon olmadığı halde Japonya'ya dair bildiği ne varsa el üstünde tutarak, kutsal sayan, gereğinen fazla ilgi gösteren, gerekirse yaşayan-gerçeklik duygusunu kaybetmiş bir şekilde- ve bunu dışavuran elemanların tümüne denir. Daha açıklayıcı olmak gerekirse bu insanlar Japon'dan çok Japoncu insanlardır. Yani yaşam amaçları buymuşçasına ortamlarda Japonya'yı,Japonları över; milletini, kültürünü, örf ve adetlerini yerin dibine batırmaktan da geri durmaz. Ancak meziyetleri anime izlemek, manga okumak ve birkaç forum da takılmaktan öteye gidemez. Şimdi bu şekilde anlatınca kulağa otaku gibi gelmiş olmasından korkarım. Zira bu tür, zararsız otakulardan daha farkı bir aura yayar etrafa. Daha öz ve kısa anlatmak gerekirse de Japon olmadığı halde Japon'muş gibi davranan hastalıklı insanlardır.( tabi bunun başka versiyonları da var ameriboo,russianboo vs..) Weeabooluk en başta Avrupa ve Amerika'da boy göstermeye başladı. Ve tabiki bizim ülkemizde de oldukça yaygın durumda. Özellikle son 3-4 senedir internetin de etkisiyle fazlaca artmış durumdalar. Alakasız bir videonun ya da gönderinin altındaki: _ Sabriye-chan kawaii _Mahmut-kun sugoi _ arigatoouu!! _sumimasen gibi weeabooluk belirtilerine kolayca rastlayabilirsiniz. Lakin her Japonca konuşan weeaboodur demiyorum. Zaten weeaboo demek bu demek değil. Sadece tüm dünya da yadırganan nokta animelerden, mangalardan öğrenilmiş dil bilgisi,kelimeler ve Japonya' ya dair aktüaliteden uzak malum bilgileri kendi milliyetlerini, geleneklerini ve yaşam tarzını aşağılayarak mekan farketmeksizin insanlara bunu lanse etmeleri... Lafı daha da fazla uzatmadan bitiriyorum ama eğer siz de kendinizde weeabooluk olduğundan şüpheleniyorsanız internetteki testlere bir göz atın derim. Zaten tüm mesele bu olmak ya da olmamak. Şuraya da aklınız da weeaboolar hakkındaki fikirlerinizin netleşmesi için bir video bırakıyorum : Esen Kalın.
  4. Bugün 2019 ilkbahar sezonunun en sevilenlerinden Kimetsu No Yaiba'dan güncel bir haberle karşınızdayım. 6 Nisan'da başlayıp 28 Eylül gibi kısa bir zaman önce sona eren serinin tiyatrosunun sergileneceği duyuruldu. İlk etapta Japonya'da sergilenecek olan oyun şimdiden büyük ilgi topladı bile. Shounen Jump'ın düzenlediği bu gösteri; İlk olarak 18-26 Ocak 2020 tarihleri arasında Tokyo'daki Galaxy Tiyatrosu'nda, Daha sonrasında ise 31 Ocak 2 Şubat tarihleri arasında Kobe AiiA 2.5 Tiyatro Salonunda izleyicisiyle buluşacak. Merakla beklenen oyun 2016 yılından beri Touken Ranbu serisinde emeği geçen "Suemitsu Kenichi" tarafından yazılmış ve yönetilmiş. Oyunun şimdiik seanslara bölünerek oynanılacağı düşünülüyor. Şimdi gelelim kitlelerin merakla beklediği kadroya: 1-TANJİRO KAMADO / RYOTA KOBAYASHİ 2-NEZUKO KAMADO / AKARİ TAKAİSHİ 3-ZENİTSU AGATSUMA / KEİSUKE UEDA 4-İNOSUKE HASHİBİRA / YOGO SATO 5-GİYU TOMİOKA / REO HONDA 6-SAKONJİ UROKODAKİ / TOMOYUKİ TAKAGİ 7- TAMAYO OJOUSAN / MİMİ MAİHANE 8- YUSHİRO / HİSANORİ SATO 9- MUZAN KİBUTSUJİ / YOSHİHİDE SASAKİ Açıklanan kast şimdilik bu kadar oyunun sitesinden de duyurulduğu üzere: https://kimetsu.com/stage/ ( -ki oldukça güzel bir site) Zaten geriye pek bir şey de kalmıyor şeytanları nasıl sahneleyecekleri dışında. Kaynakça; https://www.crunchyroll.com/anime-news/2019/10/20/demon-slayer-kimetsu-no-yaiba-stage-play-reveals-visuals-of-tanjiro-nezuko Dipnot: Daha kaliteli bir Kimetsu no Yaiba -anime- deneyimi için Veteransubs öneriyoruz. Esen Kalın.
  5. "Resme bayılıyorum, ve hep sanatımı ifade ederken geleneksel Çin boyama tekniği 'mürekkep sıçratma' nın etkisindeyim." Bugün sizlerle birlikte çizimleriyle adından çokça bahsettiren bir isim üzerinde duracağız. Kendisi "XUEDAİXUN" ... Belki bu isme bir yerlerden aşinasınızdır, değilseniz bile resimlerini görmeniz çok daha olası. Genelde hayvanların üzerinden insan çizimlerine atıfta bulunan ve daha çok bu türdeki çizimleri popüler olan bir çizer. Ancak önce biraz kendisinden kısaca bahsetmek istiyorum. Yazının başında da belirttiğim ve kendisinin de belirttiği gibi çizim tekniği olarak geleneksel Çin sanatı olan "mürekkep sıçratma" tekniğini kullanmayı seviyor. Ayrıca sevdiği diğer bir şeyse yakışıklı erkekler. Ve tabiki bunları yine mürekkep sıçratma tekniğiyle bilgisayar ortamında tasarlıyor. Ek olarak Xuedaixun hissettiklerini birebir olarak resme aktarma konusunda da çok hassas. Çin'in Henan eyaletinin başkenti olan Zhenzou 'da ikamet eden çizerin henüz cinsiyetini bilmesek de çizimlerinin, illustrasyonlarının sahip olduğu naiflik insan da hoş bir etki bırakıyor diyebilirim. Özellikle renk seçimlerindeki pastel tonların fazlalığı çizim tekniğine oldukça adapte olmuş gibi gözüküyor. Daha önce hayvanların insanların üzerindeki izdüşümünü konu ettiği çizimlerinin daha revaçta olduğundan da bahsetmiştik ancak yazarın söylediğine göre aslında hayvanları insan olarak resmetmek değil hedefi onların hareketlerini, davranışlarını ve mimiklerini en doğru şekilde yansıtabilmek diğer bir değişle hayvan doğasını insana yöneltme olarak tanımlıyor yaptığı işi. Son olarak Xuedaixun'un farkedilmesi zor ama ilginç bir karakter seçiminden bahsetmek istiyorum sizlere. Genel olarak Çin kaynaklı novel,manga,anime gibi mecralarda bulunan eşcinsel temalı karakterleri seçerek kendine göre yorumluyor bu çizer. Daha doğrusu çizdiği karakterler genel olarak eşcinsel tema üzerindeki karakterler. Eğer Xuedaixun'un daha fazla çizimine ulaşmak istiyorsanız kendi hesapları için: https://www.deviantart.com/xuedaixun/gallery https://www.weibo.com/xuedaixun?is_hot=1 Dipnot: Bu yazıya vermiş olduğu fikir ve katkılarından dolayı baş editörümüz olan "creative-miss" e teşekkür ediyorum. Esen Kalın.
  6. Dram animelerini sever misiniz? Eğer bu türü seviyorsanız bu listeye bir göz atmanızı öneririm. Zaten biliyoruz ki Japonlar bu işi çok iyi yapıyor. Daha doğrusu bu dram sektöründe oldukça iyi stüdyolar var. Gerek konusu gerekse karakter işleyişi, müzikleri, çizimleri,renklendirme ve efektleriyle bizlere hem görsel şölen sunup hem de hikayeyi güzel işleyen animeleri izlemeye doyamıyor insan. Ben de bu liste de aralarında öyle animelerin de bulunduğu dram movie lerini derledim sizler için... İşte en beğendiğim 7 dram moviesinin listesi sizlerle... 7-MOMO E NO TEGAMİ Stüdyo: Production I.G Yapım yılı:2011 Yazan: Hiroyuki Okiura Miyaura Momo babasının beklenmedik ölümü üzerine Seto İç Denizi'nde eski uzak bir adaya akrabalarının yanına taşınır annnesiyle birikte.Babası ölmeden önce Momo !ya bir mektup bırakmıştır ve de. Mektupta sadece iki kelime yazmaktadır: Sevgili Momo,Bir gün evden garip sesler duan Momo tavan arasına bakar ve orada youkailer ile alakalı eski bir kitap bulur. Ardından gelen 3 youkai ile başı derde gelen Momo'nun mektupla ve youkailerle uğraşmasını konu alır anime. 6-COLORFUL Stüdyo: Ascension Yapım yılı:2010 Yazan:Mori Eto Bu hikaye de bir ruh işlediği bir günah sebebiyle reenkarnasyon döngüsünden atılır ancak bir melek ona gelir ve bir şansının daha olduğunu söyler daha doğrusu onu seçmiştir. Bu seçimle birlikte ruh Makoto Kobayashi adında intihar etmiş 14 yaşında bir çocuğun bedenine girer. Ruhun Makoto'nun yaşamına ve ailesine girmesiye işler biraz değişir. 5-HOTARUBİ NO MORİ E Stüdyo: Brain's Base Yapım Yılı:2011 Yazan: Midorikawa Yuki Yazlarını amcasının yanında geçiren Hotaru Takegawa Orman gezisine çıktığı bir gün kaybolur. Yardımına gelen bir maskeli orman youkaisi Gin ona yardım eder. Ancak Gin insanlara dokunamaz. Bir şekilde Hotaru'ya yardım eden youkai bir daha ormana gelmemesi konusunda çocuğu uyarır. Ancak yolları bir dahaki yaz tekrar kesişen ikili yakın arkadaşlar olurlar. Hikayenin devamında karmaşıklaşan ilişkileri ve olayları konu alır anime. 4-KOE NO KATACHİ Stüdyo:Kyoto Animation Yapım Yılı:2016 Yazan: Yoshida Reiko Shouya İshida okullarına yeni transfer olmuş işitme engelli Shouka Nishimaya 'ya sınıf arkadaşlarıyla birlikte zorbalık etmeye başlarlar. Acımasız zorbalıklara karşı koyamayan Nishimiya okuldan ayrılmak zorunda kalır. Tüm olanlardan Shouya'yı sorumlu tutan sınıf arkadşlarları onu dışlarlar ve zorbalık ederler.Tüm ilkokul ve ortaokul hayatı böyle geçen Shouya liseye geldiğinde diğer insanlara karşı tamamen ilgisiz bir konumda ve yaptıklarından dolayı pişmanlık duymaktadır.Bir gün tesadüfen Nishimiya'yı görmesi işleri değiştirecek midir? 3-KİMİ NO NA WA Stüdyo: CoMix Wawe Films Yapım yılı:2016 Yazan: MAL Rewrite Oldukça küçük bir kasabada lise öğrencisi olan Mitsuha Miyamuzu ve Tokyo da bir lise öğrencisi olan Taki Tachibana bir gün birbirlerinin bedenlerini değişmiş olarak uyanırlar. Kendilerine ait olmayan odalar ve bedenlerde uyanan ikili. Birbirinden çok farklı yaşam tarzlarına alışmaya çalışırken birbirlerini aramaya başlarlar.Kaderin ve merakın sizi esir tuttuğu bu animeyi seveceksiniz. 2-SAYONARA NO ASA Nİ YAKUSOKU NO HANA WO KAZAROU Stüdyo: PA Works Yapım Yılı:2018 Yazan: Okada Mari Iorph halkı yüzlerce yıl yaşayabilen, huzur içinde dokuma işiyle uğraşan bu halk bir gün Mezartre krallığının açgözlülüğüyle karşılaşır. Hikaye Iorphlu Maquia 'yı konu alır. Maquia dıi dünayaya çılmaktan çor korkar ama bu işgalden sonra hayat onu içine alır. Tahrip edilmiş bir köye kaçan Maquia orada ölü bir annenin yaşayan bebeğini bulur. İnsanlar hakkında bir şey bilmese de bebeği orada bırakamaz. Adını Ariel koyar ve bir şekilde çocuğu büyüterek mücadele etmeye başlar. 1-HOTARU NO HAKA Stüdyo: Studio Ghibli Yapım Yılı:1988 Yazan: Nosaka Akiyuki 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya'da hayatta kalmaya çalışan iki kardeşi konu alır. Setsuko ve ağabeyi Seita umutlarını,evlerini,geleceklerini kaybetmiş bir şekilde hayata tutunmaya çalışırlar. İnsanların acımasız yüzlerini, savaşın getirdiği felaketleri göğüslemeye çalışırlar. Seito yaşı küçük olduğu halde ufak kardeşine göz kulak olmaya çalışır. Açlıkla, hastalıkla, insanlarla, bombardımanlarla bir şekide hayata tutunmaya çalışan bu küçükleri kaderlerinde ne bekliyor. Savaşın acımasızlığını bütün çıplaklığıyla birkez daha gözlerin önüne seren bu anime benim en beğendiğim animelerden birisi sadece konusuyla bile birçok yapımı eskitmiş bu anime. Ancak sizden ricam bu animeyi bir hikayeyi izler gibi değilde gerçek bir bilinçle izlemeniz. kaynakça:https://myanimelist.net/ Esen Kalın.
  7. Saçma ve uyuşmayan kıyafetler absürt takılar, mantıksız amblemler, alakasız renkler... Bugün pek çoğumuzun yabancı olduğu bir konuya değineceğim. Ve dürüst olmak gerekirse bu konu hakkında kapsamlı bir araştırma yapmadan önce- daha önce duymuş olsam da- eksiklerim vardı. Üstüne öğrendiğim bilgiler beni hem şaşırttı hem de-ilginç ama-mutlu etti. Sizleri daha fazla sıkmadan konuya geçmek istiyorum. İlk olarak modaya hakimseniz ya da takip ediyorsanız daha önce bir yerlerde duymuş olabilirsiniz harajuku akımını. Harajuku bir moda akımını temsil etmeden çok daha önce sadece Tokyo'da bir bölgeyi temsil ediyordu. Ancak bu bölge sıradan bir bölge değildi elbette bu akımın doğması için adeta taşıyıcılık yapıyordu. Belirli zamanlarda gençlerin toplanıp sokak performansı sergileyip eğlendikleri bir mekandı ,bir caddeydi Harajuku. Daha sonraları gençlerin, sokak sanatçılarının toplandıkları bu yer 80'lerden sonra insanların tarzlarını sergiledikleri bir yer haline geldi. Harajuku modası kişinin giyinirken tamamen özgün olmasına dayanıyor. Diğer bir deyişle çılgın, özgür ve hatta anarşist bir tutum sergileniyor.Kat kat giysiler, punk tarzı kıyafetler, rengarenk kumaşlar, abartılı takılar, pastel ve neon tonlar, mottolu tişörtler, sevimli-gotik harmanlanmış kıyafet ve aksesuarlarla örülü bu akım Japon gençlerinin büyük bir çoğunluğunu ele geçirmiş durumda. Üstüne son zamanlarda da dünyaya yayılmakta bu akım... (sevimli-gotik tarza bir örnek) Şimdi gelelim bu eşsiz modanın(!) arkasında gizlediği mesajlara. Bu akımın sokaktan ve kısmen anarşiden doğduğuna değinmiştim. Ve şöyle bir baktığımızda sokaktan ve anarşiden doğan bir akımın tam olarak modaya bağlı yahut modadan kaynaklı olduğunu düşünmek doğru olmaz. Zaten bu anlayışa sahip olanların düşünüş tarzı da tam olarak böyle. Yani Harajuku tarzı aslında taban tabana modaya zıt bir şey. Saçma ve uyuşmayan kıyafetler absürt takılar, mantıksız amblemler, alakasız renkler... Modanın zorlama estetikçi anlayışına, tek düze insan yaratmasına, belirli kalıplar yaratıp bunları bize dayatmasına, özendirmesine karşı dimdik ayakta duran bir akım Harajuku. Daha doğrusu öyleydi.. Ancak en özgürlükçü düşüncelerden bile kazanç sağlamayı kendine görev bilmiş kâr ortakları bu moda akımını da yavaşça yerle bir ediyor. Özgün ve farklı Harajuku tarzı giysileri reklamını yaparak piyasaya sürüyor. Bizlere de maalesef ki oldukça geç tanıştığımız bu akımın çöküşünü izlemek düşüyor. Harajuku adına birkaç örnek: Eğer bu konu ilginizi çektiyse detaylar için: https://seyler.eksisozluk.com/baslarda-asagilanmasina-ragmen-sonrasinda-devrim-yaratan-giyim-stili-harajuku-style http://tokyofashion.com/ ESEN KALIN.
  8. Tarih öncesi çağlardan bu yana Japonya'da anlatılagelmiştir yokai/ayakashi hikayeleri... Peki nedir bu yokai? Kısaca değinecek olursak: Başlarının arkasında fazla ağızlı kadınlar, sadece kötü rüyalarla beslenen fil-ejderhalar, bebek zombiler, konuşan tilkiler, şekil değiştiren kediler, ateş püsküren tavuklar gibi farklı yeteneklere sahip olan büyülü yaratıklardır. Birbirinden farklı özellikler barındırırken genelde belirli bir yerin sahipliğini yaparken, insan kılığına girerken yahut insan eti yerken görebilirsiniz yokaileri.( tabi ki inanıp inanmamak sizlerin tercihi.) Peki Japon folklorü bu kadar zengin bir yokai skalasına sahip olurda bunların bir geçit töreni olmaz mı? Hyakki Yagyo yani "100 Şeytan'ın Geçiti" işte tam da burada gösteriyor kendini.Tüm yokai, oni(farklı bir çeşit yokai-iblis), hayalet ve diğer tüm doğaüstü yaratıkların evlerini terkedip belirlenen bir gecede Japonya sokaklarında yaptıkları yürüyüştür Hyakki Yagyo... Hyakki Yagyo törenini en tehlikeli kılansa geçitteki davetlileri herhangi bir şekilde görmek. Nasıl bişeymiş bu yokai? deyip pencereden baktığınız dakika ölüm fermanınızı imzalıyorsunuz Japonlara göre. Yokailer ya sizi öldürüyor ya da kölesi yaparak hayatınızı hapsediyor bir inanışa göre. (İngiltere Müzesi'nde sergilenen bir parşomen) Peki bu geçit töreninden korunmanın hiç mi yolu yok? Bir Ortaçağ Japon ansiklopedisi olan Shugaisho'ya göre geçit törenini kontrol altında tutmanın tek yolu Çin Zodyaklarıyla belirlenen gecede evden dışarı çıkamamak yahut harf harf hecelenen bu büyüyü söylemek: KA-TA-SHİ-HA-YA, E-KA-SE-Nİ-KU-RU-Nİ, TA-ME-RU-SA-KE, TE-E-Hİ, A-SHİ-E-Hİ, WA-RE-SHİ-KO-Nİ-KE-Rİ. (Harvard Sanat Müzesi'nde sergilenen bir parşomen) Yokailerle ilgilendiyseniz eğer 'NATSUME YUUJİNCHOU' serisine bir göz atın derim. Esen kalın.
  9. "Görünmeyen kırmızı bir iplik birbirleriyle tanışacak olanları zaman,yer ya da durum ne olursa olsun birbirine bağlar.Ve bu iplik uzayabilir,gevşeyebilir hatta karışabilir ancak asla kopmaz." Efsaneye göre eski Çin ay çöpçatan tanrısı "Yue Xia Laoren" tanışmasını ve birbirlerine yardım etmesini istediği insanları ayak bileklerinden birbirlerine görünmeyen kırmızı bir ip ile bağlarmış. Ve bu ip eninde sonunda bağlı olan o iki kişiyi günün birinde bir araya getirirmiş. Her ne kadar yolundan şaşsan ne kadar çok kişiye aşık olursan ol kaderin sana o kişiyi gösterirmiş. Hayatımıza birisi girdiğinde düşünmüş müyüzdür: "Bu kişi benim hayatıma neden dahil oldu yahut bu kişiyle tanışmamız tesadüf müydü?" diye... Siz bu konu hakkında kafa yormadıysanız bile Çin efsaneler i-inananlar için- yolumuzu aydınlatıyor diyebilirim. Bir kişiyle tanışmamız, bir olaya katılmamız gibi basit olayların komplike ipliklerle siz daha doğmamışken yazıldığına inanıyorlar bu insanlar. Aslında günümüzdeki kader inancıyla yahut daha modern bir bakış açısıyla quantum ile de oldukça benzeştiğini söyleyebiliriz bu inanışın. Çin'de ortaya çıkan bu mit daha sonra Japonya'ya yayılıyor. Ancak daha farklı bir versiyonda... Japonya'da bilinen ve inanılan şekliyle;bu kırmızı iplik ayak bileğinden değilde serçe parmağından bağlıdır çiftlere. Ancak yine de sonuç aynıdır. İp yeniden kavuşturur kaderlerindeki kişilere... Zaten çoğumuz aşinayız animelerden, movielerden bu şekliyle efsaneye. Konu olarak direk anlatılır kimi zaman ancak genelde kırmızı ip, kırmızı, kader motiflerini görürüz animelerde. Motiflere şöyle bir örnek verecek olursak: Attack on titan: Mikasa Ackerman'ın kırmızı atkısı, Noragami: Iki Hiyori'nin kuyruk bağı, Naruto: Hinata'nın ördüğü kırmızı atkı. Konu olarak direk ele alınışını ise " Kimi No Nawa" da rahatlıkla görebiliriz. En açık örnek Mitsuha'nın saç tokası ve kaderi anlatan betimlemerdir. Ancak bana kalırsa bu tür inanışlar genel olarak Uzak Doğu insanlarının yalnızlığı adına, onlara bir teselli olabilmek adına ürettikleri bir olgudur. Hayatlarının sonuna dek onları daima bekleyecek ve kabullenecek birisi olma inancı insanları her zaman mutlu etmiştir. Biraz acımasızca olsa da zaten çoğu mit insanların kendilerini daha iyi hissettirme inancından doğmuştur. (ya da en azından ben böyle düşünüyorum.) Göz atmak isteyenler için de buraya sevimli bir kaderin kırmızı ipliği linki bırakıyorum: Esen kalın.
  10. Gerek sözleri gerekse altyapısıyla bizleri kendisine bağımlı hale getiren birçok opening dinlemişizdir. Hatta anime openingleriyle dolu bir çalma listesi bile hazırladığımız olmuştur. İşte ben de bugün son zamanlarda sıkça dinlediğim deyim yerindeyse bağımlılık yapmış openingleri sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte karşınızda dinlemeye doyamayacağınız 10 opening.. 10-KAMİSAMA HAJİMEMASHİTA OP/1 9-BLOOD-C OP/1 8-PSYCHO-PASS OP/1 7-DORORO OP/2 6-DANSHİ KOUKOUSEİ NO NİCHİJOU OP/1 5-CHAOS;CHİLD OP/1 4-THE PROMİSED NEVERLAND (YAKUSOKU NO NEVERLAND) OP/1 3-NARUTO SHİPPUDEN OP/8 2-D-GRAY MAN OP/2 1-KOKKOKU OP/1 Esen kalın.
  11. Daha önce anime izlerken:"Ben bu karakteri bir yerler de görmüştüm." dediğiniz olmuştur. Peki bu hissi veren şey nedir biliyor musunuz? Özetle; mangakaların karakter yaratırken (genelde kız karakter) kullandığı bir arşivden kaynaklandığını söyleyebiliriz. En başta sadece light novel (bir çeşit resimli roman) 'lar için tasarlanmış tipler olsalar da -dere'ler sonraları manga ve anime sektöründe boy göstermişlerdir. İşte ben de bugün -dere tiplerinden ve onların karakter yapılarından kısaca bahsedip bir iki örnekle de aklınızda canlanmasını sağlayacağım. Ancak ne olur ne olmaz diye de ekliyorum çok ufak spoiler içerebilir. Şimdi gelin bu -dere tiplerini birlikte inceleyelim... 1-TSUNDERE Önceliğimizi tabi ki de sık sık karşımıza çıkan "tsundere" karakterine verdim. Bu tür karakterlerin iki farklı davranış çeşidi vardır: tsuntsun ve deredere. Tsun karakteri genelde hırçın, şiddet yanlısı, soğuk ve deyim yerindeyse gıcık tiplerdir ve genelde "baka" kelimesini de ağızlarından düşürmezler. Dere karakteriyse sevecen ve arkadaş canlısıdır. Genelde aşık olduğu kişiyle yalnızken ya da yeni edindiği bir kız arkadaşının yanındayken bu yanı görebiliriz. Zaten tsundere'lerin sevilir yanı da bu karakter gelişimini görmek sanırım. Sonuç olarak tsunderelerin seveni de çok sevmeyeni de. Örnekler: Taiga Aisaka - Taradora, Louise de La Vallere - Zero No Tsukaima 2-YANDERE Aşina olduğumuz bir diğer karakterse tabi ki yandere. Adına simülasyonlar çıkartılan bu tipleme hasta ruhlu bir aşığı ifade eder. İlk bakışta sevimli ve zararsız gibi gelse de hikaye ilerledikçe takıntı haline getirdikleri insan için işkence, yaralama ve cinayet gibi aktiviteleri zorlanmadan gerçekleştirirler. Genelde ortamlara bıçak, katana, balta gibi aletlerle dalmaları meşhurdur. Konu aşık oldukları insan olunca kendilerinden kolayca vazgeçebilirler. Animenin sonunda da bu işin ne kadar kutsal olduğundan falan bahsedilir. Örnekler: Gasai Yuno - Mirai Nikki, Shiro - Deadman Wonderland, Kotonoha Katsura - School Days 3-DANDERE Bu karakter sessiz, sakin ve zararsızdır. Ve bu sakinliklerinin nedeni genelde aşırı derecede utangaç olmalarına bağlıdır. Sınıfın en arkasına oturup onlara ısrarcı bir şekilde aşık olan bir erkek karakterin gelmesini beklerler. Bu karakter geldiğindeyse aşklarını anlamamak için ellerinden geleni yaparlar. İnsanları kırıp dökmekten çok korkan nazik tiplerdir. Karakter gelişimi çok yavaştır. Japon erkeklerinin ise en çok ilgisini çeken kız türleri arasındadır bu karakter. Örnekler: Kuronuma Sawako - Kimi no Todoke, Tachibana Kanade - Angel Beats, Tachibana Mei - Sukitte İi Na Yo 4-KUUDERE Birbirine sıkça karıştırılan karakterlerdir aslında kuudere ve dandere. Ancak kuudere -dere'ler içinde en havalı karakterlenden biridir. Zaten adını "cool" ve "dere" nin birleşiminden almıştır. Diğer insanlardan uzak durmayı tercih edebilirler. Dışarıdan duygusuz, soğuk dururlar. Genelde alaycı ve küçümseyici bir tavırları vadır. Anime dünyasında realistik ve olgun bir karakter deneyimi sunarlar. Gözlemlerime göre bu karakterler görev söz konusu olduğun da sıkı bir duruş sergilerler. Küçükken acı bir geçmiş deneyimleri olabilir. Örnekler: Re-L Mayer - Ergo Proxy, Erza Scarlet - Fairy Tail, Mononoke - Mononoke-Hime 5-DEREDERE Sürekli aşırı enerjik ve mutlu olan bir karakterdir deredere. Sürekli etrafta koşuşturup hiper neşeli, aktif ve aşık olmaya meyillidirler. Sevimli bir de surata sahiptirler. Örnekler: Lala Satalin Deviluke - To LOVE-Ru, Mari Tamaki - Sora Yori Mo Tooi Basho 6-HİMEDERE Himedereler adı üstünde kendisine prenses gibi davranılmasını isteyen ve özel olduğunu düşünen tiplerden ouşmuştur. Genelde büyük bir egoya sahiplerdir ve dünaynın kendisi etrafında döndüğünü düşünürler. Kıskançlardır. Ve gerçek kişiliklerini gizleyerek olduklarından farklı biri gibi davranırlar. Örnekler: Erina Nakiri - Shokugeki no Souma, Noriko Kamomebeta - Kuzu no Honkai 7-KAMİDERE Bu karakter de aslında himedere ile benzer özelliklere sahiptir. Himedere ile farkıysa bu karakterde "tanrı" kompleksi olmasıdır. Genelde de olağanüstü bir güce sahiptirler. Örnekler: Satsuki Kiryuuin - Kill La Kill, Isurigi Mio - MM! 8-MAYADERE Yandereden sonra en tehlikeli olan -dere tipi mayaderelerdir. Bu tip karakterler hikayenin başında daha sonraları aşık olacağı kişiyi öldürme çabası içindedir. Daha sonra hikayenin gidişatına göre öldürmeye çalıştığı kişiye aşık olur ve bu isteğinden vazgeçer. Örnekler: Illyasviel von Einzbern - Fate/Stay Night, Zero Two - Darling In The Franxx, Esdeath - Akame Ga Kill 9-BAKADERE Sakar, beceriksiz ve çocuksudurlar. Bir şeyleri anlayamamaları onları komik kılar. Aşık olduklarındaysa toptan akıllarını kaybederler. Hareketleri 10 yaşında bir çocukla eşdeğerdir neredeyse. Ancak bana kalırsa oldukça sevimli bir de atmosferleri vardır. Örnekler: Yui Hirasawa - K-On, Yoshiko Hanabatake - Aho-Girl 10-SADODERE Ve tanıtıcağım son dere türü sadodere... Sadoderelerin numarası aşık olduklarında ortaya çıkar. Onlara aşık olan birisi çıktığında genelde bu kişiyle dalga geçer ve onu küçük düşürürler. Kendilerine aşık olan kişinin duygularını manipüle etmekten hoşlanırlar. Hatta nadiren ileri giderek bir güzel döverler aşıklarını. Örnekler: Kurumi Tokisaki - Date A Live, Nemesis - To Love-Ru DİPNOT: Buradaki -dere tipleri animelerde karşımıza çıkabilecek olan kadın karakterlerdir. Esen kalın.
  12. Bugün burada animelerde, mangalarda, forumlarda sıkça karşımıza çıkan, hakkında makaleler yazılan, belgeseller çekilen bir konuyu enine boyuna inceleyeceğiz. Japonya'nın ulusal bütçesinin %12' sini kapsayan, Meiji Dönemi'yle birlikte serpilip globalleşmeye başlayan ve Japonya'nın hızlı ve dengeli bir şekilde kalkınmasının en büyük nedenleri arasında gösterilen Japon eğitim sisteminin yapıtaşlarından Japon liseleri hakkında neler biliyoruz? Öncelikle zaten Japon lisesi dediğimizde çoğumuzun aklında belli başlı şeyler belirir: üniformalı liseli kızlar/erkekler, okul kulüpleri, yıl sonu eğlenceleri gibi gibi shoujo anime klişeleri... Peki ama hiç düşündük mü asıl kızımız dersteyken düşüncelere daldığında ve ders anlatmaya çalışan zavallı öğretmenlerin sesi arka plandayken aslında sınıfta neler olur, neler öğretilir? Sadece teneffüs aralarında gördüğümüz sınıfların içerisinde neler empoze edilir öğrencilere? Gelin birlikte yakından inceleyelim. Japon liselerinin tarihçesine baktığımızda Tokugawa Dönemi(1603-1867) 'nden Meiji Dönemi(1868-1912) 'ne kadar önemli bir gelişme görülmez bu dönemde genel olarak Çin eğitim sistemi örnek alınır. Ancak 2. Dünya Savaşı'nın Japonya'ya etkisiyle Meiji Dönemi'nin liderleri Batı'ya yetişebilmek adına modern, bütünleştirilmiş, ilkeli bir eğitim anlayışını benimsediler. Zaten önceden de dediğim gibi bu olay Japonya'nın 2. Dünya Savaşı'nda aldığı yenilginin izlerini silip üzerine kat bile çıkmıştır. Bu kararla birlikte Çin ve Japon eğitim sisteminden çıkılmış; lise seviyesine kadar eğitim zorunlu hale getirilmiş, üç aşamalı( ilkokul-ortaokul-üniversite) sistem oluşturulmuştu. Ayrıca kız ve erkek çocuklar için eğitim de zorunlu olmuştu. Ve böylece modern Japon Lisesi'nin temelleri atılmış oldu. Çağdaşımız Japon Lise'lerini incelediğimizdeyse liselerin büyük bir çoğunluğu 3 yıllık tam gün liselerden oluşmaktadır. Diğer liseler yarım gün ve 4 yıldan oluşur ama Japon halkının %90 dan fazlası tam gün olanları tercih eder. Dersler 45 dk.dan oluşur. Öğle aralarında yemek genellikle sınıfta yenilir getirebilenler evden bento (beslenme çantası) -ve evet lisede- getirir. Çoğumuzun bildiği üzere buralarda temizlik görevlisi/hademe yoktur. Öğrencilerden temizlikleri kendilerinin yapması -tuvaletler dahil- istenir ki sorumluluk ve görev alabilme olguları gelişsin. İlkelerine oldukça bağlı olan geleneksel ve çağdaş normlarla sentezlenerek harikalar yaratan Japon Liselerinin misyonu ise şu şekilde: -Kamu görevleri için gerekli insanı yetiştirmek, -İstekli gençlerin toplumda başarı sağlamasına olanak vermek, -Kuvvetli bir ekonomi için teknik olarak iyi yetişmiş gençleri topluma kazandırmak, -Gençleri ulusuna bağlı ve milli bütünlüğe yarar sağlayacak bireyler olarak yetiştirmek. Peki lisede bu yetileri kısmen elde etmiş gençler üniversitelere nasıl mı yerleşiyor? Oldukça şaşırtıcı ancak tıpkı bizimkine benzeyen bir sınavla. Ve daha şaşırtıcı olanıysa üniversitelere yerleşme oranı %98. Tabi bunda dershane benzeri özel kurumların yaygınlığının katkısı da vardır. Japonya'da bu tür destek kurslarının yaygınlığı oldukça fazla üstüne birde devlet okullarında çalışan öğretmenlerin neredeyse hepsi de ek olarak özel ders veriyorlar. Kim bilir belki de başarısını buraya borçlu liseler... E bu kadar çalışmanın stresini nasıl atıyorlar derseniz de bunun için kurulan " bukatsu" lar var. Bukatsu okul sonrası kulüp anlamına gelmektedir ve öğrencilerin sosyal açıdan gelişip bukatsunun alanına göre becerilerinin gelişmesi hedeflenmektedir. Sonuç olarak Japonya kendi yolunda ilerleyen bu sistem ne sadece bir yaratma ne de sadece bir kopya örneğidir. Ve eğitim konusunda dünya sırlamasında birçok görüş tarafından adını altın harflerle baş sıralara yazdırmıştır. Japonya'dan bu konu hakkında öğreneceklerimiz var belli ki... Esen kalın.
  13. hepinize merhaba öncelikle yeni katıldım ve önerierinize açığım iyi anlaşalım.

.

logo.png.c9c7979e5a58750c2eb2f340594d083

AniSekai Fansub | Türkçe Fansub, Türkçe Anime & Manga & Kore & Japon Dizi & Film Çeviri ve İzleme, Anime/J-Pop/k-Pop/Kore Radyo, Uzakdoğu Anime Manga Haberleri ve Oyun Dünyasına Dair Herşey

 . 

Bizi Takip Edin.

×
×
  • Create New...